31 Ocak 2010 Pazar

Hafta Sonu Gezmeleri


Yine güzel bir hafta sonunu geri de bıraktım. Bu hafta sonu Yalova'da ki ablam ve yeğenim Bursa'daydı. Tabi evde oturmak olmaz gezdik tozduk. Onların şansına cumartesi günü Doğader'in kent gezisi vardı. Bursa Hanlarını rehber eşliğinde dolaştık.


Onca yıldır Bursa'dayım gözümden kaçan ne çok şey varmış. Çok güzel fotoğraflar çekebilirdim ama malesef fotoğraf makinama bişeyler oldu. Bir türlü çalıştıramadım. Tek kare fotoğraf çekemeden gezi bitti. Kozahan çok kalabalık olduğu için rehber pas geçmişti. Benim en sevdiğim han Kozahandır, bari birer çay içelim dedik. Fotoğraf makinasını kurcalarken ne oldu dersiniz? çalıştı. İşe bakın gezi bitti makina çalıştı. Neyse çalıştı ya bende bol bol kozahan fotoğrafları çektim. Bir ara kendi başıma hanlar gezisi yapıp diğer içimde kalan fotoları çekmeyi kafamın bi köşesine yazdım :)


Cumartesi günü gerçekten verimli bir gündü. Gecenin bi vakti Karabaş-ı Veli Kültür Merkezi ne gidip sema izlemeye karar verdik. Ne zamandır aklımdaydı. Karabaş-i Veli Kültür Merkezi Mevlevi kültürünün yaşatıldığı bir mekan.

1550 yılında ölen Yakup Çelebi tarafından kurulmuştur. Bu kişinin, Tecvid-i Karabaş adlı bir kitabı bulunduğu için tekke Karabaş adını almıştır. Tekke, dikdörtgen bir alan üzerine Semahane ile aynı yapı tekniğinde yapılmıştır. Kubbe ve çevresindeki ahşap işçilik dönemin en güzel örneklerinden biri olmuştur. Mülkiyeti Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne ait olan yapının toplam alanı 1720 m2. Bunun 1380 m2 sini yapının bahçesi oluştururken, kapalı alanda 110 m2 tekke binası, 200 m2 büyük müştemilat ve 30 m2 alanda da küçük müştemilat yer alıyor. Restorasyonu tamamlanan Karabaş-i Tekkesi temsil ettiği kültür ile özdeşleşen Mevlevi Kültürü’nün doyasıya yaşandığı bir mekan olarak hizmet vermektedir. Haftanın her günü akşamı sema gösterileri yapılan kültür merkezinde, mekanın kültürümüzle bütünleştiği muhteşem ortamda sunulan ücretsiz çay keyfi ile dinleneceksiniz. kaynak

Ne kadar huzur verici güzel bir gösteriydi. Hele küçük semazen görülmeye değerdi. Çok memnun kaldım iyiki de gittim. Bursa'da ki arkadaşlarım izlemek isterseniz her akşam program var.
Anlayacağınız ben gene güzel dolu dolu bir hafta sonu geçirdim. Başka misafirlerim de olacaktı ama gelemediler. Yaaa gelmediniz neler neler kaçırdınız :)
Hepinize kucak dolusu sevgiler...
"Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün, ya göründügün gibi ol" (Mevlana Celaleddin Rumi )

29 Ocak 2010 Cuma

Ya Kaninda var! Ya da BURSALISIN...

Photo Kaynak
Benim gibi Bursa sevdalısı iseniz bu maili burada paylaşmadan duramazdınız :) Kim anlatmışsa biraz eksik anlatmış ama güzel anlatmış.

Ya Kaninda var! Yada BURSALISIN..

-Altıparmak ve heykeli özlemek,uludag' da piknik yapıp inkaya'da meyve salatası,
Mudanya' da balık yemeye gitmek,
-Santral garajın kırolarına, zafer plaza'nın tikilerine, adliye arkasinın özenti ama eğlenceli gençliğine ,cacaron' una, hamamları na, lodosuna, aralıkta güneş açan haziranda kar yağan değişken havasına, bir o kadar değişken insanına, otobüs çilesine, meridyenine, iskender kebabına aşık olmak,

