İftara 20 dk kaldı vakit geçmiyor. Acıkmak yok susamak ta idare eder. Ama bu uykusuzluk çok kötü çoook. Sahura kalkmasam susuzluğa dayanamayacağımı biliyorum. Eee kalkınca da uykusuzluğa dayanamıyorum. Anlayacağınız yorgunum.
Bir çoğunuz aynı durumdasınız biliyorum. Allah kolaylıklar versin.
Malum bu halde hiç bir şeye el gitmiyor. Uykuya yenik düşülmediği sürece kitap okunuyor. İşte onlardan birtanesi;
Bütün yanlışlarım, bütün gözden ve elden kaçırdıklarım, tutabildiklerim ve benim kıldıklarımla bir hayat yaşadım ve ben olmaktan, iyi kötü, ama böyle olmaktan en sonunda hoşnutluk duymaktayım. Garip bir bilgelik, güçlülük, yıkılmazlık duygusu var içimde. En sonunda ele geçirmeyi başardığım bir özgüven. "İçimden Kuşlar Göçüyor"un bir yerinde böyle diyor İnci Aral; acıları, kederleri ve mutluluklarıyla dolu dolu yaşanan bir hayatın bir yerinde, bir dönüm noktasında.
Kadının tek başına yaşaması, yalnız taşıması gereken güç bir dönem bu; bedensel ve ruhsal değişimlerle, eksikliklerle orta yaşa geçilen eşik. Duyguların en uç noktalarda yaşandığı bu uzun ve güç dönemde, kendi kendisiyle de geçmişiyle de hesaplaşma fırsatı buluyor yazar. Pek az yazarın cesaret ettiği biçimde yaşadıklarını açıkça, hiçbir şeyin arkasına sığınmadan irdeliyor; kendini içtenlikle, dürüstlükle, hatta acımasızlıkla sunuyor. "Ölü Erkek Kuşlar"ın izdüşümleriyle kaleme alınan bu çalışma, belki de o kitabı tamamlayan bir sonsöz.
Arka Kapak