Ruhum Huzurda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ruhum Huzurda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2023 Pazartesi

Sana Bu Hayatı Yaşatacağım

Kalem ve kağıt her zaman en yakın dostum oldu.

Kendimi bildim bileli günlük tutarım. 

Günlük dışında da illa ki cilt cilt bir şeyler defterim olur benim.

Yıllara göre şiir defteri, anket defteri, telefon defteri, günlük rutin defteri, niyet defteri, 

kitap inceleme defteri,

 alıntılar defteri, 

kendi yazdıklarım defteri, 

yapılacaklar defteri, finans defteri, sol el çalışma defteri, defteri de defteri. 

Defteri olmazsa not kağıtları.

Kendime yazmak için türlü icatlar bulurum.

Mutluluk kavanozumda bu icatlardan biriydi.

Mutlu hissettiğim anları bir not kağıdına yazar katlar atardım bu kavanoza.

Yıllar içerisinde kavanozumda bir not defterine kaptırdı yerini.

Maalesef not defteri de akıllı telefona. 

Kavanozlu zamanlarda daha genç olduğum için doğal olarak heyecanlarım da daha fazlaydı.

 Anlayacağınız kavanozu doldurmak pek de zor olmuyordu.   :))

Sonra olgunlaşıp dinginleştikce anlar bana yetmez oldu.
 
Anlık mutluluklar yerine daimi huzurun peşine düştüm.

Bu sefer şu oldu mutlu oldum, şu gün şurada çok eğlendim yerine 

ne yaparken iyi hissediyorum, ne yaparken huzur buluyorum 

notları tutmaya başladım.

Tabi ki bunları laf olsun diye değil bana iyi geldiği için,

keyfimin kaçtığı, modum düştüğü zamanlar da dönüp 

beni yükseltecek bir liman yaratabilmek için yapıyordum ve hala yapıyorum.
 
Her seferinde de işe yarıyor biliyor musunuz? 

Klasik bir laf varya "mutluluğu dışarıda arama mutluluk senin içinde" 

öyle doğru ki.

İçe dön, 

kendine dön, 

kendi ihtiyaçlarına bak, 

kişiler olaylar gelip geçici. 

Sadece sen varsın. 

Seni en iyi sen bilirsin.
 
Kaynak sende. 

İçe dön ve o kaynağı kullan.

Artık bunları biliyorum. Notlarım bana hatırlatıcı oluyor.

Yolumu kaybettiğimde yönümü kendime, kendi kaynaklarıma çeviriyorum.

Gel canım diyorum gel, sana bu hayatı yaşatacağım.

Bu gemiden mutsuz inmeyeceksin :) 
*(Şuan aklıma Nadide Hayat filmindeki Demet Akbağ'ın repliği geldi. En sona ekleyeceğim.) 

Ne seversen onu yapalım. 

Bazen yürüyelim, 

bazen yeni yerler yeni şeyler keşfedelim, 

bazen kitap okuyalım, 

bazen  sarılalım, bazen gülelim. 

En çok ta üretelim. 

Bilirim, 

üretmek sana iyi gelir canım kendim ❤


* Nadide Hayat replik; 

 “Bu hayat benim. Yarısını başkaları için yaşadım.
Geriye ne kadar ömrüm kaldı bilmiyorum.
Belki kırk yıl, belki bir gün.
Geriye kalan hayat benim ve ben nasıl istiyorsam öyle geçecek. Ben bu gemiden mutlu ineceğim.”

Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni


9 Ağustos 2023 Çarşamba

Eskimeyen Dost

Salına da salına da  gel hadi yavrum dön dolaş yine bana gel...💫

Burayı öyle çok seviyorum ki. 

Blogger benim için uzunca bir süre arayıp sormadığım ama başım sıkıştığında koşa koşa geldiğim eski bir dost gibi. 

Güvenilir alanım. 

Her geldiğimde illa ki heybeme atacak bir şeyler bulurum buralarda. 

Hiçbir şey bulamazsam en kötü soğumuş gönlümü ısıtırım. 

Dün bi tutunamadım hiçbir şeye 

öyle yaptım olmadı, böyle yaptım olmadı.

Bir türlü ruhumu sakinleştirecek alan bulamamışken dur dedim biraz blog gezeyim. 

Bir uçtan bir basladım. Ondan ona, ondan ona içerikleri okumak şöyle dursun yorumları bile okudum.