Bursa yı sevmektir Bursa'lı olmak...
-Şehreküstü semtinin anlamını bilmektir.
-Kağan'a gidip birşeyler alıcam deyince Kağan kim diye sormamaktır.
-Sadece Bursa'da doğmak değildir, Bursa'ya öyle yada böyle bir şekilde yolu düşenlerinde hissettiği duygudur. Garip bir çekim büyüsü vardır Bursa'nın, gelen bir daha kopamaz bu şehirden.
-Çok göç alan şehirlerden olsa da, Bursa'ya yerleşenler kendilerini Bursalı hissederler.
-Denize, dağa, kara, yeşillige, kestane şekerine, şeftaliye, kozahana, pirinçhana ve bunun gibi birçok güzellige sahip olmak.
-Çanakkale Savaşı'nda en çok şehit vermiş memleketin evlatları olmaktır.
-Bu yönüyle her ne kadar dalga geçilse de "Bursalı olmak" bu ülkedeki diğer herhangi bir memleketli olmaktan çok daha gurur verici bir hadisedir.
-İskender döneri doyasıya yiyebilmek, uludag da keyif çıkarabilme ayrıcalığına sahip olmak, tarihle iç içe olmaktır.
-Yepyeni değil, yepisyeni demektir.
-Cantık, pideli köfte gibi sadece Bursa'ya özgü yemek yemektir.
-Misket, bilye değil, cilli demektir.
-Dolmuş şöförüne" müsait bir yer de kalıcam " demektir.
-Simite gevrek yerine simit demek......
-Çay koymak değil, çay dökmek demektir.
-Kışları uludağ'a, yazları mudanya veya kumla'ya gitmektir.
-Gemlik'e doğru denizi görmektir.
-Sokaklarda, caddelerde buz gibi suları olan çeşmelerden su içmektir.
-Emir sultan'a, yeşil türbeye, somuncu babaya, tezverene gidip dua etmektir.
-Mutlaka Heykel'e çıkmaktır.( Şehir dışından gelenler hiç anlamasa da)"Heykel'deki heykelin hangi ayağı havada" diye sormaktır.
- Mahfel de oturmaktır.
-Akmerkez dendiğinde asmerkez'in çağrışmasıdır.
-Bukart sahibi olmaktır.
-Tekstil ve otomotiv cennetinde yaşamaktır.
-Özdilek'te su böreği yemektir.
-Kültürpark'a gitmektir.
-Başka şehirlere giderken kestane şekeri götürmektir.
-Kozahan, pirinç han, yeşil, hünkar, tophane'de çay ve nargile içmektir.
-Trafik sıkışmaya başladığında Bursa'ya yaklaştığını anlamaktır.
-Sütaş'ın günlük sütlerinden içmektir.
-Gerçek iskender kebap yemektir.
-Hayatında en az bir kez Bursa'nın ufak tefek taşları eşliğinde folklör oynamış olmaktır.
-Kaliteli bıçakların nerede bulunduğunu bilmektir.
-Bursa'nın büyülü bir şehir olduğunu bilip vazgeçememektir.
-Uludağ yolunda bira veya çay içmektir.
-Arap şükrü'de rakı balıktır.
-Teleferikten korkmamaktır.
-Teksas deyince Amerika'yı değil Bursaspor'u hatırlamaktır.
-Bursalı olmakla gurur duymaktır.
-Bursalı olmak kışın 20 km . gidip kayak yapmaktır. Sonra inip denize girmektir, deniz soğuk mu geldi? O zaman dön Ankara tarafına inegöl de oylat ı sor. Şöyle gerine gerine bir hamam sefası çek kendine. Hala rahatlayamadın mı? bir de masaj isteyiver ordan. Dönüş yolunda istersen inegöl den çıkma, köfte ye, istersen de Bursa da iskender..
-İstanbul dan kopamam diyenler mi var? Zaten İstanbul feribotla 75 dk.

-EN ÖNEMLİSİ GURBETTE İSEN VE;
16 plakayi gördüğünde gözlerin yasariyorsa ; Ya Kaninda vardır! Yada; BURSALISINDIR.

26 Ocak 2010 Salı

Bir Mim Daha

Bu sefer Sevgili ojeliparmaklar ve sevgili Noyumberry beni mimlemiş. Sağolun canlarım.
Bu mime göre 7 maddede kendimi anlatmam ve 7 kişiyi mimlemem gerekiyor.
Aslında buna benzer bir mimi yıllar önce blogcuda da yapmışız. Aşağı yukarı aynı şeyleri yazmışım yani pek değişmemişim :) İnsanın kendini anlatması biraz zor. Aslında bir bilene sormak lazım ama hadi ben anlatayım bari.

