27 Şubat 2013 Çarşamba

Bir baktım ki elbise örmüşüm : )

Kazak örmeye niyetlendim, bi de baktım ki almışım başımı gitmişim. Sökecek miyim? Hayııırr. Olayı direk elbiseye çevirdim. E iyi ki de çevirmişim. Ben pek bi memnun kaldım.



Örgü basit. 7 numaralı şişle başladım, bel kıvrımını biraz geçince 5 numaralı şişle devam ettim. Kolları ve yakayı da aynı şekilde ördüm. Baktım kollar biraz uzun, hemen bileklere makina lastiği geçirdim. Sonuç budur : ) Ben sevdim. Sizlere de fikir olsun istedim.
Kafayı niye kestin derseniz, elbise iyi çıkmışta gözlerin biri Hanya'da biri Konya'da : )



Ehe bu da suratlı foto. Doğum günümden, uğurlu pastamla birlikte.

Allah'ım pek bi istikrarlı gördüm kendimi. Uzun zamandır uzak kaldıydım buralardan. Maşallah diyeyim nazar değmesin. Tekrar eski keyfi almaktan çok memnunum. Çook özlemişim buraları çoook. : )

Sevgiyle...

25 Şubat 2013 Pazartesi

Pembe Pazartesi

Bugün günlerden Pembe Pazartesi. Benim doğum günüm. Sevenlerden telefonlar, mesajlar...
Sağolsunlar hepsi beni ayrı ayrı mutlu etti.
Ama bir mesaj vardı ki, hem mutlu etti hem duygulandırdı. Bu mesajı burada paylaşmak, bir nevi arşivlemek istiyorum.

İşte benim küçük ablacık. Bakmayın benden çıtır durduğuna benden accık ta olsa büyük ve bol kahkahalı bir hatun : )


Küçük ablacıkla kader ortaklığımız var, o bunu öyle güzel ifade etmiş ki, olduğu gibi paylaşmak istedim;

Gözlerimi kapattım yıllar yıllar öncesine gittim.Sen 7 yaşındasın ben 10.Samsunda Çiftlik caddesinde iki katlı mavi duvarları olan küçük evin önündeyiz.Hadiye annem beni tembihliyor "kardeşin önce Allah'a sonra sana emanet".Bende çocuk aklımla söz veriyorum.Artık bana emanetsin sen nereye ben oraya...Bazen beni kızdrıyorsun ama söz verdim ya Hadiye anneme kıyamıyorum sana.Yıllar yıllar geçiyor,büyüyoruz,hala sözümü tutuyorum sen nereye ben yine oraya...Şimdi bir fark var.Daha önce seninde dediğin gibi artık sen bana ben sana emanet.Belkide bizi bir birimize bu kadar bağlayan Hadiye anneme verdiğim söz.Teşekkür ediyorum Hadiye anneme bu kadar güzel bir kardeşliğin temellerini bize yıllar öncesinde attırdığı için.Şükürler olsun Rabbime de bizi birbirimizden ayırmadığı için.Şu 20 günlük Almanya gezini saymıyorum ayrılık olarak :) Allahım ne kabus bir 20 gündü.Bir daha beni bırakıp uzaklara gitme sakın :)) İnşallah bundan sonrada hep beraber oluruz.Kıss sen benim hayatımda olmasan çok renksiz bi hayatım olurdu valla :)) Seviyorum mandalları rengarenk boyayan,küçücük melekler yapan,sessiz sessiz otururken ankaranın bağlarını çalıp herkesi neşelendiren kardeşimi ben :) İyi ki varsın kıss,iyi ki doğdun...Bi de böyle herkes seni çok seviyor yaa mutlu oluyorum ben.Niye,bi sor hele niye?Çünkü benim kardeşimsin,ehii :))) Kıss ben seni çok çookkkkk seviyorum.Her zaman mutlu ol.Gönlündeki her şey olsun.Bi de hep yanımda ol :)) Hee az daha unutuyodum :) Babamla anneme teşekkürü bir borç bilirim.İyi ki üşünmeyip Balingen'de ki dereden yakalamışlar seni :))))))

**************************************************************************

Üstüne ne söylenir ki...
Kardeşler, anneler, babalar iyi ki varlar hepsini ayrı ayrı çoook seviyorum. Üstelik ben çok şanslıyım çünkü bende 2 anne, 2 baba bi dolu da kardeş var :)


Sevgiyle....