Özlemişim 💙

İnsanların samimiyetini, naifliğini özlemişim.

Baktım yeni bloggerların yanında  uzun yıllar istikrarla yazan, hala  gemiyi terk etmeyen bir tayfada var.

Helal olsun dedim.

İçim açıldı, çiçeklendim. 💚

Keşke dedim ben de yazabilsem yeniden.

Paylaşabilsem.

Denerim en azından dedim. 

En azından şuan ki hislerimi yazıp, buraların bana ne kadar iyi geldiğini hatırlasam o bile yeter dedim.

Yazdım. 

Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

27 Aralık 2021 Pazartesi

Çay mı kahve mi?




Çay mı kahve mi derseniz çay derim ben.

Çayın yeri başkaaa, kahvenin yeri başka.

Çay olmazsa olmazdır bizim için.

Hemen hemen her evde illa o çay demlenir. 

Tıslaya tıslaya kaynar ocakta, 

o tıslama ev halkına gizli bir huzur verir inceden.

-Çayı koy geliyorum, denir.

-Bi çay getir  abime, ablama çay ocaklarında en çok duyulan söylemdir.

-Herkese benden çay, Şakire yok, der 

Şener Şen Çiçek Abbas'ta :)

Çay biraz rutine binmiştir hayatımızda.

Peki ya kahve?

Kahve içilecekse 
 
ya bir dert ya bir sevinç dökülecektir ortaya kaşla göz arası. 

-Bi kahve yapayım, ya da bi kahve yap ta içelim karşılıklı dendi mi vardır işin içinde bir iş.

-Misafir kısa kalacaksa da kahve yapılır, hürmeten. 

Ya da işler güçler bitti mi şööyle bir keyif kahvesi içilir karşılıklı.

Kız bile kahve ile istenir.

Sözlerim günümüz kahve tiryakileri için değil elbette. 

Kahvenin daha değerli çayın daha ulaşılır olduğu zamanlar icindir.

Çay mı kahve mi derseniz;

Deriin muhabbetler için illa ki çaydır benim için. 

Uzun uzun konuşulur. Uzun uzun içilir.

Konuşturur, hafifletir. 


Sevgiyle...


İnstagram@bybucanni

16 Aralık 2021 Perşembe

Özledim, aldım yanıma Eeyore'yi geldim


Oysa ne okumaktan ne üretmekten vazgeçtim.

Sadece buralara bir türlü tekrar alıştıramadım ayağımı. 

Ne çok severdim, ne iyi gelirdi buralar bana. 

Sonuçta ilk göz ağrımız, hatta paylaşım yaptığımız yerlerin en keyiflisiydi. 

Resim yüklemek, blog düzenlemek şimdiki gibi şıp diye olmuyordu. 

Emek ve zaman gerekiyordu. 

Belki o emeklerin yüzü suyu hürmetine dönüp dönüp gelmelerim :) 

Ya herkes gibi kolaya kaçıp diğer sosyal mecralarda yapıyorum paylaşımlarımı,
 ya da kendime saklıyorum çoğu zaman 
okuduklarımı,ürettiklerimi ve heyecan duyduklarımı.

Oysa burası güzeldi, samimiydi. 

Ne diyordum...

Aslında ne okumaktan ne üretmekten vazgeçtim. 

Bir tek gezmek gelmiyor benimle artık, kırdı dizini oturuyor. 

Malum onunda sebebi pandemi. 

Bir bitemedi gitti. 

Sizi bilmiyorum ama ben hala normal hayatıma dönemedim. 

Kendim hastalanırım korkusundan değil daha çok başkalarını hasta etme korkusundan.

İhmallerin nerelere vardığını görüyorum ve kimseye sebep olmak istemiyorum. 

Ev-iş arası mekik dokumaktan, sevdiklerime sarılamamaktan, 
toplaşıp sabahlara kadar oturamamaktan 
bunalıyorum. 

Olsun en azından herkesin sağlığı yerinde demek son zamanlarda pek avutmuyor beni. 

Ve yine sadece kitaplara ve yünlere sarılıyorum.

Peki yetiyor mu?

Bir zamanlar şöyle bir laf ederdim; bana bir oda dolusu kitap, bir sepette yün verin yeter. 

Maalesef yetmiyormuş bunu da öğrendim...

Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

18 Mart 2020 Çarşamba

08-12 2017 notlarım

-Nefret, kin besleyenin ruhunu yer, nefret edilen kişinin değil! Alize Herz Sommer

-Kabul etmek geleni ve teslim olmak...