Yandaki cadı ben oluyorum :) Şaka değil damarıma basılırsa gerçekten tam bir cadı olabiliyorum. İşte bence ben;

1* Uzaktan tanıyan insanların soğuk bulduğu, ancak tanıdıktan sonra sıcak ve samimi buldukları bir insancığım :)
Buradan anlaşılacağı üzere duygularımı pek belli edemem.
2* İnsanlar beni çok güçlü ve katı bulsada ota b... ağlayan sulu zırtlak bir insanım.
3* Asla kimseden nefret etmem, merhametliyim. Merhamet duygum öyle gelişmiş ki bazı bazı sömürülmeye meyilliyim :)
4* Şayet kafaya takarsam elimden hiç bir iş kurtulmaz. Şu hayatta istediğim herşeye ulaşabileceğime inanacak kadar kendime güvenirim. Ama önce şiddetle istemem lazım.
5* En büyük zevkim yanlızlığım. Bir arkadaşımın bana yolladığı msj buraya çok yakışacak. "insanın insana verebileceği en değerli şey yalnızlığıdır..." Söz tam benlik.
6*İyi bir dert ortağıyım, hatta çoğu arkadaşıma benimle konuşmak terapi etkisi yapar :) Çünkü iyi bir dinleyiciyim.
7*Haksızlığa tahammülü olmayan bir insanım. Hatta çoğunlukla başkalarını savunacağım derken kabak benim başıma patlar :)) Bu yüzden bazen kendime kızarım doğrucu davut olmak banamı kaldı diye.

Fotoğrafta sanırım 4 yaşında falanım. Niye öyle yan durmuşsun derseniz bu toplu çekilmiş bir düğün fotoğrafından sıyrılmış bir resim. Etraftaki kol ve bacakları temizleyince geriye bu kalmış :) Acaba elbisem gerçekten tek askılımıymış yoksa arka da sallanıyomuymuş? Kimbilir.

Neyse canlar benden bu kadar. Baktım zaten herkes mimlenmiş. Hepinizi öptüm çok.

Zeliş (Tütün Zamanı-1) - Necati Cumalı


Zeliş Türk Edebiyatının önemli isimlerinden Necati Cumalı'nın ege yöresinde geçen bir romanı.
Kitabın ana teması, gecimini tütüncülükle sağlayan bir ailenin kızı olan Zeliş'in Cemal'e olan aşkı gibi görünse de altta tütüncülük ve köy yaşantısı çok güzel anlatılmış. Ben okurken bayağı keyif aldım. Bunun sebebi anne tarafımın da tütüncülükle uğraşması olabilir. Kitabı okurken yaz tatilin de tütün dizmelerimiz, ip yarışı yapmalarımız, tütün başında ki sohbetlerimiz aklıma geldi. Hatta kitabı okurken tütünün kokusunu bile duydum :) Bana çocukluğumu hatırlattığı için sevdim.
Aman aman mutlaka okuyun diyeceğim bir kitap değil ama elinize geçerse de okumamazlık etmeyin.
Bu ara ben gene kitaplara sardım. Hava öyle soğuk ki yapmak istediğim tek şey battaniyemin altına girmek, çay içip kitap okumak. Tamam ben kardan hevesimi aldım ısınsın artık havalar :)

24 Ocak 2010 Pazar

Güzel Bursam Kar Altında


Bir haftadır beklediğim kar nihayet dün geldi. Hafta sonu programım iptal oldu ama olsun. Kar bu durumu affettirdi. Ablamı taktım koluma şöyle biraz karın tadını çıkardık. Tabi her zaman ki gibi fotoğraf makinam elimde bir kaç karede sizler için çektim. Gözünü sevdiğimin Bursa'sı her daim güzel. Tarihiyle, cumbalı evleriyle, modern yaşam tarzıyla, benim gözümde tam yaşanacak şehir.
Bursa Osmanlı döneminde de çok önemli bir şehir olmuş. Bir çok ilk Bursa'da yaşanmış.
Mesela Osmanlının ilk hastanesinin Bursa'da kurulduğunu biliyormuydunuz. Yada dünyada ki ilk çarşılı köprünün Bursa'da ki Irgandı Köprüsü olduğunu.
Dr.Murat Kuter Dünyada, Osmanlı'da ve Türkiye'de Bursa'dan İlkler adında çok başarılı bir çalışma yapmış. Sanal kitaba ulaşıp Bursa hakkında bilgi edinmek isterseniz buraya bakmanızı tavsiye ederim.
Dr. Murat Kuter'e başarılı çalışmasından dolayı sonsuz teşekkürler.
Görüşmek üzere...