22 Şubat 2013 Cuma

Şipşirin Mandallarım : )




Çok zamandır takmıştım bu tahta mandallara. Topladım ojelerimi boyadım da boyadım : )
Amacım not sıkıştırmak için kullanmaktı. Ama az önce makarna poşetine tutturdum bir tanesini : )



Ben çok sevdim, boyarken de eğlendim. Hee bu arada iki tanesine de peçete transferi yaptım :P Lütfen yani, kaçmasın tikkatinizden. E uzun zamandır tembellik yapan ben için bence iyi gelişme : )

Hepinize musmutlu bir hafta sonu dileğiyle.
Sevgiyle ve Aşkla...

19 Şubat 2013 Salı

Never let me go- Beni asla bırakma




Yaşadığınız hayatın yalan olduğunu, sadece diğer insanlara organ sağlamak için üretilmiş klonlar olduğunuzu öğrenseniz ne yapardınız?

Çocukluklarından itibaren aynı yatılı okula giden, birbirlerine çok bağlı üç dost Ruth, Tommy ve Kathy. Hayalleri var ama bunları asla gerçekleştiremeyeceklerini öğreniyorlar. Fazladan 3-4 yıl daha yaşayabilmek için çözümler arıyorlar. Onlar birer kopya ama ruhları var. Sevmek ve sevilmek istiyorlar.

Film biraz yavaş ilerliyor ama çok etkileyici. İzlemenizi tavsiye ediyorum.

Sevgiyle...

16 Şubat 2013 Cumartesi

Nazan Bekiroğlu/ Nar Ağacı ve benim hikayem




Aslında bu postu çok önceden yazmalıydım da bir türlü nasip olmadı. Bilen bilir benim sıkı bir Nazan Bekiroğlu hayranı olduğumu. Daha öncede kitaplarından bahsetmiştim.

20 Aralık 2011 tarihinde Yusuf İle Züleyha'yı okumamla başladı tek taraflı tanışıklığımız. Arkasından Lâ *sonsuzluk hecesi* geldi. Ve diğerleri ve diğerleri... 1 sene içinde bütün kitaplarını okudum. Her biri bittiğinde bir hüzün kapladı içimi, niye bitti ki bitmesindi. Sabırla yeni kitabın çıkmasını bekledim. Bu arada Nazan Bekiroğlu ile ilgili bulduğum bütün yazıları, köşe yazılarını, her türlü kaynağı okudum.
Bi kere aklıma düştü, beni benden alan bu insanın sesini duymam lazımdı. Bakın görmek demiyorum, sesini duysam yetecek.
Uzun bir süre sesini duymam lazım diye diye Rabbim en sonunda nasip etti. Meğersem S. ablamın eşinin üniversite arkadaşı değilmiş mi Nazan Bekiroğlu. O. eniştem vesile oldu ve ben Nazan hocamın sesini duydum. Aynı görüntüsü gibi naif, zarif bir ses. Canlar konuşurken öleceğim zannettim. Koskoca insan oldum beni bu kadar heyecanlandıracak bir durum olabileceğini söyleseler inanmazdım. Ve bu kadarla da kalmadı, yollarımız bir şekilde başka bir arkadaşım sayesinde, birbirimizi görmesekte tekrar kesişti. Bu arada beklenen roman Nar Ağacı'da bir solukta okundu.

Ve geldi çattı asıl gün : )
Nihayet gözüm gözüne, ellerim ellerine değdi.



