30 Haziran 2010 Çarşamba

Blog Hırsızları

Sevgili Gönül'ün uyarısıyla farkettim ki orenbayanlar diye bir takım hazırcı grup blogcu arkadaşlarımızın özenle, emekle hazırladığı içeriklerini kendi sitesine kopyalıyormuş.
Hadi örnekleri anladıkta sen bizim fotoğraflarımızı hangi akla hizmet sitende yayınlıyorsun. İzin istedinmi ki. Gerçekten diyecek söz bulamıyorum.
Blog içeriklerini kopyalayıp reklamlardan parayı götürüyorsun. Bu haksızlık değil mi?
Birde dinimiz islam diye bir bölüm koymuşlar. İslam dininde haram yemek varmı.
Bence siteyi toptan kapamaları gerekir çünkü bütün içerik ordan burdan alıntı.

29 Haziran 2010 Salı

Bu Günlerde Ben...


"Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü,

Değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti,

Ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver..."


Sözde şu anda film izliyorum. Film de dikkatimi çeken tek şey yukarıdaki söz oldu :)
Unutmadan bir yerlere yazmak istedim. Eee en kalıcı yer bloğum olduğuna göre buraya yazmak uygun düştü.

Yazmaya başlayınca da devamı geliyor işte :)
Sanırım hiç bu kadar uzun süre evde kapalı kalmamıştım.
Bu gün aynaya baktığım da gördüm ki yüzüm güneş görmemekten resmen beyazlamış.
İyi haber güneş lekelerim azalmış ( güneş lekeleri olanlara tavsiyemdir ) Kötü haber çok tembelleştim.
Normal şartlarda ben bu rapor sürecini çok güzel değerlendirirdim de işin ucunda sınav olunca ders dışında ne yapsam suçluluk duyuyorum. Blogları bile gezmiyorum canım kalır bişeyde yapmak isterim diye :) Bütün günlerim yemek, içmek ve dersle geçiyo.
Ev aldı başını gidiyooooo, kırık parmak bahanesine herşeyi saldım gitti. Ama az kaldı sabır.
Raporum bu hafta bitiyor. Kısmetse pazartesi işe başlayacağım. İşte o andan itibaren rutin hayatıma dönerim. Bakalım parmak ne durumda, herşey yolundaysa kimse beni eve sokamaz artık :)


Bu arada sevgili Hayatsu puzzle nasıl yaptığımı ve yapıştırdığımı sormuş.
Canım benim önce bütün parçaları renklerine göre ayırıyorum. Sonra bir karton üzerinde yapıp bitiriyorum. Tabi biraz sabır istiyor. Puzzle bittikten sonra kutudan yapıştırıcısı çıkarsa onunla yapıştırıyorum. Yapıştırıcı toz halinde geliyor, suda açıp puzzle ın üstüne spatulayla sürüyorum ve kurumasını bekliyorum.
Yapıştırıcı yoksa puzzle ı iki karton arasına koyup ters çeviriyorum ve arkasından koli bandıyla yapıştırıyorum.
Biraz meşakkatli bir iş ama benim ruhumu inanılmaz dinlendiriyor. Yaparken uygun parçayı bulmak dışında hiçbir şey düşünmüyorsun. Eğer yapmak istersen tavsiyem 500 parçalı olanlarla başla daha çabuk biter.

Gelelim Sevgili Pınar Erdinç'in sorusuna;
Canım aslında bloğuna cevap yazacaktım ama sanırım ziyaretcilere kapalı. Kıvırma ayağıyla ilgili bir püf nokta varmı diye sormuşsun ya, valla ben deneme yanılma yoluyla yaptım bişeyler. Özellikle söyleyebileceğim bir şey yok ama bir daha ki dikişte fotolamaya çalışırım. Bak şimdi dikiş dikesim geldi :)


Film deki bir sözle başladım yazdım da yazdım. Bu arada iyi dilekleriniz için hepinize çoook teşekkür ederim.

