günlük yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günlük yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2018 Perşembe

Hayata bir kadın olarak bakmak ne güzel !



Düşündüm de ;

Hayata bir kadın olarak bakmak ne güzel !...

Belim artık bir çay bardağı inceliğinde değil belki ama incecik zevklerim oluştu dünden bugüne.

Güzel bir kitap, yemek, manzara ve müzik hayatımın en keyifli anlarını sunuyor bir süredir.

Eski kilomda değilim tamam ama tüm fazlalıkları da attım hayatımdan. Buna rağmen kendimi dolu dolu ve zengin hissediyorum. 

Okuma gözlüğümü henüz boynumda taşımamakta inat etsem de sürekli çantamda artık. Gözlerimin eskisi kadar iyi gördüğü söylenemez ama tüm yaşanmışlıkları arşiv gibi taşıyorum gözlerimde .

Öyle yüksek sesle müzik dinlemek , bağırtılı çağırtılı kalabalık yerler eskisi kadar ilgimi çekmiyor. Hafifi bir müziğin eşlik ettiği sakin bir ortamdaki sohbetlerin tadı hiçbir şeyde yok.

Deli gibi alışveriş yapmıyorum artık. 
Öyle çok güzel görünme çabam da azalmış. 
Elbette üstüme başıma dikkat ediyorum ama artık son moda kıyafetler, kozmetikler ve takılar ilgimi eskisi kadar çekmiyor artık. 
Bir mağaza ya da kuaförde geçirdiğim uzun zamanlar sıkıyor. Yakışanın da yakışmayanın da farkındayım. 
Başkalarının takdir etmesi güzel ama en çok da kendime güzel görünmeyi seviyorum. 

Öyle çok insan tanıma hevesim de kalmadı. Samimi birkaç dost yetiyor da artıyor bile.

Yolunda gitmeyen işlere ,açılmayan kapılara eskisi kadar direnç göstermiyorum. 
Çünkü artık biliyorum ki kendimi paralasam da hayatın kendine ait bir öğretme biçimi var. Evrensel sistem olması gerekeni benden iyi biliyor ve kendi zamanını bekletiyor. 

Ne mutsuzken mutlu olmaya ne de herşey kötü iken yolunda olduğuna inandırmaya çalışıyorum kendimi. 
Her ne yaşıyorsam o karanlığın içinden geçip oradaki öğretiyi anlamaya çalışıyorum ki; bir gün gün ışığına çıktığımda kıymetini bileyim ufak tefek şeyleri dert etmeyim. 

Her ne yaşıyorsam bir benzerini hemen herkesin yaşadığını biliyorum artık. 
Bu yüzden yaşadıklarımı dramatize edip çok abartmadan ve kendime acımadan kabule geçiyorum. 

Sabır…
Nasıl da güzel bir kelimedir. 

Böyle zamanlarımda önemli görüşmelerimi ya da işlerimi erteliyorum. 
Biliyorum ki düşük enerjiyle yola çıktığım hiçbir işten hayır gelmez.

Hayatımı rölantiye aldığım dönemler bunlar. Boş viteste araba kullanmak gibi. Ne gaza basıyorum ne frene…

Bu zamanlarımı kendi içime dönmek ve kendimi daha iyi tanımak için kullanıyorum.

Biliyorum ki kaybı ancak böyle kazanca çevirebilirim. 

Biliyorum ki geçecek…bundan öncekiler gibi…

Herşey geçer…

Şikayeti çoktan bıraktım. 
Sürekli çözüme odaklanıyorum ki enerjim doğru yere kanalize olsun. 

Huzurum ve mutluluğum haklı olmamdan çok daha önemli artık. 

Kin ve intikam duygularımı çoktan hayatımdan çıkardım. 
İster kader deyin ister ilahi adalet adı önemli değil ama sistem olması gerekeni bir şekilde yerine getiriyor nasıl olsa. 

Bana iyi gelen insanlarla görüşüyorum. Hayallerimi, umutlarımı desteklemeyen ve şikayet odaklı insanlara yer yok artık hayatımda. 

Listemin en tepesinde sağlık var artık. Kalanların hepsine çizik attım. 

Zamanın usul usul yaklaşan adımlarını seviyorum.

Çünkü onun ortaya çıkardığı bu kadını seviyor ve zamanla kime dönüşeceğini merak ediyorum.

Daha yaşlı belki ama daha farkında ve duyarlı.