23 Ocak 2010 Cumartesi

Çanta - Tiryaki Kedi


Baktım salıdan beri bişey eklememişim. Farkında bile değilim. Bu gün eve gelince bari kedili çantayı bitireyim dedim.
Valla ne diyeyim güzel bir çanta oldu. Kedinin gözleri beni çok oyaladı ama eserimden memnunum :) Sanırım uzun bi süre suratı olan bi aplike yapmıcam.

Bu sefer kumaşım kalın olduğu için astar ve kumaş arasına keçe koymadım çünkü çok kalın olacaktı. Herzaman ki gibi kapama için mıknatıslı kapama aparatı kullandım.
Kedinin yapım aşamaları için buraya bakabilirsiniz.

Sanırım bu 5. çanta denemem oldu. Diğer çantalarım için buraya , buraya , buraya ve buraya bakabilirsiniz.
Yarın için güzel planlarım var. Umarım yağmur yağmaz ve plan bozulmaz. Kar olsun sorun değil ama lütfen yağmur olmasın :)
Herkese keyifli bir hafta sonu diliyorum.
Sevgiyle kalın...

19 Ocak 2010 Salı

Salaş Yelek


Evet sevgili arkadaşlarım, az örüp çok yol katetmek istiyorsanız bu yöntem süper :).

Daha önce bu yöntemle şal örmüştüm. Çok da kullanışlı olmuştu. Üstteki resimde belli oluyor ama genede anlatayım. Tam hatırlamıyorum ama sanırım 80 ilmek le başladım. 2 düz 3 ters şeklinde istediğim uzunluğa gelene kadar ördüm. Daha sonra yaka kısmını ayırdım ve ön parçaları ördüm. Kesmeden önce 3 ters olan kısımların orta ilmeklerini kaçırdım :) yani söktüm. Yukarıda sökülmüş ve sökülmemiş halleri sanırım belli oluyor.

İşte bu kadar kolay, sadece iki yandan diktim ve giydim :)


Biraz fotoğrafları aceleye getirdim ama olsun. O kadar çatlak su kaçırmaz :)


Malum bu akşam Arog var bilmem kaçıncı kez izlicem ama olsun, neşelendiriyor beni :)
Haydi görüşmek üzere...

17 Ocak 2010 Pazar

Hafta Sonu Keyfi- Seyitabat Şelalesi


Günaydın Canlar
Kucağımda notebookum televizyonda en sevdiğim program Yaşamdan Dakikalar eşliğinde sizlerleyim.
Dün kahvaltı için Seyitabat Şelalesindeydik. Bursa'ya gelirseniz mutlaka gitmeniz gereken bir yerden bahsetmek istedim sizlere.
Seyitabat Şelalesi Derekızık Köyü’ne 3 km, Cumalıkızık Köyü’ne 9 km. uzaklıkta bulunan harika bir mesire yeri.
Aslında yazın daha güzel oluyor. Yazın o sıcağında serinlemek için dere kenarında hatta derenin üzerinde kurulan masalarda ağaçlarla kaplı gökyüzünün altında zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyosunuz.
Biz hava soğuk olduğu için açık havada oturamadık. Kocaman bir sobanın yandığı bir mekanda yaptık kahvaltımızı.


Manzara süper,kahvaltı süper, keyfim süp süper :)


Bu gün ise çakıldım tv nin başına kalkamıyorum bir türlü. Bu ne tembellikdir, bu ne miskinliktir. Aslında yapacak ne çok işim var. Programım bitsin faliyete geçeceğim inşallah :) Haydi öptüm hepinizi. Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle...

16 Ocak 2010 Cumartesi

Mengene Göçmenleri - Nermin Bezmen

Gene bir Nermin Bezmen romanı. Sevgili Banuca tavsiye etmişti Mengene Göçmenlerini.
Silistreden İstanbul'a uzanan ,savaşın ve yoksulluğun kucağında ayakta kalabilmek için sarfedilen mücadele. Ne zorluklar yaşamışlar ama bi şekilde aile kalabilmeyi başarabilmişler. Kurt Seyt ve Murka'yı okurken murkayı o kadar çok eleştirmiştim ki. Murka bu romanda temize çıktı benim gözümde. Bu kadar kahırlı bir hayattan sonra Kurt Seyt den beklentileri ne kadar da normalmiş.
Benim favorim hala Kurt Seyt ve Shura olsa da sıkılmadan okuyacağınızı düşündüğüm güzel bir roman.