-Tevafuk; Denk düşme, uygun gelme, kaçınılmaz tesadüf.

-Eğitim toprak olana kadar devam eder.

-Hayatını değiştirecek olan bilgi hangi kitapta, okumadan bilemezsin.

-Geçmişin bugünü esir almasına izin vermeyin.

-İyilik yaptığınız kimseye size iyilik yapma fırsatı verdiği için teşekkür edin.

-Yürü!
Araba esarettir. İnsanı köleleştirir. Kaynaşmayı önler. Dünyanın gerçeklerinden uzaklaşırsınız.

-Geçmişte atılan temeller bugünkü biz olmamızı destekler.

-Geçmiş şu anı belirliyor. Şu anda yarını belirleyecek.

- Dün inandıklarımız bugün getirdi. Bugün inandıklarımız yarını inşaa ediyor.

-Sevmek dokunmaktır.

-Ürettiğini tüketmek...

-İyi bir gün geçirmemize dair sunduğumuz sebeplerin ne kadarı dış koşullara bağlıysa istediğimiz istikrarlı mutluluğa ulaşmamız o kadar zor olur. Eğer huzurlu bir zihnimiz varsa insanlar ve koşullardan bağımsız olarak mutlu olabiliriz.

-Kitap okumak belkide bu alemde en çok zevk aldığım eylemdi . FB.
-Bütün gece ördüm ördüm ördüm. Sanırım benim meditasyonum da örgü örmek. FB

-Bütün günü yiyeceksiz, geceyi de düşünerek, gözüme uyku girmeden geçirdim; Hiç bir yararı olmadı.
En iyisi, insan bir şeyler öğrenmeli. Konfüçyüs/ seçme konuşmalar

-Bir gün kalkacaksınız ve hep hayal ettiğiniz şeyleri yapmaya vakit kalmamış olacak. Şimdi tam zamanı, harekete geçin! Paulo Coelho

-İçimizdeki savaşı bitirmedem dışımızdaki huzura eremeyiz.

- İncelikli düşünebilmek için ilk ve tek şart; düşünebiliyor olmak.

-Hiç bir şeyin fazlasını taşımak istemiyordu artık. Yalnızca yolculuklarda değil, hayatta da. Murathan Mungan

-Sıkıntı yok efendiler. Dert daima insana yol gösterir. Mevlana

-Her sabaha bir niyetle başla. Güne huzur niyetiyle başlamış bir insanın huzursuz olması mümkün değil.


08/12/2017 notlarım diye kaydetmişim bu notu, güzel notlar almışım taslaklarda kalmasın ;  )

Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

26 Şubat 2020 Çarşamba

Benim Ağacım




- İstersen benim ağacım olabilirsin, dedim.

- İsterim, dedi.

  -Her gün  önümden onlarca insan geçiyor ama kimse farkıma varmıyor.
 İnsanlar sadece önümden geçip gidiyor.
Hep aceleleri var.
Hep koşturmaca halindeler.
Dikkatlerini çekmek için dallarımı sallıyorum, yapraklarımı oynatıyorum, rüzgardan yardım dileyip
hışırtılar çıkartıyorum.
Ama yinede farkıma varmıyorlar. Sahi nereye yetişiyor bu insanlar?

-Boşver, dedim.
İstersen benim ağacım olabilirsin.

-İsterim, dedi.

Sevgiyle...

onikieylülikibinonyedi/ F.B.Ö.

İnstagram@bybucanni

12 Şubat 2020 Çarşamba

Seni seviyorum Özür dilerim ...




Seni seviyorum
Özür dilerim 
Lütfen beni affet
Teşekkür ederim

Bu sözlerin Hoʻoponopono diye adlandırılan bir uygulamada kullanıldığını okumuştum. 
Hoʻoponopono, Hawaii'de uzlaşma ve affetme için kullanılan bir uygulamaymış. 