O yüzden çok daha güzel…

Serpil Ciritci

Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

29 Ocak 2018 Pazartesi

Yazmak İyileştirir /firiyazar


Hep sevdim kalemleri, kağıtları, defterleri.
Hep bir masa başım vardı benim kestiğim, boyadığım, yapıştırdığım. 
Kendi jenerasyonuma göre belkide en çok mektubu ben yazdım. 
Ve ne mutlu ki bana bir o kadar da karşılık aldım yazdıklarıma. 
İlk okulda hayatımı yazmaya kalktım. 
10 yılda ne hayat yaşadımsa : )
Sonra başka sevdalara kapılıp günlük yazmaya yöneldim.
Her istediğimi özgürce yazma sıkıntısı hasıl olunca,
oturdum kendime yeni bir alfabe yaptım.
Sol anahtarı S, yıldız işareti Y idi galiba.
Özgürlüğümü ilan ettikten sonra ne yazık ki unuttum o alfabeyi.
Yıllar sonra dönüp defterlere baktığımda 
kendim de anlamadım ne yazdığımı.
Alfabeyi bulamayınca defterleri yok ettim.
Alfabem elime geçti, bu seferde defterlerim yoktu artık.
Ama olsundu nasılsa özgürce yazabilirdim artık
ve ben yine hep yazdım.
Sonra baktım blog diye bir şey var bir süre de blog sevdasına kapıldım. 
Sonra facebook, sonra instagram vs. vs. vs.
Ama 
Hiç bir şey kağıdın kalemin yerini tutamadı.
Hepsinden vazgeçtim de kağıdımdan, kalemimden geçemedim.
Ben yine hep yazdım.
Bazen yapılacaklar listemi, bazen duyduğum bir şeyi, bazense duygularımı.
Yazacak hiç bir şeyim yoksa altını çizdiğim cümleleri yazdım.
Ama ben yine hep yazdım.
 Yazmaktan hiç vazgeçmedim. 
Bazı insanlar konuşarak rahatlar. 
Ben hep yazdım, yazdıkça rahatladım.


Yazmak iyileştirir ; )

Sevgiyle...
yirmibeşağustosikibinonyedi/ F.B.Ö.

30 Aralık 2017 Cumartesi

A Dog's Purpose



Baily der ki;
"Tüm köpek hayatlarımdan şunu öğrendim.
Eğlenin.
Elinize geçen ilk fırsatta birini bulup kurtarın. "

Sımsıcak bir film. 

Sevgiyle... 

22 Şubat 2017 Çarşamba

Rüya

Rüyamda ailecek bir sınava hazırlanıyoruz. Soru-cevap, soru-cevap …
Aklımda bir soruyla uyanıyorum.
“Tarihte iktidar için çocuğunun canına kıyan ilk padişah kimdir?”
Hayırdır inşallah.
Hemen eşime yöneltiyorum soruyu.
Kanuni Sultan Süleyman olabilir diyor.
 Sonra başlıyor Kanuni ile ilgili bilgiler aktarmaya. 

En ilgimi çeken kısım  Kanuni’nin şahsına ait özel küçük bir sandığın kendisi defnedilirken mezarda yanına konmasına  dair vasiyette bulunması ile ilgili kısım oluyor.

Bende kısaca size aktarıyorum;
“Kanuni Sultan Süleyman Hanın, vefat ettiğinde yerine getirilmesini istediği bir vasiyeti vardır. Bu vasiyet, şahsına ait özel küçük bir sandığın kendisi defnedilirken mezarda yanına konmasıdır.

Hayatı seferlerde geçen Sultan Süleyman yine bir seferde iken vefat eder. Cenazesi İstanbul'a getirilince derhal defin işlemlerine başlanır. Bu vasiyeti üzerine sandık meydana çıkarılır ve hazır tutulur.

Büyük hükümdarın cenaze töreninde şüphesiz bütün devlet erkanı hazırdır. Şeyhülislam Ebussuud efendiye, Sultan Süleyman’ın böyle bir vasiyeti bulunduğu söylenir. Ebussuud efendi "Zinhar böyle bir vasiyeti yerine getirmeyesiz, dini mübine yani İslam'a uymaz” der.

Nihayet vasiyetin yerine getirilmemesi kararlaştırılır. Küçük sandık mezara konulmaz ama içinde ne var, dünyanın en büyük hükümdarının mezarına konmasını istediği şey nedir? Herkes tarafından merak edilir. Bu vasiyet yerine getirilmediğine göre sandıkta pekala açılabilir ve nitekim de sandık açılır. Sandığın içi, Kanuni'nin yapacağı işlerin, vereceği kararların dine uygun olup olmadığı hakkında Şeyhülislamdan aldığı fetvalarla doludur. Bunun üzerine Ebussuud efendi, "Hey büyük sultan, sen Allah katında kendini temize çıkardın, mesuliyeti bize yıktın, biz nasıl bunun altından kalkacağız bakalım" der ve ağlar.”


