30 Aralık 2009 Çarşamba

Ege Üniversitesi 2009 El Kitabı

Mail adresime gelen bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Ege Üniversitesi 2009 El Kitabı. Gerçekten böyle bir kitap varmı yokmu bu konuda hiç bir fikrim yok. Gönderen arkadaşım kaynak göstermemiş. Bu el kitabının 2010'da da işimize yarayacağını düşündüm :)



2009(2010) EL KİTABI

SAĞLIK:

1. Çok su için.
2. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. 3 E ile yaşayın -- Energy, Enthusiasm, and Empathy (enerji, heyecan ve duygu paylaşımı).
5. Meditasyon, yoga ve dua yapacak zaman yaratın.
6. Daha çok oyun oynayın.
7. 2008(09)'da okuduğunuzdan daha fazla kitap okuyun .
8. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.
9. 7 saat uyuyun.
10. Hergün 10 - 30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.

***********************************************************************

KİŞİLİK:

11. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın.Onların seyahatinin ne hakkında olduğuna dair hiçbir fikrin yok.
12. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere sahip olmayın.Bunun yerine enerjinizi olumlu şekilde şu an için harcayın.
13. Kendinizi fazla abartmayın; sınırlarınızı bilin.
14. Kendinizi çok da ciddiye almayın; kimse yapmıyor.
15. Kıymetli enerjini gevezelikle, dedikoduyla boşa harcama.
16. Uyanık iken daha fazla hayal kurun.
17. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan herşeye zaten sahipsiniz.
18. Geçmiş meseleleri unutun. Partnerinizin geçmiş hatalarını hatırlatmayın.Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
19. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.
20. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
21. Senden başka hiç kimse senin mutluluğundan sorumlu değildir.
22. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın.Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
23. Daha fazla gülümseyin ve gülün.
24. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmamak için anlaşın.

***********************************************************************

SOSYAL YAŞANTI:

25. Ailenizi sık arayın.
26. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.
27. Herkesi herşey için affedin.
28. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
29. Hergün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız en az 1 kişiye "GÜNAYDIN" deyin.
30. Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü seni ilgilendirmez.
31. Hasta olduğun zaman işin sana bakmamalı. Arkadaşların bakmalı.Onlarla temasta olun.


***********************************************************************

HAYAT:

32. Doğru şeyi yapın!
33. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan herşeyden uzak durun.
34. ALLAH herşeyi iyileştirir.
35. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.
36. Nasıl hissettiğinizin önemi yok, haydi kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.
37. En iyisine henüz sıra gelmedi.
38. Sabah canlı olarak uyandığınız zaman, bunun için ALLAH'a şükredin.
39. Maneviyatınız daima mutludur. Öyleyse mutlu olun.

***********************************************************************

SONUNCU ANCAK ÖNEMLİ:

40. Lütfen bu dilekleri önemli saydığınız herkese iletin.

Yeni yılda görüşmek üzere
Sevgiyle...

27 Aralık 2009 Pazar

Kayıp Gül - Serdar Özkan

Ahh gene süper bir kitap denk geldi. ( Teşekkürler ÇaÇa ) Okuduklarımın üzerine uzun uzun düşündüm, kendimi eleştirdim de eleştirdim. Biraz masalsı, felsefik, sade bir dille yazılmış harika bir roman. Okurken kendi içinizde de bir yolculuğa başlıyorsunuz. Sanırım hepimiz birer kayıp gül olmuşuz, kokumuzu yitirmişiz.

Kayıp bir ikizin izinden San Francisco’dan İstanbul’a, güllerin ve düşlerin dünyasına uzanan gizemli bir yolculuk...

''Hatırlıyor musun, güneşli günlerde sana akın akın koşanlar güz gelince bir bir terk etmeye başlıyorlardı seni. Kış iyice bastırınca da hiç kimseyi bulamıyordun yanında. Gururun seni yalnız bırakıyordu ve o kuru gururun yüzünden ağlayamıyordun bile. Bahardaki övgüler seni ne kadar yükseltmişse, sonbahardaki düşüşün de o denli yüksekten oluyordu. Havanın değişmesi yerle bir ediveriyordu seni... Oysa bir gül için bu böyle mi? Bir gül için, güz demek, yağmur demek. Güz demek, bahara hazırlık demek...

