12 Aralık 2014 Cuma

Yazmak...




Yazmak...
Hepiniz yazar olmayabilirsiniz ama yazmak hayatınızın içinde dursun. Çok okumak, çok yazmak. Ne yazmak? İlle şiir yazmak değil, ille hikaye yazmak değil, ille roman yazmak değil. Ama unutmayın yazılı kültür sözlü kültürden bir adım daha öndedir, ilerdedir. Yani konuşmakla kalmayın, konuşmak kolay yazmaya geçin. Ne yazacaksınız, okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz cümleleri, sevdiğiniz filmlerin mesela özetlerini, sevdiğiniz sözleri, sevdiğiniz şiirlerden mısralar, beyitler. Bunları bir deftere geçirin. Günlük tutun. Günlüğünüzden öte ben size bir şey daha önereceğim. Rüya defteri tutun. Rüyalarınızı kaydedin, hayallerinizi kaydedin. Yani şu el şu kalemle birlikteliği, onu kağıt üzerine düşürmeyi alışkanlık hale getirsin. O defterler yıllar sonra açıp baksanız da bakmasanız da, sizin için en büyük hazine olacaktır. Diyor Nazan Bekiroğlu.

10 Aralık 2014 Çarşamba

Halloooooo : ) 2015 HOŞ GELSİN, HOŞ GİTSİN İNŞALLAH : )



Evet biliyorum hiç sesim çıkmıyor. Aslında çıkıyor da blogger da değil.Sosyal medya çıktı çıkalı bloga elim gitmiyor. 
Ben her yıl sonu oturur üşenmem yeni yıl için hedefler belirlerim kendime.
Şu kadar kitap okunacak.
Şu kadar film izlenecek.
Şu şu yerler gezilecek.
Şu kadar yürünecek.
Şunlar şunlar yapılacak vs. vs. vs.

Sonra yıl boyunca bir bir gerçekleştiririm hedeflerimi. 
Aşağı yukarı % 70-80 oranında da ulaşırım hedeflerime.
Az önce 2015 yılı hedeflerimi geçirdim aklımdan ve yeni sene için tek bir hedef belirlemeye karar verdim.

2015 YILI HEDEFİM
BÜTÜN BİR YILI
PLANSIZ PROGRAMSIZ
HİÇBİR ŞEY DÜŞÜNMEDEN
GÖNLÜM NASIL İSTİYORSA 
ÖYLE YAŞAMAK
kısaca hayatı akışına bırakmak : )

Sonra bir iyi hissettim kendimi. Yüksüz, sorumsuz vs gibi :)))
Belki seneye yine hedefler belirlerim kendime, çünkü ondan da zevk alıyorum ama bu sene böyle olmasını tercih ettim. 
Sonuçta hayat kısa. Ne zaman ne olacağı belli olmaz di mi?
O yüzden anın tadını çıkarıp, anda kalmak iyidir. : )))

Bu arada Hüsn-i Hat kursuna başladığımı söylemiş miydim? 
O da 2014 hedeflerim arasındaydı :))))))


2015 sürprizli olsun istiyorum. 
İnşallah hepimiz için sağlıklı, mutlu, huzurlu, sevmekten sevilmekten yorulduğumuz bir yıl olur.

Küçük bir not:
Buralara çok yazamasam da instagram da fena sayılmam :))) Nerelerdesin diyen blogdaşlarıma...
http://instagram.com/firdevsbucan

SEVGİYLE...

11 Eylül 2014 Perşembe

GÜNAYDIIIIIINNNNN ; )

     
Sabah sabah gene eğlenecek bir şey buldum ya ŞÜKÜR : )
Çoğu sabah bir telaş bir koşturmaca.  
Niye?
5 dk daha fazla uyuyabilmek için.
Haldur huldur sokaklara atmışım kendimi.
Geç kalma pahasına da olsa eğilip yerden kapmışım bir çınar yaprağı.
Ucu ucuna yetişmişim metroya.
 Tam kendime sote bir yer bulmuş soluklanıyorken blup arkadaşımdan günaydın mesajı geldi.
Saat 07:49
Metroya yetişmenin mutluluğu olsa gerek, mesajı okuduğum anda hızlı çekim misali içim birden bire çimlendi : ) Etraf yeşillendi, tomurcuklar patladı, çiçekler açtı.
Görseniz içim rengarenk.  
İşte tam o esnada iç sesten gayet melodik  bir tonlarda şöyle bir ses yükseldi.

