30 Temmuz 2010 Cuma

Alışverişe Kahve Molası-Neslihan Özyükseler

Anlaşılan o ki bu yazı miskin mikin geçireceğim :)

Aslında pek tembellik etmem ben, boş duramama hastalığım vardır benim. Yani vardı :) son zamanlarda boş boş oturup tv izlemeyi çook seviyorum. Sanırım sıcaklardan.


Öyle tembelleştim ki çantamdan kitabı eksik etmeyen ben Yalova'ya giderken kitap taşımaya erindim. Tabii pişmanda oldum.
Bu tarz kitapları pek sevmem ben ama ablalarımın ve yeğenimin çok eğlenceli bulması kitabı okumamı sağladı.
Evet kitap hakkında benimde tek söyleyebileceğim şey eğlenceli olduğu. Alışveriş kolik bütün arkadaşlarıma tavsiye ediyorum :)
Roman kahramanı Suden bir alışverişkolik. Hatta öyle ki ailesi onun bu konuda tedavi görmesini istiyor. Ancak araştırmalar sonucu öğreniyorlar ki arabası olmadığı halde kar lastiği alan alışverişkolikler var. Suden henüz o raddeye gelmediği için tedaviden vaz geçiyorlar :)))

Arka Kapak:

Üzgündüm ama otuzuma geldiğim için değil, bu yaşa kadar hiç bir şey yapmamış olduğumu hissettiğim için. En çok da geçmişe dönük keşkelerim olduğu için...

Yüreğiniz kan ağlarken çaresizce alışverişe daldığınız oldu mu?

Ya da gözleriniz yaşlı ne varsa torbalara attığınız?

Kredi kartlarınız limite dayandığı halde bir çift güzel ayakkabıya biz cüzdan dolusu para yatırdığınız?

Bu ve benzer duyguları yaşıyorsanız bu kitapta kendinizi bulabilirsiniz, eğer yaşamıyorsanız bile çevrenizde bunları yaşayanları daha iyi anlayabilirsiniz.

Ayakkabılarla yaşanan aşkın en iyi yanı onların bizi hiç üzmemeleri.

Belki biraz bütçemizi sarsabilirler ama içimizi acıtmazlar. En fazla kirlenirler, topukları kırılır, altları aşınır.. Ama nasıl olsa her kilometre başında bir lostra salonu var.
Yani ayakkabılarımızı tamir ettirdiğimiz sürece onları istediğimiz kadar kullanabiliriz.
Ama aşkı istediğimiz sürece sürdüremeyiz ve her kilometre başında acımızı azaltacak veya işleri yoluna koyacak bir kalp salonu yok. Olsaydı nasıl olurdu acaba?

Yani kalbimiz kırıldığında, terk edildiğimizde gidip ‘içim kan ağlıyor, şurayı su geçirmez lastikle biraz kapatın da fazla sızıntı yapmasın,’ veya ‘çok kötü durumdayım, biraz cila çekin de yüzüme yansımasın,’ diyebilsek.

Şimdi...
Koltuklarınıza rahatça oturun...
Günlük işleri, dersleri, çocukların okul taksitlerini, kredi kartı borçlarını bir tarafa bırakın,
Kendinize hoş aromalı bir kahve yapın...
Seviyorsanız yanınıza biraz çikolata alın, muhtemelen canınız çekecek...
Ve okuyun...

Çevrenizdeki Suden’leri, Elif’leri, Serra’ları, Oğuz’ları düşünerek...

İyi Eğlenceler....

22 Temmuz 2010 Perşembe

Basit, kullanışlı ve sevimli


Denizde, havuzda kullanmak için çok pratik bir elbise diktim. Fotoları çok acele çektiğim için kumaşın rengi çok net değil. Pembe- somon arası şile bezi bir kumaş kullandım.
Dikmesi çok kolay. Kumaşın iki yanından dikip göğüs ve kalça kısmına 2cm eninde lastik dikiyorsunuz ve serin sulara doğru yola çıkıyorsunuz :)



Nihayet bende cumartesi günü deniz yüzü göreceğim. Çook özledim denizi çoooooook.
Hepinize mutlu, huzurlu bir hafta sonu diliyor ve kaçıyorum.
Sevgiyle....

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Nihayet Buradayım Uyduruk Broşumla :))



Canlar uzuun bir aradan sonra işte gene burdayım :)
Sınavlar çok şükür bitti. İnşallah sonuçlar da iyi olur.
Parmağım iyi durumda hala topuklu ve kapalı ayakkabı giyemesem de en azından gezebiliyorum. Gerçi geçen sene sezon sonu aldığım cicileri gördükçe içim gidiyo ama olsun. Artık buluşmamız önümüzdeki yaza kaldı :)
Uyduruk broşuma gelince, ara ara yünlerden yaptığım ıvır zıvırı bir araya toplayıp keçeye yapıştırınca oluverdi işte.




Severim ben renkli ıncık cıncıkları.
Sınavların bu kadar uzaması ve sağlık sorunları bu sene ki tatil planlarımı suya düşürdü.
Amaa kasım ayında bir aksilik olmazsa süper bir 15 günüm var. Enerjimi oraya saklıyorum. Hem nostalji hem kaynaşma süper bir tatil olacağına eminim. Eeee tabi hafta sonları da küçük kaçamaklar yaparım artık.
Şimdi artık sizleri ziyaret etme zamanı kimbilir sizlerde neler var. Bir bir gelip görücem :) bakalım ben yokken neler yapmışsınız.

Not: Sevgili Bursa'lı blogcu arkadaşlarım. Duydum ki bu hafta sonu buluşma varmış. Ama ben parmağımı kıralı beri Yalova'ya gitmedim. Artık aileyi görme zamanı. Aranız da olmayı çok isterdim. İnşallah bir daha ki sefere.

Sevgiyle...
 

KAÇ KİŞİ ONLINE