Üzgünüm dostum ama, sana tutkuyla bağlananlar bir gün seni terk edecekler. Çünkü onlar sana değil, kendi tutkularına tapıyorlar yalnızca. Ve bir gün gelecek, o tutkuları başka bir tanrıça bulacak. Senden daha güzel, daha güçlü bir tanrıça! İşte o zaman sen unutulacaksın. Kendini onların övgüleriyle var ettiğin için de, unutulduğun zaman yok olup gideceksin.''
kaynak

Gülünüzü bulmanız, gülünüzden sorumlu olmanız dileğiyle....

25 Aralık 2009 Cuma

Birsen'in Çantası Tamamdır


Ohhh nihayet Birsen'in bu yazımda bahsettiğim çantası da bitti.

Sevgili Leyya'nın sözüne uydum ve çanta ile astar arasına keçe koydum. Valla süper oldu. Leyyacığım teşekkürler, milyon tane öpücükler :))

Çantanın fotolarını çekerken benim aklıma başka bir fikir geldi. Ya bu çantadan ne güzel bebiş çantası olur dimi. Bebişin bezini ıvırını zıvırını doldurursun içine :)
Valla bu fikrimi beğendim ben. Fikrim şöyle köşede dursun yarın öbürgün hamile birileri olursa bi çanta, bi alt açma zımbırtısı, bide biboron koyma şeysinden diktim mi süper hediye olur valla :)
Bigiciğim güle güle kullan emi. Yıllardır hep sen bana dikiyodun. Nihayet bende sana birşey dikebildim gururluyum, mutluyum :))) Çantanın cebinede sevgimi koydum haberin olsun :)
Haydi öptüm şimdilik.

23 Aralık 2009 Çarşamba

Şafak Vakti - Stephenie Meyer

Evet nihayet Stephenie Meyer sayfasını kapattım. Serinin son kitabı ŞafakVaktiydi. Ama yazar boş durmuyor ki 5. Kitap yoldaymış :)
Alacakaranlığı çok beğenmiştim. Yeni Ay ve Tutulma benim için sıkıcıydı ama Şafak Vaktinde olaylar yine hareketleniyor ve gerçekten sürükleyici. Seriye başladıysanız bence bitirin. 4. kitabı keyifle okuyacağınıza eminim.
Sevgiler...

22 Aralık 2009 Salı

Çifte Mim

İlk olarak Sevgili Cherryblossomgirl'ün mimini cevaplayayım.

2010'dan beklentilerim;
2009 benim için güzel bir yıldı umarım 2010 2009'a 10 basar :)

*Öncelikle tabiki herkes gibi bütün sevdiklerime ve kendime
sağlık ve huzur dolu bir yıl diliyorum.
*Hepimiz için bereketli bir yıl olmasını diliyorum.
*Bol sevgi istiyorum.
*Bütün dünya için barış diliyorum.
*2010'da gönlümdeki evin benim olmasını diliyorum.
*Yeni yerler gezmek ruhumu zenginleştirmek istiyorum.
*Her günün diğerinden daha güzel geçeceğini biliyorum ve istiyorum.

Kısaca herkese güllük gülistanlık, gönüllerince bir yıl diliyorum.
-------------------------------------------------------------------------------------------
Gelelim sevgili cingifilli'nin mimine

1.Kullandığınız parfüm markası?
Dior Pure Poison ve sevgili Gülşah'ın armağanı olan Bruno Banani. Hatta Bruno Banani favorim diyebilirim ama çok araştırdım malesef Türkiye'de satışı yok ilgililere duyurulur :)

2.En son okuduğunuz ya da okumakta olduğunuz kitap?
Şu anda Kayıp Gül-Serdar Özkan ve Limon Ağacı-Sandy Tolan okuyorum
Kayıp gül Limon ağacıyla aramıza girdi. İyikide girdi :)

3.En son izlediğim film?
Eternal Sunshine of the Spotless Mind yazmıştım ya süper filmdi.