Öyle etkisinde kalmışım ki bu mevzunun gün boyu kafamı kurcaladı durdu.
Hesabını sormak tabi ki bize düşmez ama insan düşünmeden edemiyor.
Bir kul bu kadar hassas bu kadar adaletli iken evladına nasıl kıyıyor.
Belki biz göremiyoruz da Allah biliyor.
Devletin bekası için? Ama peki bütün dönemlerde devletin bekası mı düşünülüyor?
Peki tüm sultanlar Kanuni kadar hassas mı?
Kişisel hırslar evlat ve kardeş sevgisinin önüne geçebilir mi?
Gel de  kafaya takma işte.
Sonra işin boyutu başka bir tarafa kayıyor.
Peki ben neden böyle bir rüya gördüm?
Benim bu rüyadan çıkarmam gereken paye ne?
Tabi ki doğal bir iç güdüyle iyimser bakıp 
hayırdır hayır diyorum.

Her şer görünende bir hayır, her hayır görünende bir şer vardır deyip konuyu kendimce noktalıyorum.

Bu arada sorunun cevabını eşim de tam bilmiyor.
Doğru cevap:
Osmanlı İmparatorluğun da  ilk oğlunu öldürten Padişah  1. Murad Hüdavendigar’dır.

Oğlu Savcı bey’i kendisine karşı ayaklandığı gerekçesi ile öldürtmüştür.




20 Şubat 2017 Pazartesi

Çok olmuş uğramayalı...


Elimde dallar, hava güzel...
Yürüyorum aheste aheste.
Sonra gözüm elimdeki dallara ilişiyor.
İyi hoş aldım da bunları sahi ne yapacağım?
Kendi kendime gülümsüyorum.
Huylu huyundan vazgeçer mi?
Bir yandan hayatı sadeleştirmeye çalışırken bir yandan toplamaya devam ediyorum.
Ama eskiye nazaran daha iyi.
Yakında blogumu açalı 11 yıl olacak.
İlk yıllar bir üretim sevdası ki sormayın.
Evim hala o zaman aldığım malzemelerle dolu.
Her şeyle vedalaşabildim de kumaşlarımla, keçelerimle, boncuklarımla bir türlü vedalaşamadım.
Blogumla da  durum pek farklı değil.
Bir küskün bir barışık devirdik 11 seneyi.
Baktım da 1,5 yıl olmuş yazmayalı.
1,5 yılda neler değişmiş. Kayıplarım olduğu gibi, kazançlarım da olmuş.
En önemlisi diğer yarımı bulmuşum. 
Sağĺığım yerindeymiş. Keyfimde tıkırmış galiba ; )
Buralara da gelememişim.
Acaba bundan sonra  gelir miymişim?

Zaman :)

Hep bir geri dönerim duygusu.

Sevgiyle...

1 Mart 2012 Perşembe

Keçe Kuşlarım ve Huzur Veren Yalova Sahili


Önce Keçe kuşlarım çünkü uzun zamandır ilk defa oturup keçelerle oynadım :) Kendimide bi iyi hissettim sormayın. Sevgili Sesiberin kuşlarından esinlendiğimi sanırım söylememe gerek yok :) Teşekkürler Sesiber.
Kuşlarımı dış kapımın üzerine astım şuanda ordan mutlu mutlu bana bakıyolar :)

Sabah saatleri Yalovam çok güzelsin çook.

Ailem Yalova'da olduğu için sık sık gidiyorum Yalova'ya. Ve gittiğimde olmazsa olmazım sahilde dolaşıp deniz kokusunu içime çekmek. Bu sefer martılar da bize eşlik etti. Gezdim tozdum huzurla doldum döndüm yuvaya :)

Sevgiyle ve Aşkla...

İnstagram@bybucanni

24 Ekim 2011 Pazartesi

Bucanni'den Haberler

Esti bana bu gün bişeyler yazasım geldi. Bunda tabiki siz sevgili dostlarımın gönderdiği maillerin etkisi var. Merak etmeyin canlarım benden yana inişli çıkışlı ama herşey yolunda. Sadece blogdan uzak kala kala tembelleştim o kadar.

Görüşemediğimiz süreçte bir sürü şey oldu ama ben bu gün sadece benim için en kıymetli olan son gezimden bahsetmek istiyorum.