Bu yönteme göre yaşadığınız herhangi olumsuz bir durumda "şu şu duruma sebep olan her ne ise seni seviyorum, özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim." sözlerini tekrar ederek bir nevi bilinçaltı temizliği yapıyormuşsunuz. 
(Detay merak edenler google amcaya sorabilir.)
Bu uygulamayı ilk duyduğumda aklıma teyzem geldi. Teyzem dizleri ağrıdığı zaman sürekli dizlerini severek onlara bunca yıldır onu ayakta tuttukları için teşekkür edermiş. 
Hemen akabinde aklıma suyun hafızası olduğu muhabbeti düştü. 
Hepiniz duymuşsunuzdur, Japon Bilim Adamı Dr.Masaru Emoto'nun su üzerine çalışmalarını. 
Yaptığı çalışmalara göre su kristalleri, ona söylenen sevgi ya da nefret sözleriyle iyi ya da kötü biçimde şekil değiştiriyormuş. 

Konu konuyu açar derler ya, oradan da aklıma kendi geleneğimizde var olan okunmuş su muhabbeti geldi. 
Bizde de okunmuş sudan medet umulmaz mı?

Bu durumda Dr.Masaru Emoto'nun çalışmasına dayanarak yıllarca yapılan okunmuş su uygulamasının boş olmadığı, 
şifalı sözlerle kodlanan bir suyun şifa getirdiği söylenebilir.

Bunları düşünürken bir yandan da konu beni  plasebo etkisine doğru çekiyor. 
Plaseboya göre ise, şifalı olduğu inanılan sudan şifa bulmak bilincin gücüne dayanıyor. 

Düşündükçe kafamdaki sorular çoğalıyor.

Vücudumuzun %70 i su olduğuna göre, doğduğumuz günden bu güne kadar acaba vücut suyumuz nelere maruz kaldı? 

Yanlış inançlarımız acaba bizi nasıl etkiledi?

İstemli istemsiz, sözlü sözsüz uğradığımız negatif etmenler vücudumuzda ne gibi durumlara sebebiyet verdi? 

Yıllarca bir sürü etkene maruz kaldık ve kalmaya devam ediyoruz. 

Biz kendimizi pozitif tutmaya calışsak bile, ki insanın zararı en çok kendi kendine, çevre faktörleri, haberler, çevremizde ki insanlar vb. gibi  negatif durumlar sürekli su kristallerimizi bozmaya devam ediyor. 

Elimizde olan yerlerden uzaklaşabilsek de 
mecburen bulunmamız gereken yerlerde bu negatif duygu durumuna sürekli maruz kalıyoruz.

Sonuç olarak kafamda yanan ampuller  bütün bu bilgi yumağını bir araya topladığımda şu fikre varıyor;
Mademki suyun hafızası var,  bende bu dört cümleyi bozulanları tamir etmek için kullanabilirim.

O gün bu gündür her aklıma geldiğinde bedenimden ve  ruhumdan, 
onları  maruz bıraktığım tüm negatif durumlar için özür diliyorum. 

Kendimi seviyorum, kendimden özür diliyorum ve kendimi affedip kendime teşekkür ediyorum. 

Bu sözler bedenimi bilmem ama ruhuma pek iyi geliyor. 

Artık illa birinin beni sevmesini, benden özür dilemesini beklemiyorum. 
Ben kendimi sevmezsem, affetmezsem, kendimi teşekküre layık hissetmezsem, 
kendime değer vermezsem, başkaları neden değer versin ki? 
Öyle değil mi?

Ben kıymetliyim. Ben değerliyim. 

Canım kendim seni çok seviyorum, özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim. 


Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

11 Ocak 2019 Cuma

Bakış Açısı


Günler ne çok çabuk geçiyor.  

Yirmiye gelene kadar zaman bu kadar hızlı akmıyordu.

Büyükler yaşlandıkça  zamanın yuvarlana yuvarlana  geçtiğini söylerlerdi.  

Haklıymışlar.

Bir bakıyorum pazartesi,  bir bakıyorum Cuma. 

Acaba işe gitmesek de günler böyle çabuk  geçer mi?

 Bizim büyükler kendilerini sürekli  meşgul tutarlar. 

 Acaba bomboş oturanlar içinde zaman bu kadar hızlı mı?

Bir çocuğun zaman algısıyla bir yetişkinin zaman algısı aynı mı?

Bence farklı.

 Hatta insanların aynı sesi duyuşu bile birbirinden farklı 

ve tabi ki bir görüntüyü görüşleri de.

 Evet herkes karşıdan gelen bir çocuğun çocuk olduğunu görebilir ama,

 detaylı görüşleri birbirlerinden kesinlikle  farklıdır.

 Biri çocuğu telaşlı olarak yorumlarken, diğeri  şımarık  olduğunu düşünebilir.  