4.Okumaktan zevk aldığınız kitap türü?
Ayrım yapamadım :) şu ara ne bulsam okurum modundayım. Ama sanırım yaşanmış hayat hikayelerinden daha çok etkileniyorum.

5.Vazgeçemediğiniz, beğendiğiniz giyim markanız?
Sürekli takıldığım bir marka yok. Beğenmem yeterli.

6.Saç renginiz?
Koyu Kahve

7.Göz renginiz?
Kahverengi

Ayol kendimi bir an ortaokulda gibi hissettim o dönemler bu tarz anketlerimiz vardı birbirimize doldurturduk. Benim ki duruyodu üşenmeyip arıcam valla :))

Öptüm hepinizi.....

21 Aralık 2009 Pazartesi

Ben buralardayım haberiniz olsun :)


Ben buralardayım ama ruhum nerelerde Allah bilir. Biraz rutinimin dışına çıkınca ruhum ve bedenim birbirini kaybediyor :) Bu gün sersem tavuk gibiyim.
Gidiş ve dönüşümde bir sürü sinir bozucu şey olmasına rağmen Yalova çok güzel geçti.
Annem ve Babam çok iyi görünüyorlardı. Hiç bir aksilik olmadan görevlerini yapıp sağ salim döndüler. Oraları tarif etmeye, duygularını anlatmaya kelime bulamıyorlar. İnşallah bütün isteyenlere ve bize de nasip olur.
Bu haftasonu gene Yalovadayım, mevlüt okunacak.
İşte durumlar böyle bir süre hobiler kenarda bekleyecek çok değil 2010'a kadar :) Çünkü her haftasonu bir durum var.

Bu arada sevgili cherryblossomgirl ve sevgili cingifilli beni mimlemiş, ben bi kendimi bulayım en kısa zamanda gelecek cevaplar :)
Sevgiler...

19 Aralık 2009 Cumartesi

İçimizdeki Şeytan - Sebahattin Ali


Yine bir Sabahattin Ali romanı. Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın "kapana kısılmışlığını" gösteriyor Sabahattin Ali. Sırada kuyucaklı yusuf var en kısa zamanda onuda okumayı düşünüyorum.
Kitaptan;
"İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimizdeki şeytan diyordum, müdaafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...
Bana Yalova yolları size mutlu haftasonları :)
Sevgiyle...

17 Aralık 2009 Perşembe

ZAMAN


Çok zaman önceydi.
O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı;
ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bugün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi.
Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı...
Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşını da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı;
ama bugünü hiç yaşayamadı.
Ne yarın ne de dün...

Can Dündar

15 Aralık 2009 Salı

Bir Çantada Birsen için-1

Eveeet sıradaki çanta Birsen için. Canımcım sanada bi çanta yapmak istiyorum ama sen dizayn et dedim. Bana yukardaki resmi yolladı. Bilmem üzerindekileri okuyabildiniz mi ? Utanmaz bide sen kaşındın demiş :) Harbiden de kaşınmışım.

Bir süre nasıl kumaş alsamla cebelleştim. Kumaşı buluyorum renk güzel değil. Renkte karar kılıyorum kumaşı beğenmiyorum derken yukardaki pembe kumaşta karar kıldım. Tabii bide uygun keçe arayışı başladı ama maalesef pek alternatifim yoktu.

Nihayet eldeki imkanlarla bir başlangıç yaptım.


Yeşil keçede alternatif bulamadığım için yaprakların üzerine iki ton yeşil kullanarak damar yaptım.


İşin en zor kısmı kedilerdi :) Bi kaç gün kedileri nasıl bohçalıcamı düşündüm. ( şimdi size kolay geliyodur ama valla zordu )
Gri kedi yapmayı çok istedim ama gri keçe yok Bursadaaa :(
Ehh bende beyaz yaptım ama dayanamadım arayada bi tane de turuncu kedi sıkıştırıverdim.