Belki bir çoğunuzun vardır bilemiyorum yoksa da hemen bir tane hazırlayın diyorum. Ne mi? Hayal Panosu : )

Son bir kaç senedir sürekli evle ilgili olumlama çalışmaları yapıp hayaller kuruyodum. Allah bana nasip etti ve ben evimi aldım. E baktım bu yöntem işe yarıyo yeni evime taşınınca kendime bir tane hayal panosu hazırladım. : ) Tahmin edebileceğiniz gibi hayal panoma bi dünya şey astım. Almak istediklerim, görmek istediklerim, yaşamak istediklerim vs. vs.

En büyük hayallerimden biri de Kapadokya da Balona binmekti :) Panoma bide uçan balon resmi koydum. Bu hayalimi bilen bi arkadaşım Göremede 2 günlük tatil fırsatı yakalamış : )

İşte herşey o tatil fırsatıyla başladı : ) Bi gün bide baktım Uçan Balonun tepesinde gökyüzündeyim : )

Yüzümde güller açıyor. Bucanni çok mutlu çoook : )



Hayalimi gerçekleştirmişim, sertifikayı da kapmışım daha ne olsun.


Sabah saatlerinde Göreme de gökyüzü hergün böyle, seytermeye değmez mi : )

Canlar sakın hayallerinizi küçümsemeyin, hayal kurmak, canı gönülden istemek, isteğinize ulaşmak için atılan ilk adım.

Gezimiz bu kadarla da kalmadı. Amaç Balona binmekti ama hazır oralara kadar gidiyoruz Konya'ya da gidelim dedik. İnanın orada yaşadığım haz, huzur balonu çok çok geride biraktı. Konya ile ilgili ne anlatacağımı bilemiyorum 3 gün kaldık ama yetmedi yetmedi. Sanki 23 Eylülden sonra hayatımda yeni bir sayfa açıldı. Medreseler, camiler, türbeler ve Şems Tebrizi Ve tabiki Hz. Mevlana inanın yazarken bile gözlerim dolu dolu oluyor. Allah herkese gidip görmeyi bu manevi hazzı yaşamayı nasip etsin.

Kabetü'l-uşşâk bâşed in mekamHer ki nakıs amed incâ şod temam
(Bu makam aşıkların kâbesi oldu. Buraya noksan gelen tamamlanır)

İşte böyle can arkadaşlarım aslında daha bi sürü bi sürü şeyler oldu ama bu gün içimden geldi bunları yazmak istedim. Bi daha ne zaman yazarım Allah bilir. Sanırım ilham meleklerim ne zaman derse :)
Hani önceden yazılarımı Sevgiyle... diyerek bitirirdim ya. Bundan böyle Aşkla....



Son olarak yaşadığımız şu sıkıntılı günlerde şehitlerimize ve depremde hayatını kaybeden kardeşlerimize Allahtan rahmet diliyorum. Umarım en kısa zaman da kara bulutlar dağılır aydınlık günlere kavuşuruz.Hepinizi seviyorum.




Aşkla.....

10 Haziran 2011 Cuma

Bucaniler Buluştu :)

Çoook ara vermişim çooook. Ha döndüm haa döncem derken kısmet bu güneymiş. Tabi ne kadar buralarda olurum ondan bile emin değilim. Ama ben bi Bismillah deyip başlayayım bakalım :)

Şu ara çok güzel günler geçirdim. Malum Birsen'im bendeydi :)
Üstüne bide benim ablacıklarım da eklenince çifte kavrulmuş fıstık oldu günlerim.




Büyük ablam hadi bloğunu boşladın ekle bişeyler diye diye başımın etini yedi. Ablacık al sana ekledim bişiler sizi ekledim :)))) bundan güzel paylaşım mı olur.

Buralardan bi uzaklaştın mı geri gelmekte zor oluyomuş onu anladım. Nasıl link eklicemi bile biran durdum düşündüm :)

Ama anladım ki özlemişim buraları.

Artık okul bitti. Evime yerleştim. Bir bahanem kalmadı ama nasıl ki blogdan uzak kaldıysam üretmekten de uzak kaldım. Şu ara tek yaptığım kitap okumak. Heee bidee yarım yamalak elimde sürünen bir battaniyem var. Eklerim bi ara. Başkada bişi yok. Ne oldu bu üretken Bucanniye bende anlamadım. Belkide kısa bir nadas dönemi bilemedim ki ben.



Bildiğim tek bişey var hepinizi çok özledim :)


16 Ocak 2011 Pazar

Yeni Hayat

İşte gene buralardayım.
Ben yokken bıraktığınız bütün güzel yorumlar için çoook teşekkürler.