24 Haziran 2010 Perşembe

Mim ve Puzzle


Canlar az önce hastaneden geldim. Bir 10 gün daha raporluyum. Bu da demek oluyor ki 10 gün daha evde kapalıyım. Neyse ayağım bir an önce iyileşsinde başka bir şey istemiyorum. Şansıma havada kapalı eğer güneş olsa, dışarısı cıvıl cıvıl olsa daha bir zor gelecekti evde oturmak.
Neyse kendimi bu duruma iyi tarafından bakıp ders çalışmak için fırsat olarak görmeye odaklıyorum.
Bu Puzzle a parmağımı kırmadan bir gün önce başlamıştım. Tabi sonra evde olmadığım için devam edemedim. Evime gelir gelmez ilk işim bitirmek oldu. Gayet de güzel oldu.
Puzzle yapmak kesinlikle bana iyi geliyor. Hem zevkli hemde beni rahatlatıyor.



Gelelim Mime, sevgili Belgin beni mimlemiş. İşte cevaplarım;
Felsefem..... İyi insan olabilmek
Hayat........... Yaşamaya değer
Çocukluk...... Masumiyet
Güneş........... Neşe Kaynağım
Gözler........... Boşuna dememişler Kalbin aynası diye
Yıldızlar........ Dilek
Güzellik........ Geçici
Sevgi............. Olmazsa olmaz
Aşk................ Coşku
Erkekler....... Stres kaynağı :)))
Savaş............. Anlamsız
Ağlamak........ Rahatlamak
Deniz.............. Huzur
Ayna.............. Belginciğim sana katılıyorum -Gerçek
Hayal.............. Çevremdekilere göre benim yaşadığım alem :)
Teşekkürler Belginciğim bende ceavplamak isteyen bütün arkadaşlarıma yolluyorum.
Sevgiyle...

21 Haziran 2010 Pazartesi

Bilin Bakalım Bende Kim Vardı :)



Canlar öncelikle hepinize iyi dilekleriniz için çoook teşekkür ederim.
Sanırım fotodan kimin geldiğini anlamışsınızdır. Canım, bidenem, kankam, Birsen bu hafta sonu benimleydi :) Birsen ve ben çoğunlukla yaz tatillerimizi beraber geçirirdik ama bu sene ben ona eşlik edemedim. Öylede üzülüyordumki görüşemeyeceğiz diye, ama benim kankam ne yaptı ne etti iki güncükte olsa uzuuun yollar aşarak yanıma geldi. İki gün bize yetmedi ama olsun birbirimizi gördük ya bunada şükür.
Gelirken yanında birde sürpriz getirmiş :) Her zaman bizi gülmekten koparan Ş ablamızda bizimleydi. Bunu duyan yalova ekibi F ablam ve elifciğimde bize katıldı. Benim kırık sorunumdan dolayı hepimiz Y ablamdaydık. Anlayacağınız bütün kızlar toplandık, sorduk niye yıprandık :) Cumartesi günü onlar biraz dolaştılar. Aşağıdaki fotoda alışverişin küçük bir kısmını görüyorsunuz.




Hatunlar incik boncuk almış. Banada fotolamak düştü :) Çok güzel bir hafta sonu geçirdik, bol bol güldük. Kızlar gene geliiiiin tımammı tadı damağımda kaldı :))

Canlar bana gelince ayağım alçıdan çıktı. Şu anda küçük bir tespit var. Ne zormuş koltuk deynekleriyle yürümek, bütün kaslarım tutuldu. Ama şu anda gayet iyiyim. Benden havadisler şimdilik bu kadar. Hepinize beni yanlız bırakmadığınız için tekrar çok teşekkürler.
Sevgiyle kalın...

14 Haziran 2010 Pazartesi

Çok Güzel Bir Günün Ardından


Canlar hafta sonu Yalovadaydım. Harika bir hafta sonu geçirdim.
Önce ablama gittik erik topladım, dalından bir güzel yedim :)
Sahil de denizin kokusunu içime çeke çeke dolaştım.