GÜNAAYDIIIIIN GÜNEEEEŞŞŞŞ VE YEŞİL OVALAAARRRRR :)))))

Tabi ki yüksek sesle söyleyemedim ama (ki söyleyip metrodakileri şaşırtmayı çok isterdim)  en azından arkadaşıma günaydınım bu şeklilde oldu.
Elimde kurumuş çınar yaprağı, içim bahar bahçe.
Dışarıdan görünen benle içerideki benin tezatlığı .
Ve tabii ki bu enerji direk arkadaşıma da geçti. E sabah sabah beklemiyordu böyle bir karşılama :)
Ve eminim ki ondan da bir başkasına geçmiştir.

Bu bir zincir.
Sadece küçük bir gülümseme ile zinciri başlatın.
Sizin için çok sıradan gelen bu durum belki bir başkasının gününü kurtarır.
Benim de sizlerin de günü musmutlu, yemyeşil geçsin.

GÜNAAYDIIIIIN GÜNEEEEŞŞŞŞ VE YEŞİL OVALAAARRRRR :)))))

Sevgiyle…

8 Eylül 2014 Pazartesi

EYLÜL...

Yine bir eylül zamanı..

Hayatımın kaçıncı eylülü?
Önceden de sever miydim ki acaba?
Yoksa bu seneye mi özgü hislerim?
Bana göre nisanla başlayan doğasal uyanış eylülle son buluyor.
Sanki artık nadasa geçiş zamanı.
Nisana kadar bir kış uykusu, bir kendi içine dönme, belki yenilenme çabaları.
Sonbahar yaprakları gibi iç kırıklıklarını bir bir bırakma, uyanma, farkına varma zamanı.

Sanırım artık daha çok seviyorum eylülü.

Tıpkı okula başlangıç günleri gibi
Defterler, kitaplar alınır. Bir telaş ki nasıl keyifli bir telaş.
Kitaplar.defterler kaplanır.
Etiketlerin üzerine isimlerimiz en güzel yazımız ile yazılır.
Tabi bir de bir yaş daha büyümenin belirtisi bir üst sınıf gururla ilave edilir.

Şu anki durumla tek fark; o vakit zamanın hızlı akması beklenirken şimdi yavaşlaması istenir.

Yine bir eylül zamanı...

Evet biraz içimize dönme, bahara cıvıl cıvıl uyanabilmek için ruhumuzu besleme zamanı...

Ve ben daha huzurlu, daha dingin, daha farkında...

Sevgiyle...

31 Temmuz 2014 Perşembe

Düğümlere Üfleyen Kadınlar/ Ece Temelkuran

Öylesine aldığım ama altını çizecek çok cümle bulduğum, 
kesinlikle yavaş yavaş hazmede hazmede okunması gereken bir kitap. 
Ortadoğulu dört kadının Tunus'tan Libya'ya, Mısır'dan Beyrut'a uzanan, geziyor gibi görünseler de kendilerini  bulmaya çalıştıkları bir yolculuk konu edilmiş.
Ece Temelkuran duygularımızı, zaaflarımızı değişik açılardan öyle güzel anlatmış ki. 
Muhammed'in deyimiyle tam bir kadınları anlama kılavuzu.
Bir çok kişi beğenmemiş kitabı ama benim tavsiye edebileceğim kitaplar arasında yerini buldu. 
Biraz derin bir kitap, yavaş gidiyor. Belki ondan  çok eleştirildi. 
Bütün kadınlara ve kadınları anlamaya istekli erkeklere tavsiye ediyorum.
Ayrıca kitapta bahsedilen Kartaca kraliçesi Dido'nun hikayeside çok etkileyici. Ve Muhammed'in uyanışı, müslüman erkeklerin gözüyle kadınlara bakışı.Ve tabi Arap Baharı...