2010 benim için sükunetle yol alırken gider ayak hayatımda bir sürü şey değiştirdi. Olumsuzlar hazmedildi, olumlularsa yanıma kar kaldı.
Tam zamanında yıllarca hayalini kurduğum bir isteğime kavuştum.
Çevremde ki herkes bilir en büyük dileğim bir evim olmasıydı ve ben nihayet o eve kavuştum.


Hayalim bahçeli müstakil bir evdi. Tam 12 den vuramadım ama olsun, 4 blokla paylaştığım şipşirin bir bahçem var :)


10 gün içinde ev tesadüfen denk geldi ve işlemler tıkır tıkır devam etti. Yerleşme sırasında bir takım sorunlar çıktı ama şükür onları da hallettik.


Yani canlar ben hala inanamıyorum ama artık benimde bir evim var.

Allah isteyen herkese çabucak ev almak nasip etsin.

Bu arada tam bu kargaşanın arasında vizelere de girdim. Allahtan onlarda iyi geçti. Ehh artık bir süre 2. vizelere kadar kafa dinleme zamanı.
Artık benim için yeni bir hayat başladı.
2011 bolluk ve bereketle geldi. 2011'in huzur ve mutluluk getireceğini biliyorum. Şimdi yeni eve yeni hayata alışma zamanı.
Hepinize mutlu bir sene diliyorum.
Sevgiyle...

23 Kasım 2010 Salı

Gezdim Tozdum Yuvaya Döndüm



Yıllar sonra Birsen'in de düğününü bahane ederek doğduğum toprakları tekrar görme fırsatım oldu. Bir sürü Fotoğraf çektim ama hepsini yüklemek mümkün değil.
Doğa hayranı olan ben sizlerinde ruhunun beslenmesini istedim.


Almanya'da sonbahar işte bu renklerde.
Gezdim, tozdum, güldüm, eğlendim.


Okulumda Birsenle seksek oynadım :)
Üstüne bide Bigiciğimin düğününü yapıp döndüm. Birsen'im dünyalar güzeliydi, düğünü tam ona yakışır bir şekilde oldu. Ayrıntıları zamanla kendisi paylaşacaktır.
Bütün kuzenlerim beni eğlendirmek için seferber oldu. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizleri seviyorum Buçaniler :)
Ama şunu söyleyeyim illede vatanım :) hiç bir yer bizim ülkemiz kadar güzel olamaz.
Canlar gezip tozunca bir sürü şeyi askıya almış oldum. En önemlisi de derslerim, o yüzden bir süre ara vermeyi düşünüyorum. Ne kadar buralardan uzak kalırım bilmiyorum ama bana bir süre mola. Hepinizi seviyorum :)
Sevgiyle....


14 Eylül 2010 Salı

Güzel bir tatil ve golden retrieverlar


Tam blogger da bir ritim tutturuyorum araya tatiller giriyor ben gene kopuyorum.
Belki de gırgır şamata kalabalıktan sonra tekrar rutin hayata dönmek etkiliyordur beni.
Bu sefer tatilin ayrı bir güzelliği vardı. Bayram dolayısıyla Yalova oldukça kalabalıktı.
Güzel olan orta okul arkadaşlarımla uzun yıllardan sonra tekrar bir araya gelmekti. Okulumuzda buluştuk. Öyle güzel vakit geçirdik ki, sanki hiç ayrılmamışız da hala okula gidiyormuşuz gibi hissettim. Umarım en kısa zamanda tekrarı olur.
***
Şincik yukardaki sevimli köpüşler ne alaka diyorsunuz dimi :)
Bu sevimli golden retrieverler 8 taneydi, yavaş yavaş yeni yuvalarını buluyorlar. Kardeşim hepsini kendi elleriyle dünyaya getirtti :) İnanın hepsi birbirinden sevimli ama artık annelerinden ayrılma vakti geldi. İstiyorum ki onlara iyi bakacak bir yere gitsinler. Şayet ilgilenen olursa bana mail gönderebilir. Bende sizi kardeşime yönlendiririm.
***
Aslında yazacak çoook şeyim vardı ve sizlere gelecektim ama öyle yorgunum ki gözlerim kapanıyor. O yüzden hepinizi öpüyor ve kaçıyorum.
Sevgiyle...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Uludağ-Sarıalan

Kestane gürgen palamut, alti yaprak üstü bulut, gelsen burda derdi unut, orman ne güzel ne güzel :)


Bu sefer ani bir kararla teleferikle Uludağ'a çıkmaya karar veriyoruz. En son Birsenimle kışın teleferiğe binmiştik :) Gulüm yazında çok keyifliymiş.