Sanırım zevkler ve renkler muhabbeti de buradan gelir.

O yüzden bir grup Zeki Müren’i beğenirken bir Grup Bülent Ersoy’u beğenir.

 Aslında teknik olarak ikisinin de sesi mükemmeldir ama kişisel duyuş farklı olduğu için

 beğeni  oranı değişir.  

Hatta insanın aynada gördüğü kendisi ile başkasının gördüğü kendisi  bile değişiktir.
  
O sebepten insanların geneli kendilerine aynada baktıklarında kendilerini  beğenir. 

Ama dışarıdan bakan gözlerin hepside beğeni dolu değildir.  

Adriana Lima gibi  istisnalar tabi ki vardır, fakat sorsan belki o da kendi kendini beğenmez. 

Bütün bunlardan hasıl olan manaya gelirsek;

 Her bireyin görüşü,  duyuşu,  hissedişi  hatta beş duyusunu  da algılayışı birbirlerinden 

farklıdır.  

Malzeme aynıdır fakat bakış,  görüş,  hissediş farklı.  

Bu da insanların zevk ve beğenilerine yansır…


Peki benim bütün bunları niye yazdığıma gelirsek : )  
5 haftadır Sanatçının Yolu Adlı kitapta önerilen sabah sayfaları egzersizini yapıyorum.  Uyanır uyanmaz daha gözümün biri açılmamışken 3 sayfa zihin akışıyla yazı yazıyorum.
 Bu sabah zihnimden akanlara bakar mısınız? 
Beyin sen acayip bir şeysin. :))

Tavsiye ederim.

Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

22 Ekim 2018 Pazartesi

Para Mı? Mutluluk Mu?



56 yaşında hayata gözlerini yuman milyarder Steve Jobs’un yazdığı son yazı

İş yaşamında büyük başarılara ulaştım. Kimilerinin gözünde yaşamım başarının simgesi, fakat işin dışında çok az neşem oldu benim. İşin sonunda zenginliğim alışmış olduğum hayatın bana getirdiği tek gerçeklik. Ölümle yüzleştiğim şu anda, yatağımda uzanıp hayatımı gözlerimde canlandırırken, farkettim ki gururlandığım bilinirliliğim ve servetim ölümün karşısında ne kadarda anlamsızmış.

Arabayı kullanmak için, size para kazandırması için birilerini işe alabilirsiniz ancak hastalığınızı taşıması için kimseyi işe alamıyorsunuz. Kaybedilen maddesel şeyler bulunabilinir ya da yerine başkası konur fakat kaybedildiğinde bulunamayacak ya da yeri dolmayacak tek şey var o da “Yaşam.” Şu an hayatınızın hangi sahnesinde olursanız olun, zaman ile, o sahne perdesinin kapanması ile yüzleşeceksiniz.

Ailenize,eşinize,arkadaşlarınıza çok kıymet verin ve sevin. Kendinize iyi davranın ve insanlara değer verin. Yaşlandıkça ve umut ediyorum akıllandıkça farkediyorsunuz ki 300 dolarlık saat de 30 dolarlık saat de aynı zamanı söylüyor. İç huzurun bu tarz şeylerle elde edilemediğini anlıyorsunuz. İster first class ister ekonomi uçun, bilin ki o uçak düşerse siz de düşeceksiniz. 

O yüzden umut ederim ki şunu anlarsınız; kahkaha attığınız, sohbet ettiğiniz,şarkılar söylediğiniz, kuzeyden,güneyden,Doğudan,batıdan,cennetten ve dünyadan konuştuğunuz,ahbaplarınız,dostlarınız, eski arkadaşlarınız, erkek kardeşiniz,kız kardeşiniz varsa bilin ki gerçek mutluluk bu. 

Çocuklarınızı zengin olması için eğitmeyin, onları mutlu olmaları için eğitin. Böylelikle büyüdüklerinde herşeyin fiyatını değil,değerini bilirler. 

Yemeğinizi ilacınız gibi yiyin aksi halde ilacı yemek yerine yersiniz.

Sizi seven kişi sizi asla bırakmayacaktır. Bırakmak için yüzlerce neden saysa da mutlaka sizde kalmak için neden bulacaktır. Bilin ki insan ile insan olabilmek arasında çok büyük fark var ve bunu anlayan çok az insan var. Doğduğunuzda sevildiniz ve ölürken de sevileceksiniz. Bu arada kalan zamanı başarmak zorundasınız.