(Arka kapak )
Nermin Bezmen, üçüncü romanı "Mengene Göçmenleri"nde, yine, tarihin eski sahifelerinde kalmış, artık yaşamayan insanların, artık var olmayan mekanların, gerçek öyküsünü anlatıyor. Mahmut paşa'nın,Çiftesaraylar Caddesi'nde bir göçmen mahallesi.
Bizanslılar'dan kalma surların çevirdiği altmış hanelik küçük bir dünya. Kafkas, Kırım göçmenlerinin dünyası. Mahmutpaşa'nın ortasında bir küçük Kafkasya, bir küçük Kırım. Adı: Mengene Bölgesi. Ve 1892'nin Silistre'sinde parçalanan bir ailenin bu küçük dünyaya sığınan bireyleri. Gönülsüz göçlerin cefakarlık, fedakarlık ve ardı kesilmeyen savaşlarla yoğrulan dramında doğan, büyüyen çocuklar. Çocukluklarını bilemeden gençliğe, gençliklerini tadamadan ihtiyarların yorgunluğuna erişen nesiller. Yasak, ayıp ve günah kavramlarının gölgesinde yaşanan masum aşklar, kalp kırıklıkları, zamanın kıskançlığında kurulan hayaller ve ilişkiler. Bugün yerinde yeller esen Mengene'den geriye fazla bir şeyler kalmadı gibi. Ama anılar hep taze. Aynen, Mengene içinde doğan Mürvet'in anıları gibi. Kurt Seyit'in Murka'sı olduğu günlerinin anıları kadar taze...

Okuduğum diğer Nermin Bezmen Kitapları için
buraya ve buraya bakabilirsiniz.
Sevgiyle...

15 Ocak 2010 Cuma

Tiryaki Kedili Çanta

İstek üzerine yeni bir çantaya başladım. Çantanın üzerinde yukarıda ki ince, zarif ve tiryaki kedi olacak :)


Bayıldım ben bu kediye. Yapmak kolay olur diye düşünmüştüm.
Her zamanki gibi keçe kullandım.


Evet bedeni yapmak kolay oldu ( daha doğrusu kesmek ) Ama gözler benim canıma okudu. Gözleri nakış ipiyle işledim. Henüz bitirmiş değilim daha kirpikler işlenecek :)
Aslında kedinin suratını boya ile yapacaktım. Hatta sevgili
kapkaracamdankelebek'e boyalar konusunda danışmıştım ama denemeye cesaret edemedim. Artık bi daha ki sefere denicem inşallah, çünkü bu suratlar beni çok oyalıyor.

Üst resim henüz kedinin kumaşa aplike edilmemiş hali. Bence güzel olacak. Biran önce bitmişini görmek ve sizlerle paylaşmak istiyorum.
Haydi öptüm şimdilik....

14 Ocak 2010 Perşembe

Tuğbişim Aramıza Hoşgeldin


Eveeet kuzenden sonra yeğende aramızda. Ben kendilerinin halası oluyorum :) . Onu da bulaştırdık bloggera. Hehee biz ailecek blogger olmaya karar verdik (Blogger olmak ne demekse neyse anladınız siz onu)
Almanya, İstanbul ve Bursa'dan, yani 3 koldan yayınımız devam edecek. Çook eğleneceğiz çoook.
Tuğba'cığım tekrar aramıza hoş geldin.
Şekerler bizi izlemeye devam edin :)
Öptüm hepinizi. Sevgiler...

12 Ocak 2010 Salı

Dostluk


Sevgili Cecilia ve sevgili Noyumberry Dostluk bildirimlerinde banada yer vermişler. Teşekkürler canlar çok naziksiniz.
Ben yine kimseyi ayırmadan bütün arkadaşlarımı dostluk bildirimime dahil ediyorum ve hepinizi öpüyorum.
Sevgiyle...

Yeşil Tiftik Kazak


Hani burada bahsettiğim yeşil şey vardıya nihayet bitti :) mutluyum, huzurluyum.
Modeli Birsen'in bu yazısından almıştım. Başlayalı epey olmuştu. Neyseki bitti. Ama ben uslanmadım yine örgü bişeylere başladım. Etraf yarım işle doldu.
Niye? çünkü ben aynı anda bir sürü şey yapmak istiyorum.
Dikiş dikerken aklım örgüde, örgü örerken kitapta, kitap okurken bloglarda vs. vs. vs. İşte böyle. Şimdi de aklım keçelerde :) O yüzden yazdıklarıma bile adapte olamadım.
En iyisi kaçayım ben.
Haydi yarın görüşmek üzere...