Nazan Bekiroğlu'nun yolu Bursamdan geçti : ) sesini duymam lazım derken Rabbim görmeyi de nasip etti. İmza gününden bir gece önce bütün kitaplarımı topladım. Allah'ım hangisini götürsem, onu bıraksam olmaz, bunu bıraksam olmaz... Hepsini götürsem diğer okuyuculara ayıp. Çok zor olsada sectim 4 tane. Gece hiç uyuyamadım heyecandan : )



Kitaplarım elimde, heyecan tavan : ) Öyle güzel, öyle naif ki. Evet dedim, bu kelimeler, bu sözler tam da böyle birinin kaleminden çıkardı. Herkese küçücükte olsa zaman ayırdı. Herkesin gönlüne küçücük bir anlık da olsa değmeye çalıştı. Bizim de küçük bir sohbetimiz oldu. Zaten birbirimizi biliyorduk da, nihayet gözlerimiz de buluştu.



Benim için yazdıklarını tekrar tekrar okuyorum : ) Bu resimde inanın dizlerimin titremesi hala geçmemiş. Az ileride tabureler var hemen oraya çöktüm :)) Hayatımın en güzel günleri arasına yerleştirdim bu günü. He bi de bu duygumu benimle adım adım paylaşan üç kişi var onlar olmasa olmazdı. Onlar benim bu coşkumu paylaşmasa, duygularım bu kadar tavan yapmazdı. A., Y., M.,ve S. ablam ve O.eniştem ve tabiki Nazan hocam. Buradan hepsine sonsuuz teşekkürler .
Şimdi sırada nasipse Trabzon'a gitmek var. Nazan Hocamın dersine girmek var.

Ve gelelim Nar Ağacın'a, okumaya doyamadım, bitsin hiç istemedim.

Ben Bursa'dan, Nazan hocam Trabzon’dan döküldük yollara. Adım adım dolaştık Tebriz'i, Tiflis'i, Batum'u, Bakü'yü. Bazen güldüm, bazen ağladım.
Anuş’a hiç kıyamadım. Çemil Kaptanı hatırlamak sıkıntılarımı dağıttı.
Setterhan ve Zehra’nın karşılaşmaları gönlümde ayrı yer etti.

-Nasılsınız? İnşallah keyfiniz yerindedir.
-İyiyim hamdolsun, ya siz nasılsınız?

Büyük hanımla gurur duydum, İsmail’se yüreğimi acıttı.

Benim atalarımda Yunanistan'dan mübadele ile Türkiye'ye göçmek zorunda kaldığı için daha da bir etkilendim. Çünkü onlarda benzer şeyler yaşadı.
Dedem hep anneanneme dermiş ki; "hayatta tek istediğim ölmeden gidip köyümü görmek". Dedeme nasip olmadı. Belki Rabbim bana nasip ederde giderim dedemin köyüne. Bende bir avuç toprak alırım da götürürüm dedemin mezarına. Belki bir parça serinletirim ruhunu. (İnşallah, amin)

Canlar istedim ki sevdiğim yerlerden bir iki satır alıntı yapayım, okumayanlarla paylaşayım. Ama ne mümkün, seçemedim ki. Kitabın çoğu satırını çizmişim. Demem o ki okuyun, mutlaka okuyun. Eminim çok beğeneceksiniz.

Tek satır; "Sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim"

Sevgiyle ve Aşkla...





15 Şubat 2013 Cuma

Çok sempatik bişi : )




Canlaaarrr : )

Benim büyük ablacık ısrarla bloğunu güncelle deyince bende bi ses vereyim dedim.
Size ses verişimin bir tavayla olmasını istemezdim ama çok sevdim ben bu tavayı çoook. : ) Arzu eden Migrostan gayet de ucuz bir fiyata sahip olabilir ;)

Bana gelince çok şükür iyiyim, tembelliğe devam : ).Tabi ki boş duramıyorum ama nedense bir türlü fotoğraflayıp paylaşma aşamasına geçemiyorum. Bugün gaza geldim bi dolaştım sizleri, baktımda ne kadar güzel şeyler yapmışsınız, emeğinize sağlık.

Hepinizi çook özledim. Sardım,sarmaladım, kucakladım. Sevgiyle...
 

KAÇ KİŞİ ONLINE