Hayattaki en iyi altı doktor güneş ışığı ,dinlenmek,egzersiz yapmak, sağlıklı yemek,kendine güven ve arkadaşlar. Bunları hayatınızın her evresinde muhafaza edin ve sağlıklı bir ömrün tadını çıkarın.

Steve Jobs

İnstagram@bybucanni

31 Mayıs 2018 Perşembe

Hayata bir kadın olarak bakmak ne güzel !



Düşündüm de ;

Hayata bir kadın olarak bakmak ne güzel !...

Belim artık bir çay bardağı inceliğinde değil belki ama incecik zevklerim oluştu dünden bugüne.

Güzel bir kitap, yemek, manzara ve müzik hayatımın en keyifli anlarını sunuyor bir süredir.

Eski kilomda değilim tamam ama tüm fazlalıkları da attım hayatımdan. Buna rağmen kendimi dolu dolu ve zengin hissediyorum. 

Okuma gözlüğümü henüz boynumda taşımamakta inat etsem de sürekli çantamda artık. Gözlerimin eskisi kadar iyi gördüğü söylenemez ama tüm yaşanmışlıkları arşiv gibi taşıyorum gözlerimde .

Öyle yüksek sesle müzik dinlemek , bağırtılı çağırtılı kalabalık yerler eskisi kadar ilgimi çekmiyor. Hafifi bir müziğin eşlik ettiği sakin bir ortamdaki sohbetlerin tadı hiçbir şeyde yok.

Deli gibi alışveriş yapmıyorum artık. 
Öyle çok güzel görünme çabam da azalmış. 
Elbette üstüme başıma dikkat ediyorum ama artık son moda kıyafetler, kozmetikler ve takılar ilgimi eskisi kadar çekmiyor artık. 
Bir mağaza ya da kuaförde geçirdiğim uzun zamanlar sıkıyor. Yakışanın da yakışmayanın da farkındayım. 
Başkalarının takdir etmesi güzel ama en çok da kendime güzel görünmeyi seviyorum. 

Öyle çok insan tanıma hevesim de kalmadı. Samimi birkaç dost yetiyor da artıyor bile.

Yolunda gitmeyen işlere ,açılmayan kapılara eskisi kadar direnç göstermiyorum. 
Çünkü artık biliyorum ki kendimi paralasam da hayatın kendine ait bir öğretme biçimi var. Evrensel sistem olması gerekeni benden iyi biliyor ve kendi zamanını bekletiyor. 

Ne mutsuzken mutlu olmaya ne de herşey kötü iken yolunda olduğuna inandırmaya çalışıyorum kendimi. 
Her ne yaşıyorsam o karanlığın içinden geçip oradaki öğretiyi anlamaya çalışıyorum ki; bir gün gün ışığına çıktığımda kıymetini bileyim ufak tefek şeyleri dert etmeyim. 

Her ne yaşıyorsam bir benzerini hemen herkesin yaşadığını biliyorum artık. 
Bu yüzden yaşadıklarımı dramatize edip çok abartmadan ve kendime acımadan kabule geçiyorum. 

Sabır…
Nasıl da güzel bir kelimedir. 

Böyle zamanlarımda önemli görüşmelerimi ya da işlerimi erteliyorum. 
Biliyorum ki düşük enerjiyle yola çıktığım hiçbir işten hayır gelmez.

Hayatımı rölantiye aldığım dönemler bunlar. Boş viteste araba kullanmak gibi. Ne gaza basıyorum ne frene…

Bu zamanlarımı kendi içime dönmek ve kendimi daha iyi tanımak için kullanıyorum.

Biliyorum ki kaybı ancak böyle kazanca çevirebilirim. 

Biliyorum ki geçecek…bundan öncekiler gibi…

Herşey geçer…

Şikayeti çoktan bıraktım. 
Sürekli çözüme odaklanıyorum ki enerjim doğru yere kanalize olsun. 

Huzurum ve mutluluğum haklı olmamdan çok daha önemli artık. 

Kin ve intikam duygularımı çoktan hayatımdan çıkardım. 
İster kader deyin ister ilahi adalet adı önemli değil ama sistem olması gerekeni bir şekilde yerine getiriyor nasıl olsa. 

Bana iyi gelen insanlarla görüşüyorum. Hayallerimi, umutlarımı desteklemeyen ve şikayet odaklı insanlara yer yok artık hayatımda. 