Benim sevdiklerim;

*Keşke bir öğle uykusu olsa. Denize girsem, yıkansam uzun uzun, yatsam uyusam, 
uyandığımda şampuan kokusundan bir bulutun içinde bulsam kendimi. Türkiye'deki meseleler bitmiş olsa.

*Anlayacaksınız ki, hayat sizin nefesinizde. Başka hiçbir yerde değil. Hayatı siz kuracaksınız. Nefesinizi üfleyeceksiniz... Hayat... Nefesinizin yettiği kadar. 

*Sen bana öyle bakıyorsun ki; hemen kalkıp dönmek istiyorum. 
Eteklerinin dönüşünü gösteren, hayal kırıklıklarından habersiz bir kız çocuğu gibi. 

*Bu yolun kendi tercihiniz olduğunu kabul etmediğiniz için kahraman gibi değil, kurban gibi yürüyorsunuz.

*İslami kurallar tatlıcık, kimilerimiz için şapşallığı ve sersemliği düzene koymak için bir yasaklar silsilesi. 
Senin gibi nadide tipler için ise kalpteki iyi olma arzusuna çeki düzen veren bir dizginleme müessesesidir.

*Çünkü biz bahçemize inanıyoruz. kimseye göstermek için değil kendimiz için. 

*Besmele evreni sana destek olmaya çağırmaktır.

*İnsan ancak sevilince öğreniyor kendini sevmeyi. 

*Şimdi iki seçeneğin var. Ya düşersin ya yürür gidersin.

*Biz vurmayı dokunmak, kırmayı sevmek, öfkelenmeyi inanmak sanan çocuklardık.-Muhammed- 

*Amira, bize kadınları nasıl seveceğimizi anlatan bir kitap lazım. 
Yoksa hep böyle şapşal ve kavruk kalacağız. 
Bize kadınların nefesini genişletecek, o nefesin rüzgarına yelken açmamızı öğretecek bir kitap lazım. 
Yoksa biz ne kadar sevilsek tamir olmayız.

Sevgiyle...


(Arap Baharı: 21.yüzyılın en büyük olaylarındandır. Arap Dünyasında yaşanan en büyük harekettir. 2010 yılında başlayan ve günümüzde de süren, Arapcoğrafyasında yaşanan halk hareketlerine verilen ortak addır.)

24 Nisan 2014 Perşembe

Şükür Listem

Ah benim emektar blogum. 
Facebook, twitter, instagram yokken bi sen vardın içimizi döktüğümüz, hayatımızı paylaştığımız. Her şey gibi bir çoğumuz senide tükkettik. Oysa ki ben severdim burada vakit geçirmeyi.
İstikrarlı arkadaşlarımı bir bir kutluyorum. Vallahi helal olsun. Bense bir dargın bir barışık arada ses verip kaçıyorum. Aslında hayat aynen devam ediyorda bloga geçirmeye üşeniyorum. 
Sanırım  bu dönem benim için içe yolculuk vakti. 
Elimdekilerin farkına varma ve bütün bunlar için bol bol şükretme vakti.
Olur ya, siz unutmazsınız hayatınızın güzelliklerine şükretmeyi ama gene de bir anımsama olsun istedim. 
Belki aranızda birilerine iyi gelir okumak. 
Yada belkide sizde kendi listelerinizi yaparsınız. Kim bilir ; )