İşte son durum da budur. Bir kaç küçük eklemeden sonra çanta haline gelecek ama sanırım hemen yapamam. Sakin bir zamanda yapmam lazım. Malum yarın bizim hacılar dönüyor :).
Bigiciğim resimdekini birebir uygulayamadım ama genede fena olmadı dimi. İnşallah beğenirsin :)
Görüşmek üzere ....

14 Aralık 2009 Pazartesi

Eternal Sunshine of the Spotless Mind


Bu filmi izlediniz mi ? Süper ötesi harika bir film. Hemen pc'nin başına geçin izleyin biyerlerden :)
Başrolerde Jim Carey ve Kate Winslet oynuyor.
Kötü anılarınız, unutmak istedikleriniz varsa şipşak siliniyor sonra ne mi oluyor ? Yazarsam izlemenizin bir anlamı kalmaz. İzleyin ve görün.
Sevgiyle...

13 Aralık 2009 Pazar

Bursa'da kar var :))

Tamam henüz kar şehre inmedi ama ha indi ha inecek :) Uludağ yolunda tutmuş bile. Yağmuru çok sevmiyorum ama kar bi başka. Hele ki ayak basılmayan yerler çarşaf gibi bembeyaz. İçime ayrı bir coşku veriyor. Çocuk olmak istiyorum o zaman, kendimi sokaklara atıp deli gibi kartopu oynamak istiyorum :))

Kartopu oynayamadım ama sıcak bir kahve içtim bu gün dağ yolunda. Manzara süper, keyifler yerinde. Pazartesi için hazırım. Bu manzara bana 1 hafta yeter. Bide sabah kalktığımda karla karşılaşırsam deymeyin keyfime. Düşe kalka giderim artık işe :))


Mekanda güzel dimi. Birsenciğim sen bilirsin buraları :)
Mutlu bir hafta dileğiyle...


12 Aralık 2009 Cumartesi

Firkete


Aldım birtane şiş yukarıdaki gibi eğdim :) Amacımız firkete ile birşeyler üretmek. Firkete bilmeyenler için adım adım Y ablam yaptı ben fotoladım. Yapması çok kolay.


Ne yapabiliriz derken atkımı desem fularmı desem işte ona benzer bişi yapmaya karar verdik.

Uzun uzun bir sürü firkete yaptıktan sonra Y ablamın fikri ile iki tanede ikili yapıp birleştirdik. Siz isterseniz üçlü, dörtlü deneyebilirsiniz. Hem çabuk yapılıyor hemde eğlenceli.

İşte sonuçlar; kapıda asılı olanlar tekli firkete, diğer ikisi ise iki firketeyi birbirine bağlayarak yapıldı. Aslında kahverengi simli olan çok şık ama yün simli olduğu için fotoda çok belli değil.

Bizden size haftasonu uğraşı olsun :) Neşeli günlerrrr...

10 Aralık 2009 Perşembe

Nefes Nefese-Ayşe Kulin

Şu günlerde çalışmaktan ve kitap okumaktan başka pek birşey yaptığım söylenemez. İlhamları bekliyorum ama gelmiyolar :)

Olsun arada mola vermek lazım. Tabi kitaplar hariç, mola veremediğim tek şey kitaplar. Okurken inanılmaz zevk alıyorum ve fırsat buldukça bolca okumaya çalışıyorum.
Tabi her zaman satın alamıyorum malum kitap fiyatları yüksek. Amaaa benim süper bir çözümüm var.
Bir dolu kitabım var çünkü Şehir Kütüphanesine üyeyim :) İnanın kütüphane derya gibi ne hakkında okumak istiyorsanız elinizin altında. . Okuduğum kitapların içinde beğendiklerim oldukça da sizlerle paylaşıyorum. İşte Ayşe Kulin'in Nefes nefese romanıda onlardan birisi.
Okuduktan sonra etkisinden kurtulamayıp gece rüyamda olayları yaşadığım bir kitap beğeneceğinizi umuyorum.
Bu arada üstteki fotoğraf Bursa Şehir Kütüphanesinin fotoğrafı, gururla sunarım :) Kütüphane setbaşında Bursanın en güzel yerlerinden birinde. Dere kenarındaki bahçesi süper, manzarası harika. Normal çalışma salonunun dışında günlük gazeteleri ve aylık dergileri okuyabileceğimiz sıcacık bir okuma salonu ve bir doluda ziyaretçisi var. Ayrıca yeni çıkan kitapları bulmakta mümkün. Çevremde ki herkese olduğu gibi sizlerede tavsiye ediyorum. İnanın bulunmaz nimet, değerlendirmek lazım.
Sevgiler...