Listemin en tepesinde sağlık var artık. Kalanların hepsine çizik attım. 

Zamanın usul usul yaklaşan adımlarını seviyorum.

Çünkü onun ortaya çıkardığı bu kadını seviyor ve zamanla kime dönüşeceğini merak ediyorum.

Daha yaşlı belki ama daha farkında ve duyarlı.

O yüzden çok daha güzel…

Serpil Ciritci

Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

24 Nisan 2018 Salı

Bahar Temizliği


Kulpu kırık fincanları,

‘Zayıflayınca giyerim’ kotunu,

Son 5 aydır giymediğiniz kıyafetleri, 

Arka balkona tıkıştırdığınız, bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o sandalyeyi, 

Dibi kararmış tencereyi, 

Taşındığınız hangi evden kaldığı, hangi kapıyı açtığı artık meçhul olan o anahtarları, 

Sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o hiç sevmediğiniz tiple poz verdiğiniz fotoğrafı, 

Çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini (kaset mi kaldı allah aşkına) 

ATIN

Ohh bir ferahlayın bakalım. Tamam mı?

Şimdi ihtimalleri atın.

‘Olacaktı, son anda olmadı’ları atın, olmamış işte.

Takılıp kaldığınız o günü, 

Düşünüp durduğunuz o lafı. 

ATIN 

Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü,

Alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o ‘olayı’

ATIN 

O hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini, 

Kestiğiniz eski gazete küpürünü, 

İçinizi kemiren o ukteyi 

ATIN 

Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün.

Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz. 

Cevabı olmayan soruları 

Kaçırdığınız fırsatları 

Atıldığınız işleri 

Beceremediğiniz ilişkileri 

Kişisel gelişim kitaplarını 

ATIN 

Arkanızdan konuşanları,

Önünüzü kapayanları,

Alamadığınız terfiyi, 

Oturamadığınız evi, 

‘Şimdiki aklım olsa’ları, 

Aldığınız en kötü karneyi, 

Hatta en iyi karneyi,

Çalışmayan saatleri,

İşe yaramayan fikirleri,

Kaçan trenleri, 

Zamansız yaşlandıran dertleri, 

‘O gün’ olanları, 

Halının altına süpürdüklerinizi, 

Dolabın dibine iteklediklerinizi 

ATIN 

Bakın, ne güzel güneş çıktı. 

Can Yücel

Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

30 Mart 2018 Cuma

20 dk Kuralını Duydunuz mu?


Büyük şehirde yaşamanın dezavantajlarını hepimiz yaşıyoruz.

Hayat hızlıca akıyor, hepimiz sürekli bir şeylere yetişme derdindeyiz. 

Bazen koşturmaktan, bazen yorgunluktan, bazen de tembellikten aslında bize en faydası 

olacak durumları pas geçiyoruz. 

Her şeyi aynı anda yapma telaşına kapıldığımız için bir şeyler mutlaka eksik kalıyor.

Sizlerde benim gibi düşünüyorsanız 20 dk kuralı tam bize göre ; )



20 Dakik Kuralını; 

" Tembelliğe karşı savaşmanın, motivasyonunuzu artırmanın, kendinizi sürekli şarj 

etmenin, işe odaklanırken aynı zamanda dış dünyadan yani sosyal hayattan kopmamanın, 

kısacası hangi anlamda ve ne kadar yoğun olursanız olun kendinizi zinde tutmanın oldukça

 aktif bir yolu" olarak tanımlamış uzmanlar.



Az hiçten her zaman iyidir diyerek hemen kendi 20 dakikalarımı sıraladım.

Her gün bir sevdiğime 20 dk. zaman ayırırsam ilişkilerim güçlenir.

Her gün 20 dk. spor yaparsam sağlığım yerinde olur.

Her gün 20 dk. içime dönüp kendi merkezimde kalırsam ruhum dinlenir.

Hafta sonunu beklemeyip her gün 20 dk mı evi derleyip toplamaya ayırırsam, etrafım her 

zaman düzenli olur. 

Her gün 20dk. kitap okuyarak kendime yeni ufuklar açabilirim. 

Her gün 20 dk ingilizce ye zaman ayırsam dilim gelişir. 

Farkında mısınız? 

Sadece 120 dk ya ne çok şey sığmış. 

Bence kesinlikle denemeye değer ; )

Sevgiyle...

INSTAGRAM bybucanni

 

KAÇ KİŞİ ONLINE