1- Vücudumdaki tüm organlar birbirleriyle uyum içinde çalışıyor, bu nedenle sağlıklı olduğum için şükürler olsun.
2- Yüzümle, bedenimle, düşüncelerimle, duygularımla, davranışlarımla, hayatla ve insanlarla barışık olduğum için şükürler olsun.
3- Bedenimdeki tüm hücreleri, kemikleri, kasları, damarları, sinirleri ve cildimi seviyorum ve tüm hastalıklardan özgür oldukları için şükürler olsun.
4- Sahip olduğum zekam ve yeteneklerim için şükürler olsun.
5- Sağlıklı bir vücut, sağlıklı bir zihin ve sağlıklı bir ruhsal yapıya sahip olabildiğim için şükürler olsun.
6- Bolluk ve bereket içinde yaşadığımız için şükürler olsun.
7- Çalışacak bir işim olduğu için şükürler olsun.
8- İhtiyacım olan tüm eşyalara sahip olduğum için şükürler olsun.
9- İhtiyaçlarıma ve isteklerime yetecek kadar gelirim olduğu için şükürler olsun.
10- Kuvvetli bir belleğe sahip olduğum için şükürler olsun.
11- Sıhhatle nefes alabildiğim, görebildiğim, duyabildiğim, koklayabildiğim, tat alabildiğim, dokunabildiğim, haz alabildiğim için şükürler olsun.
12- Öğrendiğim ve hayatıma uygulayabildiğim tüm standartlarım için şükürler olsun.
13- Her sabah erken saatlerde uyanabildiğim ve uyanınca güne güvenle ve neşeyle başlayabildiğim için şükürler olsun.
14- Her sabah sevdiklerime ve ayrıca geçmişte beni üzen, yaralayan, inciten herkese dua edebildiğim için şükürler olsun.
15- Geçmişimde beni üzen, yaralayan ve inciten kişileri affedebildiğim için ve geçmişimden özgürleşebildiğim için şükürler olsun.
16- İnsanların iyi yanlarını görüp, onları oldukları gibi kabullenebildiğim için şükürler olsun.
17- Sevdiğim ve sevildiğim için şükürler olsun.
18- Genç , sağlıklı ve dinamik göründüğüm için şükürler olsun.
19- Beni seven, birbirine bağlı annem – babam ve kardeşlerim olduğu için şükürler olsun.
20- Güven duyabildiğim ve sevdiğim çalışma arkadaşlarına sahip olabildiğim için şükürler olsun.
21- İyi komşulara ve arkadaşlara sahip olduğum için şükürler olsun.
22- Bilinç seviyem ve sezgilerim her geçen gün arttığı için şükürler olsun.
23- Sevdiklerimle iyi koşullarda tatil yapma imkanına sahip olabildiğim için şükürler olsun.
24- Sevgi dolu bir yüreğim ve iç huzurum olduğu için şükürler olsun.
25- Her zaman şükretmeyi alışkanlık haline getirebildiğim için şükürler olsun.
26-Müslüman doğduğum için ve bütün güvenim , ümidim , geleceğim makamın Allah’tan olduğunu bildiğim için şükürler olsun. (AMİN)

S
evgiyle...

2 Nisan 2014 Çarşamba

Günaydııın, Gün Aydıın



Güzel ülkemin güzel insanları günaydııın.
Mutlu Yalova'mın güzel haberleri ile başladım güne.
Haldur huldur hazırlanıp döküldüm sokakalara. Metroyu kaçırma riskine inat topladım kır çiçeklerimi. 
Turuncuyu kimsenin bahçesinden yürütmedim. Kendi kendini bahçenin dışına atmış. Demek ki benimle gelmek istemiş : )
Ellerimde çiçekler, metro kaçtı kaçacak benim aklım 1500-2000 yıl gerisinde.
Düşündümde 2000 yıl önce bugün, benim şu geçtiğim yerlerde gene doğa uyanmıştı. 
Ama o zaman beton yerine ortalık yemyeşil, taptaze, renk renk çiçeklerle bezeliydi..
Avucumda ki çiçeklere baktım, doğaya hayret ettim. Bir avuçta olsa onları hala görebildiğim için şükrettim.

Sonra.. Sonra ne mi oldu...
Kafamı kaldırdım, masamdaki minnoşun 
'sabah sabah bu gevezelik de ne?' diyen bakışlarıyla karşılaştım. 
Bakma öyle bakmaa, bútün suç sende, bütün bu kaus senden òtürü...