İlk durak kadıyayla...
.
Sonra sarıalan ve ormanda istediğin kadar yürüyüş. Dilerseniz oteller bölgesine minibüsler var.


Bir sürü kulubeler var. Şahsamı ait yoksa orman müdürlüğünemi bilmiyorum ama benim olmasını çoook isterdim :)

Bursa'da sıcaklık 38 dereceyken inanın çok güzel gitti. Ben gene bol oksijeni depolayıp keyifle döndüm yuvaya.
Ben aslen Rize-Ardeşenliyim. Uzun zamandır gitmedim ama demek ki doğamda var, yeşil beni çekiyor kendine.
Umarım en kısa zamanda kendi yaylalarımızı gezmek kısmet olurda oralarıda paylaşırım sizlerle.
Sevgiyle...

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Temaşa-i Ramazan 2010


Bursa Merinos Park'ta ramazan etkinlikleri tam gaz devam ediyor. Bir akşamda biz gidelim dedik. İyiki de gittik, harika vakit geçirdik.


Tuzsuz Deli Bekir, yavuklusu ve bendeniz. Orta oyunu başlayacak onu duyuruyorlar.

Karagöz ve Hacivatsız ramazan eğlencesi olurmu? Olmaaaz.
Çok güzel bir organizasyon hazırlanmış. Her yer ışıl ışıl. İncik boncukcular, kitapçılar, gözlemeciler, macuncular. Bir dolu stand kurulmuş ve fiyatlar çok uygun. Sanki bütün Bursa çoluk çocuk orada toplanmış, inanılmaz kalabalıktı.
.
Çocukluğum da Samsun fuarına giderdik, deli olurduk fuar için. Bu akşam bana aynı o hissi yaşattı.
Samsun fuarından bana balon almışlardı tavşan şeklinde uçan balon :) Ne sevinmiştim.
Ama aksilik ya eve gidene kadar tavşanın bir kulağı söndü. Tabi ben cadı bütün gece uyuyana kadar tavşanın kulağı niye söndü diye ağladım durdum. Ben uyuyunca hemen balonu söndürüp tavşanın kulağını tekrar şişirmişler. Zavallılar nerden bilsinler bu seferde tavşanım niye uçmuyo diye ağlayacağımı :) Ah canım Bartın ailesi ne çektiniz benden :) Her türlü oyuncağım oldu ama bu balonun yeri apayrı.
Sevgiyle...

22 Ağustos 2010 Pazar

Huzur


İnsanın canı tatlı çeker, tuzlu çeker de orman çekermi.
Cuma günü bütün gün canım orman çekti. Açık hava falan değil direk orman :) Öyle ki resmen bütün hücrelerimle.
Arkadaşımla iftar yapacaktık yeri sen seç dedi. Ben öylesine ormana gidelim dedim.Yani en azından yeşillik biyerlere. Nerden bilirdim beni ciddiye alacağını :)

.
İftardan önce oruçlu oruçlu sırf ben mutlu olayım diye beni alıp taaa Uludağ Milli Parka götürdü :) Oksijeni ciğerlerime doldurdum. Kozalaklar topladım.
Bütün negatif enerjimi oralarda bıraktım.
.


Dönüşte dağ yolunda bide iftar yaptık ohhhh deymeyin keyfime. Varmı daha güzel mutluluk.
İşte benim mutluluk anlayışım da bu. Beni mutlu etmek isterseniz direk doğaya bırakın. Gık dersem namerdim.
Sevgiyle...

29 Haziran 2010 Salı

Bu Günlerde Ben...


"Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü,

Değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti,

Ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver..."


Sözde şu anda film izliyorum. Film de dikkatimi çeken tek şey yukarıdaki söz oldu :)
Unutmadan bir yerlere yazmak istedim. Eee en kalıcı yer bloğum olduğuna göre buraya yazmak uygun düştü.

Yazmaya başlayınca da devamı geliyor işte :)
Sanırım hiç bu kadar uzun süre evde kapalı kalmamıştım.
Bu gün aynaya baktığım da gördüm ki yüzüm güneş görmemekten resmen beyazlamış.
İyi haber güneş lekelerim azalmış ( güneş lekeleri olanlara tavsiyemdir ) Kötü haber çok tembelleştim.
Normal şartlarda ben bu rapor sürecini çok güzel değerlendirirdim de işin ucunda sınav olunca ders dışında ne yapsam suçluluk duyuyorum. Blogları bile gezmiyorum canım kalır bişeyde yapmak isterim diye :) Bütün günlerim yemek, içmek ve dersle geçiyo.
Ev aldı başını gidiyooooo, kırık parmak bahanesine herşeyi saldım gitti. Ama az kaldı sabır.
Raporum bu hafta bitiyor. Kısmetse pazartesi işe başlayacağım. İşte o andan itibaren rutin hayatıma dönerim. Bakalım parmak ne durumda, herşey yolundaysa kimse beni eve sokamaz artık :)


