30 Ağustos 2010 Pazartesi

Uludağ-Sarıalan

Kestane gürgen palamut, alti yaprak üstü bulut, gelsen burda derdi unut, orman ne güzel ne güzel :)


Bu sefer ani bir kararla teleferikle Uludağ'a çıkmaya karar veriyoruz. En son Birsenimle kışın teleferiğe binmiştik :) Gulüm yazında çok keyifliymiş.

İlk durak kadıyayla...
.
Sonra sarıalan ve ormanda istediğin kadar yürüyüş. Dilerseniz oteller bölgesine minibüsler var.


Bir sürü kulubeler var. Şahsamı ait yoksa orman müdürlüğünemi bilmiyorum ama benim olmasını çoook isterdim :)

Bursa'da sıcaklık 38 dereceyken inanın çok güzel gitti. Ben gene bol oksijeni depolayıp keyifle döndüm yuvaya.
Ben aslen Rize-Ardeşenliyim. Uzun zamandır gitmedim ama demek ki doğamda var, yeşil beni çekiyor kendine.
Umarım en kısa zamanda kendi yaylalarımızı gezmek kısmet olurda oralarıda paylaşırım sizlerle.
Sevgiyle...

29 Ağustos 2010 Pazar

Fimo denemelerim


Fimolarımı alalı o kadar uzun zaman oldu ki. Deli gibi fimo peşinde koşmuştum.
Hevesim elde edene kadarmış :) Aldıktan sonra da ne yapsam ki derdine düşüp uzun süre ne yapacağıma karar veremedim.
Ve nihayet kendimce en çok işime yarayacak süslemede kullanmak için çiçekler yaptım. Hepsinin alt tarafında delikleri var, bir yerlere dikebilmek için. Bide tığım var orda bilmem dikkatiniz çektimi :)
Henüz fırınlamadım biraz daha çoğalsın fırınlayacağım. Umarım bekletmek sorun yaratmaz, fırınladıktan sonrada bu canlılıkta kalmalarını diliyorum. Bu konuda önerilerinizi bekliyorum.
Hepinizi öpüyorum :)
Sevgiyle....

27 Ağustos 2010 Cuma

Kitap Kolik


Canlar http://www.kitapkolik.net/ güzel bir yarışma düzenlemiş,
Konu kitap olunca yarışmayı sizlerede duyurmak istedim.
Yarışmaya katılanlar arasından çekiliş yapılıp kazanana istediği bir kitap hediye edilecekmiş.
Ben yarışmaya katıldım. Sizlerde katılmak isterseniz Kitapkolik.net e uğrayın.
Herkese bol şans. Sevgiyle...

26 Ağustos 2010 Perşembe

Küçük Arı-Chris Cleave


Bu kitabı okumayı çok istiyordum ve nihayet okuyabildim.
Çok akıcı ve sürükleyici bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Başlayınca elinizden bırakamıyorsunuz çünkü konu çok etkileyici.
Beklenti içinde okumaya devam ederken birde bakıyorsunuz kitap bitmiş. Yani beklentiniz boşa çıkıyor.Birşeyler eksik kalmış, sanki arada yüz sayfayı atlamışlarda sona bağlamışlar gibi.
Uçurtma Avcısına eşdeğer gösterilmiş ama kesinlikle uçurtma avcısı daha etkileyiciydi.
Ama herşeye rağmen okuyun derim çünkü bu anlatılanlar dünyanın bir taraflarında yaşanıyor ve insan olanlara inanamıyor.

Küçük Arı-Chris Cleave
Size bu kitapta ne olduğunu anlatmak istemiyoruz; çünkü gerçekten çok özel bir hikâye ve biz onu bozmak istemiyoruz.
Yine de bu kitabı almanıza yetecek kadar bilmeniz gerektiğinden, sadece şu kadarını söyleyelim: Bu, yaşamları kaçınılmaz bir şekilde çarpışan iki kadının hikâyesidir. Ve biri korkunç bir seçim yapmak zorundadır.
İki yıl sonra tekrar karşılaşırlar ve hikâye burada başlar…
Bu kitabı okuduğunuzda herkese anlatmak isteyeceksiniz. Bunu yaptığınızda, lütfen, neler olduğunu anlatmayın; çünkü bütün büyü, olayların akışında…

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Temaşa-i Ramazan 2010


Bursa Merinos Park'ta ramazan etkinlikleri tam gaz devam ediyor. Bir akşamda biz gidelim dedik. İyiki de gittik, harika vakit geçirdik.