11 Ocak 2010 Pazartesi

Mutlu Hafta Sonu

Baktım benim ablaların hafta sonu programları benimkinden hareketli, aynen küçükken olduğu gibi takıldım peşlerine. Tabi küçükken sen küçüksün diye istemezlerdi beni :)
Bu sefer itiraz eden olmadı.
Onlara katılmak istedim çünkü rotaları İstanbul'du, benim öğrencilik şehrim. Resmen o zamanlar aşıktım İstanbul'a. Şimdi de seviyorum ama yaşamayı seçecek kadar değil.
Ablalarımın İstanbul'a gitme sebebi ise lise arkadaşları ile uzuuuun yıllar sonra buluşmaları oldu.
( yıl yazacağım ama yaşları çıkacak ortaya :) en iyisi yazmamak )
Kalamışta bir kafede buluştuk. Hepsi öyle heyecanlıydı ki. Şansımıza hava çok güzel olduğu için bütün günü dışarda oturup muhabbet ederek geçirdik. Çok güzel bir gün geçirdiler. Bana da bol bol onların fotoğraflarını çekmek düştü :)



Onlardan fırsat bulduğumda kendim için çekebildiğim üç beş fotoğraftan birisi yukarıdaki marina. Maalesef çok fotoğraf çekemedim. Bir gün sırf fotoğraf çekmek için yanlız başıma İstanbul'a gitmek istiyorum.

Yolculuğumuzun bir güzel tarafıda geceyi yeğenimde geçirmemiz oldu. Hiç haber vermedik sürpriz yaptık. Yemek, muhabbet derken fırsat bu fırsat biraz da dışarı çıkıp boğazın ışıklarla süslü muhteşem görüntüsünü izledik.
Ne mükemmel şehir şu İstanbul. Gerçekten düşününce büyülü, yüz yıllardır neler görmüş geçirmiş. Adım adım dolaşmak istiyor insan. Ama yeni İstanbul'u değil eski İstanbul'u.
Aşağıda ki resim de beylerbeyi iskelesinden. (Malesef gece çekimlerim çok başarısızdı)



Velhasıl güzel bir gün, güler yüzlü bir gece, eğlenceli bir sabahtan sonra döndük yuvaya....
Ve (maşallah diyeyim) 2010'a süper başladım. Dileklerimden biri bolca gezmek ti. 2 hafta sonudur süper geziyorum. Darısı diğer hafta sonlarına....
Sevgiyle....

10 Ocak 2010 Pazar

Güneş Işığı Ödüllerim :)

Ah ah ne şanslıyım ben. Haftasonu yoktum. Eve gelince birde ne göreyim, arkadaşlarım beni ödüle boğmuş :)
1. Ödülüm sevgili ...tatlıcadı... dan.


2. Ödülüm sevgili cingifilli den



3. Ödülüm sevgili smyrnotedesing dan.


4. Ödülüm ise sevgili noyumberry den.




5. Ödülümüde sevgili Bahar Yorgun dan almışım :)


Sevgili arkadaşlarım ödülleriniz beni çok memnun etti. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum, beğenip takip ettiğiniz ve ödüle layık gördüğünüz için.

Bende bu ödülleri bütün takipcilerimle paylaşıyorum.

Beni izlemeye devam edin, sevgiler...

8 Ocak 2010 Cuma

Hayat Bazen...














Mutlu Haftasonları...

7 Ocak 2010 Perşembe

Çanta Düzenleyici-2


Arkadaşlar ben hızımı alamadım :) bir tane daha çanta düzenleyici dikiverdim. Diğeri denemeydi. Bu sefer kumaşı da içime sindi.


Yeni gelipte diğer çanta düzenleyicimi ve yapılışını görmek isteyenler lütfen buraya tık


Oh iki gündür çantam çok düzenli elimi attığım gibi istediğim herşeyi bulabiliyorum. Şimdi sırada benim ablalar var. Tabi ki onlarda istiyor. Neyse yavaş yavaş yapıcaz bakalım.


Herkese neşeli günler....

 

KAÇ KİŞİ ONLINE