Bu arada sevgili Hayatsu puzzle nasıl yaptığımı ve yapıştırdığımı sormuş.
Canım benim önce bütün parçaları renklerine göre ayırıyorum. Sonra bir karton üzerinde yapıp bitiriyorum. Tabi biraz sabır istiyor. Puzzle bittikten sonra kutudan yapıştırıcısı çıkarsa onunla yapıştırıyorum. Yapıştırıcı toz halinde geliyor, suda açıp puzzle ın üstüne spatulayla sürüyorum ve kurumasını bekliyorum.
Yapıştırıcı yoksa puzzle ı iki karton arasına koyup ters çeviriyorum ve arkasından koli bandıyla yapıştırıyorum.
Biraz meşakkatli bir iş ama benim ruhumu inanılmaz dinlendiriyor. Yaparken uygun parçayı bulmak dışında hiçbir şey düşünmüyorsun. Eğer yapmak istersen tavsiyem 500 parçalı olanlarla başla daha çabuk biter.

Gelelim Sevgili Pınar Erdinç'in sorusuna;
Canım aslında bloğuna cevap yazacaktım ama sanırım ziyaretcilere kapalı. Kıvırma ayağıyla ilgili bir püf nokta varmı diye sormuşsun ya, valla ben deneme yanılma yoluyla yaptım bişeyler. Özellikle söyleyebileceğim bir şey yok ama bir daha ki dikişte fotolamaya çalışırım. Bak şimdi dikiş dikesim geldi :)


Film deki bir sözle başladım yazdım da yazdım. Bu arada iyi dilekleriniz için hepinize çoook teşekkür ederim.

24 Haziran 2010 Perşembe

Mim ve Puzzle


Canlar az önce hastaneden geldim. Bir 10 gün daha raporluyum. Bu da demek oluyor ki 10 gün daha evde kapalıyım. Neyse ayağım bir an önce iyileşsinde başka bir şey istemiyorum. Şansıma havada kapalı eğer güneş olsa, dışarısı cıvıl cıvıl olsa daha bir zor gelecekti evde oturmak.
Neyse kendimi bu duruma iyi tarafından bakıp ders çalışmak için fırsat olarak görmeye odaklıyorum.
Bu Puzzle a parmağımı kırmadan bir gün önce başlamıştım. Tabi sonra evde olmadığım için devam edemedim. Evime gelir gelmez ilk işim bitirmek oldu. Gayet de güzel oldu.
Puzzle yapmak kesinlikle bana iyi geliyor. Hem zevkli hemde beni rahatlatıyor.



Gelelim Mime, sevgili Belgin beni mimlemiş. İşte cevaplarım;
Felsefem..... İyi insan olabilmek
Hayat........... Yaşamaya değer
Çocukluk...... Masumiyet
Güneş........... Neşe Kaynağım
Gözler........... Boşuna dememişler Kalbin aynası diye
Yıldızlar........ Dilek
Güzellik........ Geçici
Sevgi............. Olmazsa olmaz
Aşk................ Coşku
Erkekler....... Stres kaynağı :)))
Savaş............. Anlamsız
Ağlamak........ Rahatlamak
Deniz.............. Huzur
Ayna.............. Belginciğim sana katılıyorum -Gerçek
Hayal.............. Çevremdekilere göre benim yaşadığım alem :)
Teşekkürler Belginciğim bende ceavplamak isteyen bütün arkadaşlarıma yolluyorum.
Sevgiyle...

21 Haziran 2010 Pazartesi

Bilin Bakalım Bende Kim Vardı :)



Canlar öncelikle hepinize iyi dilekleriniz için çoook teşekkür ederim.
Sanırım fotodan kimin geldiğini anlamışsınızdır. Canım, bidenem, kankam, Birsen bu hafta sonu benimleydi :) Birsen ve ben çoğunlukla yaz tatillerimizi beraber geçirirdik ama bu sene ben ona eşlik edemedim. Öylede üzülüyordumki görüşemeyeceğiz diye, ama benim kankam ne yaptı ne etti iki güncükte olsa uzuuun yollar aşarak yanıma geldi. İki gün bize yetmedi ama olsun birbirimizi gördük ya bunada şükür.
Gelirken yanında birde sürpriz getirmiş :) Her zaman bizi gülmekten koparan Ş ablamızda bizimleydi. Bunu duyan yalova ekibi F ablam ve elifciğimde bize katıldı. Benim kırık sorunumdan dolayı hepimiz Y ablamdaydık. Anlayacağınız bütün kızlar toplandık, sorduk niye yıprandık :) Cumartesi günü onlar biraz dolaştılar. Aşağıdaki fotoda alışverişin küçük bir kısmını görüyorsunuz.