Doğaya hayretiniz bol olsun, sevgiyle...


22 Şubat 2014 Cumartesi

Artık Yünlerim Battaniye Oldu : )


Elimde bir dolu artık yün ve onlardan kurtulmak isteyen ben.
Ne yapsam ne yapsam diye düşünürken harika fikir ablamdan geldi.
Sıra sıra ör battaniye olsun, hem iplerin değerlenir hemde ısınırsın dedi : )



Öyle keyifle örülüyor ki fikir yurt içi, yurt dışı bütün sülaleye yayıldı : ))) Herkes döktü artan yünleri ortaya bir gayret örüyor :)))
Benim açımdan işin bir keyifli tarafıda her yünün birini hatırlatması.
Mesela en dış kahverengiden babamın hırkası vardı. 
Kırmızıdan benim elbisem, maviden ablamın, yeşilden yeğenimin kazağı : )
Hani çok çok eskiden seccadeler yapılırdı ya, dede gömleğinden, teyze elbisesinden kalan kumaşlarla. 
İşte aynen o hesap : )
Ben bu fikri çok sevdim, bu kadar kargaşanın arasında ( malum 1 ay oldu tadilat daha bitmedi) keyifle ördüm. 
Sizlere de fikir olur umuduyla.
Sevgiyle...

11 Şubat 2014 Salı

Ustam ve Ben / Elif Şafak

" Allah'ın yarattığı, şeytanın şaşırttığı bunca insandan 
sadece bir avucu keşfedebilmiş Arzın Merkezini - iyi ile kötünün, geçmiş ile geleceğin, ben ve sen ayrımının kalmadığı; zamanın hep bu an olduğu, kavgasız savaşsız bir asude diyar. 
Buldukları yer öylesine güzelmiş ki dilleri tutulmuş.
  Melekler hallerine acıyıp iki seçenek sunmuşlar. 
Şayet konuşma kabiliyetlerini geri almak istiyorlarsa, gördüklerini unutmaları gerekiyormuş. 
Her şey silinecek ama kalplerinde bir boşluk kalacakmış. 
Eğer gördüklerini hatırlamayı tercih ediyorlarsa , o zamanda zihinleri bulanacakmış. 
Böylece, kimsenin bilmediği o beldeye varanların yarısı, yüreklerinde bir eksiklik duygusuyla dönmüş.Yarısı da akılları karışmış halde. 
Hasret çekenlere "aşıklar" denmiş; kafasında sorular olanlara da "şakirtler." 
Birinciler aşkı öğrenenlermiş, ikinciler ise öğrenmeye aşık."

**********

"Yaptığın işi gönlünde hissedersen, ırmaklar çağlar içinde."

********** 

"Diz çök, şükret Mevla'ya. Ne diye kurcalıyorsun?
Kucağına düşen nimeti öp başına koy, nereden geldin diye sorma."

**********

Hepimiz Aynı görünmez gök kubbenin altında yaşıyor, didiniyoruz. Zengin ve fakir, Müslüman ve vaftisli, kadın ve erkek, efendi ve köle, sultan ve filbaz, usta ve çırak...
Bütün ayrımların ortadan kalktığı bir hal var, tekmil sesler kubbede toplanıp som bir sessizliğe dönüştüğünde. Belki de kainatın merkezi yerin altında değil, üstünde: Kubbede.

Eif Şafak/Ustam ve Ben

Öğrenme aşkıyla geçti ömrümüz, aşkı öğrenemesek de…

Tarihimizin en önemli ve çalkantılı dönemlerinden biri olan 16. yüzyılda İstanbul… Hindistandan gelen beyaz bir fil ve onun sırlarla dolu bakıcısı: Çota ile Cihan. Filbaz aynı zamanda bir üstadın çırağı. Ustası ise Sinan. Bu toprakların yetiştirdiği en büyük mimar.
Elif Şafakın muazzam hayal gücü ve zengin diliyle Osmanlı tarihinin derinliklerine doğru şaşırtıcı bir yolculuğa çıkıyoruz. Karşılıksız bir aşk, iktidar kavgaları, yobazlığın ortasında yeşeren sanat ve beklenmedik bir ihanet…
Bir tarafta bilime ve öğrenmeye inananlar, bir tarafta gelişmeyi durduranlar...
Ustam ve Ben, tarihi kişiliklerin, camilerin, kütüphanelerin, türbelerin, köprülerin resmigeçit yaptığı, rengârenk, canlı, sürprizlerle dolu bir dönem hikâyesi…