Nefes Nefese-Ayşe Kulin
Son Osmanlı paşalarından Fazıl Reşat'ın kızı Selva ile, âşık olduğu Musevi genci Rafael, evlenmelerine karşı çıkan aileleri tarafından dışlanınca Fransa'ya giderler. Ancak burada da huzur bulamayacak, İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla, bu kez de, Hitler'in ağına takılacaklardır. Etraflarını saran Nazi çemberi git gide daralırken, her an tutuklanıp kamplara yollanma korkusuyla yaşamaktadırlar... İşte tam o yıllarda Türkiye, savaşın ateşine bulaşmadan, Almanlarla Müttefikler arasında gerili ince ipte, bir cambaz maharetiyle yürümeye çalışmaktadır... Ayşe Kulin bu yeni romanında, hem ülkeyi savaşın ortasından başarıyla geçiren kadronun hem de Selva ile Rafael'in zor aşkının peşine düşerek, İstanbul'dan Marsilya'ya, Ankara'dan Kahire'ye kadar uzanırken, kendi canları pahasına yüzlerce Yahudi'yi Nazi kıyımından kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını da gün ışığına çıkarıyor...

7 Aralık 2009 Pazartesi

Guguk Kuşu


Güzel bir film izledim bu gün. Türkçe adıyla Guguk Kuşu.
Film akıl hastanesinde geçiyor. Akıl hastası taklidi yapan bir mahkumun akıl hastanesinde ki serüveni. Bazı yerleri çok komik bazı yerleri çok dramatik ve beklemediğim bir son. Müthiş bir film, anlatmayla olmaz izlemeniz gerekir.
Film Ken Kesey'in aynı adlı romanından uyarlanmış, 1975'te çekilmiş ve beş ana Akademi Ödülü'nü kazanmış. Jack Nicholson rolün hakkını gerçekten vermiş. Film böyleyse kitap müthiştir diyorum ve kesinlikle izlemenizi öneriyorum.
Sevgiyle...

6 Aralık 2009 Pazar

Tırtıl Kurabiye


Tembel ahçıdan tırtıl kurabiye :)
Kurabiye aparatını F ablam almış sağolsun. Zaten yemek işleri ondan sorulur. Genellikle yaptığım bütün tarifler F ablamdan öğrendiklerimdir. Hamarattır benim ablam :)
Bende bir deneyim dedim. Valla çok lezzetli oldu. Bisküvi kıvamında baymayan tatlı bir kurabiye. Tek sorun benim fırınım mini fırın olduğu için üç postada pişirebildim. Kurabiyelerdeki renk farkı bu sebepten :) Denemek isteyenler, fırınınız küçükse yarım tarifle de yapabilirsiniz. Tarif şöyle;

Malzeme:
* 1/2 margarin
* 2 yumurta
* 1 çay bardağı sıvı yağ
* 2 çay bardağı şeker
* 1 paket kabartma tozu
* 1 paket vanilya
* aldığı kadar un

Kurabiyenin yapılışı:
Hamur yapılır. Kalıbın içine yerleştirilip bastırılır. Tepsiye dizilip önceden ısıtılmış 160 derece fırında 15 dk pişirilir.


Tarif çok lezzetli aparatı bulamasanız bile elle şekil verilip de yapılabilir. Bence denemeye değer.
Bu arada tabağımda teyzoşumun hediyesi, çok severek kullanıyorum. Teşekkürler teyzoşum.
Sevgiler...