Hatunlar incik boncuk almış. Banada fotolamak düştü :) Çok güzel bir hafta sonu geçirdik, bol bol güldük. Kızlar gene geliiiiin tımammı tadı damağımda kaldı :))

Canlar bana gelince ayağım alçıdan çıktı. Şu anda küçük bir tespit var. Ne zormuş koltuk deynekleriyle yürümek, bütün kaslarım tutuldu. Ama şu anda gayet iyiyim. Benden havadisler şimdilik bu kadar. Hepinize beni yanlız bırakmadığınız için tekrar çok teşekkürler.
Sevgiyle kalın...

14 Haziran 2010 Pazartesi

Çok Güzel Bir Günün Ardından


Canlar hafta sonu Yalovadaydım. Harika bir hafta sonu geçirdim.
Önce ablama gittik erik topladım, dalından bir güzel yedim :)
Sahil de denizin kokusunu içime çeke çeke dolaştım.


İncik boncuk aldım. Akşam anneme gittik. Bütün gece balkon keyfi yaptık. Okey oynadık, güldük eğlendik. Sabah erkenden yürüyüş için uyandık. Bizim evin iki tarafında ıhlamur ağaçları var. Balkon mis gibi ıhlamur kokuyordu. Annem ve babamın nasıl genç kaldığını böylelikle anlamış olduk. Sahilde uzun bir yürüyüşten sonra simitlerimizi alıp eve döndük. Balkonda harika bir kahvaltının ardından sohbet muhabbet derken saat 2 gibi Bursa'ya dönme planlarına başladık.
Tabi annem yemek yedirmeden bırakmak istemedi bizi.
İşte ne olduysa o arada oldu. Mutfakta annemle kaçışırken bir çarpışma yaşadık. Ayak parmağımdan gelen bir ses ve parmağımın L şeklini almış olduğunu görünce anladım ki parmak kırıldı. Ben gayet soğukkanlı annem telaş içinde. Sadece annemi sakinleştirmeye çalışıyorum
-yok bişey anne sadece kırıldı :) üzülmee
Derken hastane vs. işte son durum budur. Bitek annem çok üzüldü ona üzüldüm. Onun dışında bu halime çoook çoook şükrediyorum.

Bir önceki postumda şunu yapmak istiyorum bunu yapmak istiyorum diye kudurunca
Yüce Allah'ım al sana gezmek dedi. Otur şimdi paşa paşa evinde bol bol kitap oku ders çalış dedi :)
Yani neymiş bulunduğun şartlardan şikayet etmek yokmuş. Her halden mutlu olmalıymışız ve beterin beteri varmış :)

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Bucanni Ankara Yolcusu


Şekerlerim perşembe günü gelen bir telefonla öğrendim ki yarın Ankara'da 1 haftalık eğitime gidiyormuşum. Aslında eğitimden haberdardım ama bu kadar az zaman kala haber vermeleri biraz işleri karıştırdı. 31. mayısta vizeler başlıyor ve ben son haftayı başka bir eğitimde geçireceğim. Bir yandan seviniyorum biraz ortam değişikliği olacak diye bir yandan da sınavlardan ötürü stresliyim.
Ankaraya gitmeyeli sanırım bi 8-10 sene olmuştur. O zamanlar kuzenler Ankarada yaşıyordu çok keyifli zaman geçirmiştim. Şimdi nasıl bir ortam olacak hiç bilmiyorum. Umarım sıkılmam. Tedbirlerimi aldım kitaplarım yanımda, fotoğraf makinam hazır. Bide kablosuz internet sorunum olmazsa çoook sevincem. Artık internet şansım olmazsa haftaya görüşürüz.
Hepinizi çoook öpüyorum.
Sevgiyle...

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Şampiyon Bursa


Canlar tebrikleri kabul ediyorum :) Gözünü sevdiğimin Bursa'sı bir güzellik daha yaşattı.
Bu arada sevgili Fadişciğimde bana bir ödül vermiş onada ayrıca teşekkürler :)
Sevgiler....

INSTAGRAM bybucanni

 

KAÇ KİŞİ ONLINE