Tuzsuz Deli Bekir, yavuklusu ve bendeniz. Orta oyunu başlayacak onu duyuruyorlar.

Karagöz ve Hacivatsız ramazan eğlencesi olurmu? Olmaaaz.
Çok güzel bir organizasyon hazırlanmış. Her yer ışıl ışıl. İncik boncukcular, kitapçılar, gözlemeciler, macuncular. Bir dolu stand kurulmuş ve fiyatlar çok uygun. Sanki bütün Bursa çoluk çocuk orada toplanmış, inanılmaz kalabalıktı.
.
Çocukluğum da Samsun fuarına giderdik, deli olurduk fuar için. Bu akşam bana aynı o hissi yaşattı.
Samsun fuarından bana balon almışlardı tavşan şeklinde uçan balon :) Ne sevinmiştim.
Ama aksilik ya eve gidene kadar tavşanın bir kulağı söndü. Tabi ben cadı bütün gece uyuyana kadar tavşanın kulağı niye söndü diye ağladım durdum. Ben uyuyunca hemen balonu söndürüp tavşanın kulağını tekrar şişirmişler. Zavallılar nerden bilsinler bu seferde tavşanım niye uçmuyo diye ağlayacağımı :) Ah canım Bartın ailesi ne çektiniz benden :) Her türlü oyuncağım oldu ama bu balonun yeri apayrı.
Sevgiyle...

22 Ağustos 2010 Pazar

Huzur


İnsanın canı tatlı çeker, tuzlu çeker de orman çekermi.
Cuma günü bütün gün canım orman çekti. Açık hava falan değil direk orman :) Öyle ki resmen bütün hücrelerimle.
Arkadaşımla iftar yapacaktık yeri sen seç dedi. Ben öylesine ormana gidelim dedim.Yani en azından yeşillik biyerlere. Nerden bilirdim beni ciddiye alacağını :)

.
İftardan önce oruçlu oruçlu sırf ben mutlu olayım diye beni alıp taaa Uludağ Milli Parka götürdü :) Oksijeni ciğerlerime doldurdum. Kozalaklar topladım.
Bütün negatif enerjimi oralarda bıraktım.
.


Dönüşte dağ yolunda bide iftar yaptık ohhhh deymeyin keyfime. Varmı daha güzel mutluluk.
İşte benim mutluluk anlayışım da bu. Beni mutlu etmek isterseniz direk doğaya bırakın. Gık dersem namerdim.
Sevgiyle...

17 Ağustos 2010 Salı

İçimden Kuşlar Göçüyor

Çook sıcak çoook.
İftara 20 dk kaldı vakit geçmiyor. Acıkmak yok susamak ta idare eder. Ama bu uykusuzluk çok kötü çoook. Sahura kalkmasam susuzluğa dayanamayacağımı biliyorum. Eee kalkınca da uykusuzluğa dayanamıyorum. Anlayacağınız yorgunum.
Bir çoğunuz aynı durumdasınız biliyorum. Allah kolaylıklar versin.
Malum bu halde hiç bir şeye el gitmiyor. Uykuya yenik düşülmediği sürece kitap okunuyor. İşte onlardan birtanesi;


Bütün yanlışlarım, bütün gözden ve elden kaçırdıklarım, tutabildiklerim ve benim kıldıklarımla bir hayat yaşadım ve ben olmaktan, iyi kötü, ama böyle olmaktan en sonunda hoşnutluk duymaktayım. Garip bir bilgelik, güçlülük, yıkılmazlık duygusu var içimde. En sonunda ele geçirmeyi başardığım bir özgüven. "İçimden Kuşlar Göçüyor"un bir yerinde böyle diyor İnci Aral; acıları, kederleri ve mutluluklarıyla dolu dolu yaşanan bir hayatın bir yerinde, bir dönüm noktasında.
Kadının tek başına yaşaması, yalnız taşıması gereken güç bir dönem bu; bedensel ve ruhsal değişimlerle, eksikliklerle orta yaşa geçilen eşik. Duyguların en uç noktalarda yaşandığı bu uzun ve güç dönemde, kendi kendisiyle de geçmişiyle de hesaplaşma fırsatı buluyor yazar. Pek az yazarın cesaret ettiği biçimde yaşadıklarını açıkça, hiçbir şeyin arkasına sığınmadan irdeliyor; kendini içtenlikle, dürüstlükle, hatta acımasızlıkla sunuyor. "Ölü Erkek Kuşlar"ın izdüşümleriyle kaleme alınan bu çalışma, belki de o kitabı tamamlayan bir sonsöz.
Arka Kapak