Öyle bir hayal dünyası ki içindeki konular ve tartışmalar günümüze dair de çok şey söylüyor. Uzun süre hafızalardan silinmeyecek, çok konuşulacak bir roman.

"İstanbul dediğin unutkanlıklar şehri. Orada her şey suya yazılmış. Ustamın eserleri hariç, onunkiler taşa kazınmış. O taşlardan birine bir sır sakladık. Çok zaman geçti üzerinden, nice alametler birikti ama hâlâ orada olmalı, bıraktığımız noktada. Bilmem bulan çıkar mı? Bulsa bile anlar mı? Ustamdan geriye kalan yüzlerce eserden ve binlerce, binlerce taştan bir tanesi var ki, altında gizli Arzın Merkezi."


Sevgiyle ve Aşkla...

26 Ocak 2014 Pazar

Bu aralar her yer her yerde : )

Sevgili Günlük
Niyeyse böyle başlamak istedim bu sefer. 
2014 beraberinde yenilikler getirmeye başladı.
Evime taşındığımdan beri emektar buzdolabım teklemeye başlamışdı. Yazmışmıydım bilemedim, habire bozulup bozulup başıma bir sürü işler açtı. E gene bozulunca artık bir çare düşünmenin zamanı geldiğine kanat getirdim. 
Niye değiştirmiyorsun diyenlere cevaben, kendisi 60 cm ve mutfakta buzdolabı için ayrılan alan da 64 cm kadar.İstediğim dolap 70 cm. Yani yeni buzdolabı demek yeni mutfak demek. Yeni mutfak demek bir sürü maliyet demek. Tabi gidip küçük bir buzdolabı da alabilirdim ama istemediğim bir şey almak istemedim. 
Vallahi kararttım gözümü girdim mutfak işine.
Bu arada ablam olmasa hayatta cesaret edemezdim. Kendisi biraz daha esnek iş saatleri olduğu için ustaların başında durmaya gönüllü oldu.
Ben işde o evde aşama aşama telefonla bilgi alıyorum ve bana göre çok pislik olmadan tıkır tıkır gidiyor işler. 
Taki bu fotoğrafı görene kadar. Allah'ım resmen gözlerim yuvalarından çıktı. Evimin içinde inşaat var ve diğer odalar eşya dolu. 


Aman o kirlenmesin bu kirlenmesin derken baktım olacak gibi değil, koyverdim artık. Ne olursa olacak. Bu kadar pisliği görünce dedim battı balık yan gider banyoyu da aradan çıkarayım. 
4 gündür göçebeyim, daha da 10-15 gün sürer bu iş. Allah yardımcım olsun. 
Bittikten sonra iyi olacak ama bitene kadar işimiz zor.
İyi ki ablam var o olmasa hayatta halledemezdim. Şu anda da onun evinde yayıldım yazıyorum bu satırları.

Sanırım bu işlerde en zor olan malzeme seçmek. Diğerlerini zaten ustalar hallediyor. O kadar çok seçenek var ki. Sadece dolaplar için 1 hafta da üç kere fikir değiştirdim. Daha mutfak fayansı beğenemedim. 
Anlayacağınız bu aralar çok işim var çoook. Bütün işlerimin kolaylıkla, zahmetsizce hallolmasını diliyorum.(Amin)
Sonra bakarsınız güzel güzel fotoğraflarını paylaşırım mutfağımın. Tabi bu üşenik üşenmezse : )

Sevgiyle...

Not: Bu gün bunu okudum çok sevdim. Nacizane tavsiyemdir.