5 Aralık 2009 Cumartesi

Peluş Bolero

Çok dikiş biliyorum ya bide peluştan bişeyler dikeyim dedim :)
Nerden giriştim bilmem ki. Şu anda evin her yerinde peluşun tüyleri dolaşıyor.
Neyse kolaya kaçıp bolero yaptım. Yukarıda görüldüğü üzere kalıp kafadan uydurmaca. Çok amaçlı tabakla :) boleronun ön kısımlarını çizdim. Peluşu diktikten sonra iç kısmını astarladım. İşte o astar dikme kısmı zorladı beni.

Bu arada dikiş dikerken tek bir odayı kullansam hiç sorun olmayacak, ama ben evin hakkını verip bütün odalarda bişeyler yaptığım için her dikişte bütün ev halloluyor. Ortalığı bayağı kirlettim ama sonucu sevdim. Bide üşenmedim gecenin bi vakti bloga ekledim. Artık pazartesiye kadar kimse benden bişey beklemesin yoruldum :)


Herkesi öpüyorum, mutlu haftasonları...

2 Aralık 2009 Çarşamba

Stephenie Meyer-Tutulma


Allahım ne çok sıkıldım okurken. Alacakaranlığı ve Yeni ayı yazın okumuştum, belkide çok ara vediğim için sıkıldım. Madem sıkıldın niye bırakmadın diyenleri duyar gibiyim ama ne yapayım Şafak Vakti güzelmiş.
Sen şimdi 1 ve 2 yi oku 4. kitaba geç.Olurmu hiç o yüzden oflaya puflaya okudum. Yazar da yazmışta yazmış nerdeyse 500 sayfa. Gerçi Stephenie Meyer'in hayal gücüne hayranım ama genede sıkıldım. Belki hatırlatma olur biraz keyfe gelirim diye Alacakaranlığı bir kez daha izledim ama ı ı yetmedi. Okurken Bella'ya gıcık olmaya başladım sen kırıp dizini oturma, bütün vampir alemini karıştır yetmiyomuş gibi git bide kurtlar alemini karıştır :)
Neyse kusur kalırdım okumasaydım okudum kurtuldum. Okuyacaklara bol sabırlar :)
Bu arada filmde Edward'ın evi nasıl ? müthiş dimi. Koca koca camlar ormana karşı. Ahh bayıldım eve. Çok dua etsem benimde öyle bir evim olurmu ki :))

Hepinizi kocaman öptüm. Sevgiler...

1 Aralık 2009 Salı

Görüşmeyeli...

Sağdan sola; Y ablam, Birsen (kanki kuzen) , erkek kardeşim, F ablam ve bendeniz
Nihayet keyifli bir bayram tatilinden sonra döndüm yuvaya.
Annem ve babam buralarda olmadığı için tatili F ablamda geçirdik.
Kardeş kardeş mutlu bir tatil oldu.
Üst kadrodan Bigiciğim eksikti. Şekercim keşke siz de olsaydınız.
Gündüz harala gürele gezmeler, gecede sabaha kadar muhabbet. Çocukluğumuzdan, okul yıllarımızdan, incik boncuktan, kitaplardan bir sürü şeyden konuştuk, paylaştık, bol bol güldük.
İnsanın çok kardeşi olması gerçekten çok güzel, kocaman bir aileyiz biz. Bir kez daha şanslı hissettim kendimi.
Tabi kadro bu kadar değildi kardeşlerin çoluk çombalağıda vardı :)
Aileye katılan son buçan ( kendisi 2 yaşında ) bize darbuka eşliğinde konserler verdi. Mini mini bir kuş donmuştu ile başlayıp kendi besteleri aşık olalım ve dükkana da dükkana! gibi şarkıları söyleyerek bir yandan da kol bastı şov yaptı :))) çok süslü yaw bu sıpa.
Sonra bir baktım günler çabucak geçmiş ve ben işte gene burdayım.
Kimse duymasın ama insan ne kadar keyifli vakit geçirse de genede evini özlüyor. Birkaç günde adaptasyon sürer sonra kaldığımız yerden devam ederiz.
Görüşmek üzere...
 

KAÇ KİŞİ ONLINE