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Mavi puantiyeli bluz


Canlar öncelikle herkese hayırlı Ramazanlar diliyorum.
Bluzumu üzerimde fotolamak istiyordum ama fırsat olmadı. Modelden öyle memnun kaldım ki hemen paylaşayım istedim.


Ben zora gelemediğim için genelde pratik şeyler seçiyorum. Doğal olarak kalıpta kullanmıyorum. (Kalıp çıkarmak çok meşakkatli kolay yolu varsa öğretin bana ) Dikişi kendi kendime öğrenmeye çalıştığım için püf noktalardan habersiz, deneme yanılma dikiyorum işte.
Amaaa diktiklerimide mutlaka kullanıyorum. Yani o kadar da kötü değil :)) Yakada ki çiçeğimi gözden kaçırmayın. Kendisini broş şeklinde hazırladığım için dilersem çıkarabilirim.


Bu modele başlayınca keşke kumaşım fazla olsaydı dedim. Süper elbise olurmuş. Belki bu modelden bir tane de elbise dikerim.
Daha önceki postta bahsettiğim gibi kol ağızlarını ve etek kısmını kıvırma ayağıyla diktim. Çok temiz iş oluyo. Ayak incecik kıvırıyo kenarları.
Bu da benim acemi işi kalıbım. Bu şekilde iki parça ön ve arka parça kestim. Ben kol kesmeyi akıl edemedim ama kol kesseydim daha güzel olurdu. Yakayı askıların geçeceği kalınlıkta boşluk bırakarak katladım. Kol boşluğunu ayarlayıp kıvırma ayağıyla geçtim ve kumaşı iki yanlardan diktim.
İşte bu kadar basit bir model. Beğene beğene giyeceğim efil efil bir bluzum oldu.
Yazmadan geçemeyeceğim kesinlikle bana Fadimeden daha çok yakıştı :))
Sevgiyle...

7 Ağustos 2010 Cumartesi

Canım Dikiş Dikmek İstedi

Singer Kıvırma Ayağı

Sıcağa rağmen bu sabah dikiş aşkıyla uyandım :)
Bir bluz dikiyorum. Bitti bitecek derken arkadaşım gelince yarım kaldı. Ama çok az işi var yarın hallederim.
Bir arkadaş çok önce dikiş ayağını nasıl kullandığımı sormuştu. Bu sefer bluzun etek uçlarını kıvırırken fotoğraf çektim. Belki biraz fikir verir. (şimdi aklıma takıldı kıvırma ayağından daha önce bahsetmişmiydim acaba :) neyse anlattıysamda tekrar olsun )


Nasıl anlatacağımı bilemediğimden yakın yakın foto eklemeyi tercih ettim.


Verebileceğim tek tiyo, kıvırmak istediğiniz kısmı 3-5mm katlayıp ütülemeniz. Bu şekilde kıvırma ayağı kumaşı daha rahat alıyor. Bilmem anlatabildimmi :) Bu ayak benim gibi acemilerin çok işine yarar. Şifon vs. gibi ince kumaşları kıvırmak için bir harika. Kısacası ben çoook memnunum.


Dikiş yarım kalınca ne yapılır? Serin yerlere kaçılır :)
Sevgiyle....



1 Ağustos 2010 Pazar

Maalesef Pasaj Hesabımı kapattım :(

Uzun zamandır blogları takip edemediğim için bu gün şöyle bir gezmek istedim.
Sevgili Stildirektörü sayesinde öğrendim ki maalesef Pasaj da yapacağımız satışlar (vergi sorunu yüzünden ) ileride başımıza dert açabilir.
Sonradan sıkıntı yaşamamak adına üzülerek pasaj satışlarımı kapattım, tabii sanal dükkanımıda.

Sevgili Eda'nın bu konuda ki yazısı için buraya bakabilirsiniz.
Stilim Direktörüm bizleri bilgilendirdiğin için çoook teşekkürler.

Sevgiler...
 

KAÇ KİŞİ ONLINE