1 Ocak 2014 Çarşamba

Elif'im İrem'im, Cennet Kızım

Bazen ufacık bir şey tetikliyor beni, yazasım geliyor.
Yeni yılın ilk saatleri saat 04:50
Yeğenim twitter a şöyle bişey yazmış;
Kartpostal yazmak çok zevkli değil mi, şuan herkese kartpostal yazasım var.
Bende ona yazdım; E yazaydın bana bi tane, pek bi mutlu olurdum : )
Sonra sohbet devam ediyor ve seni seviyorumla son buluyor.
Derken benimkiler geliyor, yazmaya başlıyorum.
Yıl 1996, temmuz 15...sıcaakkk, yoğun bir iş günü.
Telefonda bir ses (kim olduğunu hatırlamıyorum); ablan doğum yaptı diyor. Bebek sıkıntılı, doğumda sorun olmuş oksijensiz kalmış.
Hemen soluğu Yalova'da alıyorum.
Bebeğin Bursa'ya tam teşekküllü bir hastaneye gitmesi gerek. 
Hastane ambulans ayarlamıyor.
Eniştem, canım ağbim kendi iş yerinden bir ambulans ayarlıyor ama yanımızda tek bir sağlık çalışanı yok.
Ben sözde Kalp cerrahisi yoğun bakım hemşiresiyim ama o an bu durum hiç bir anlam ifade etmiyor. 
Bütün yetilerimi kaybetmişim. Kucağıma yeşil örtüye sarılı bir bebek veriyorlar. 
Yüzüne oksijen maskesini dayıyorum. Maske bebişimin yüzü kadar. Oysa daha önce elimden ne bebekler geçmiş ama bu başka, bu ablamın. 
Elim kolum bağlı, bir şey olsa nasıl müdahale edeceğimden bir haberim. Sözde tecrübeliyim.
Ablam sezeryanla doğum yaptığı için hala baygın ve yavrusunun yüzünü bir kere bile görememiş.
Yalova-Bursa arası 1 saat, ambulansla daha bile yakın. Ama siz o bir saati birde bana sorun.
Allahım ne çaresizlik, ya kaybedersem ben ablama ne derim, bu yükün altından nasıl kalkarım. Küçücük yeşil örtülerin içinde gıkı çıkmayan bir bebek.
Dualarla geliyoruz Bursa'ya. Yanlış hatırlamıyorsam 1 hafta, ablamın emaneti o küçücük bedene elimden geldiğince annelik ediyorum. 
Bana annelik eden teyzem de bana destek ( burası da bambaşka bir hikaye)
Bebişimizi küveze alıyorlar. O kadar tatlı ki, aslında doğum ağırlığı da fena değil. 
Ama olmuş bir talihsizlik doğumunda oksijensiz kalmış.
Küvez sıkıntısı var o dönemde. Bir küvezde üç bebek. Bir bakıyorum bizimkisi diğer bebeleri iteleyerek yer açıyor kendisine. 
Tamam diyorum Allahım şükürler olsun yırttı bu bebiş :)) Mücadele ediyorsa devamı gelir.
İsim annesiyim ben onun. İsimlerimizin manası aynı Cennet : )
Cennet Kızım.
O gün bu gün aradan 17 sene geçiyor.
O şimdi sağlıklı,  güzel bir genç kız. 
Bu sene anneler günümü kutladı benim, nasılda mutlu oldum. 
Belki hiç evlat sahibi olamayacağım ama benim 6 tane evladım var. Hepsi birbirinden kıymetli.
Allah hepsinin bahtını güzel etsin.
Bebeğimm Elif İrem'im bu saatte de bana bunları yazdırdın ya o kartpostal bana geelecek : )
Seni seviyoruuum.

E bu saatte hak verirsiniz ki tarayıcı kullanamadım. Cepten bu kadar, güzel kızımla ben : ) Allah bahtını da kendi gibi güzel etsin, yolu hep açık olsun.

Sevgiyle...
 

KAÇ KİŞİ ONLINE