İncik boncuk aldım. Akşam anneme gittik. Bütün gece balkon keyfi yaptık. Okey oynadık, güldük eğlendik. Sabah erkenden yürüyüş için uyandık. Bizim evin iki tarafında ıhlamur ağaçları var. Balkon mis gibi ıhlamur kokuyordu. Annem ve babamın nasıl genç kaldığını böylelikle anlamış olduk. Sahilde uzun bir yürüyüşten sonra simitlerimizi alıp eve döndük. Balkonda harika bir kahvaltının ardından sohbet muhabbet derken saat 2 gibi Bursa'ya dönme planlarına başladık.
Tabi annem yemek yedirmeden bırakmak istemedi bizi.
İşte ne olduysa o arada oldu. Mutfakta annemle kaçışırken bir çarpışma yaşadık. Ayak parmağımdan gelen bir ses ve parmağımın L şeklini almış olduğunu görünce anladım ki parmak kırıldı. Ben gayet soğukkanlı annem telaş içinde. Sadece annemi sakinleştirmeye çalışıyorum
-yok bişey anne sadece kırıldı :) üzülmee
Derken hastane vs. işte son durum budur. Bitek annem çok üzüldü ona üzüldüm. Onun dışında bu halime çoook çoook şükrediyorum.

Bir önceki postumda şunu yapmak istiyorum bunu yapmak istiyorum diye kudurunca
Yüce Allah'ım al sana gezmek dedi. Otur şimdi paşa paşa evinde bol bol kitap oku ders çalış dedi :)
Yani neymiş bulunduğun şartlardan şikayet etmek yokmuş. Her halden mutlu olmalıymışız ve beterin beteri varmış :)

9 Haziran 2010 Çarşamba

Bu aralar...


Şekerlerim nasılsınız? Blogları gezmeyi öyle özlemişim ki. Meğer sizler benim bütün stresimi alıyormuşsunuz.

Canlar vizeler çok şükür bitti, ama satır arası çıkan sorulardan anlaşıldı ki bu hocalar finalde canımıza okuyacak. O yüzden ders dışında neyle ilgilensem içimi KOCAMAN bir suçluluk duygusu kaplıyor. Anlaşılan o ki 18 Temmuza kadar bu böyle devam edecek.

Bişeyler üretemiyorum bari yazayım dedim. Çünkü sizler bana iyi geliyorsunuz :)

Zaten sınav sıkıntısı varken birde Ankara'ya gitme ve dönüşte iş yeri sıkıntıları beni çok bunalttı. Üstüne üstlük canım, birtanem Birsen'im Türkiye de ama Türkiye'nin diğer ucunda olduğu için ben onun yanına gidemiyorum.(Canikom nolur sen gel) E bide havalar kötü daha ne olsun, ruhum daraldıda daraldı.

Kendimi bir kafesin içinde sıkışmış gibi hissediyorum anlıyomusunuz :) Özgür kalmak istiyoruuuuum.

Canlarım bu kadar ağlandığıma bakmayın azıcık içimi dökmek istedim. Her zaman küçük mutluluklar da buluyorum kendime. Bol bol şükrediyorum sağlığım yerinde olduğu için, bir işim olduğu için, kimseye muhtaç olmadığım için, kardeşlerim için, sizler için... bu liste uzar da gider :)

Ama yinede ders çalışmak is-te-mi-yo-rum :) Kitap okumak istiyorum, gezmek istiyorum, dikiş dikmek istiyorum bide bide tatil istiyorum.


Oh beee mızmızlanmak iyi geldi, birde tesellileri okuyunca daha iyi olcam inşallah :)

Şekerlerim ben buralardayım tamam mı hepinizi kucak kucak kucaklıyorum, çoooook öpüyorum.

Sevgiyle....
 

KAÇ KİŞİ ONLINE