firiyazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
firiyazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2020 Çarşamba

08-12 2017 notlarım

-Nefret, kin besleyenin ruhunu yer, nefret edilen kişinin değil! Alize Herz Sommer

-Kabul etmek geleni ve teslim olmak...

-Tevafuk; Denk düşme, uygun gelme, kaçınılmaz tesadüf.

-Eğitim toprak olana kadar devam eder.

-Hayatını değiştirecek olan bilgi hangi kitapta, okumadan bilemezsin.

-Geçmişin bugünü esir almasına izin vermeyin.

-İyilik yaptığınız kimseye size iyilik yapma fırsatı verdiği için teşekkür edin.

-Yürü!
Araba esarettir. İnsanı köleleştirir. Kaynaşmayı önler. Dünyanın gerçeklerinden uzaklaşırsınız.

-Geçmişte atılan temeller bugünkü biz olmamızı destekler.

-Geçmiş şu anı belirliyor. Şu anda yarını belirleyecek.

- Dün inandıklarımız bugün getirdi. Bugün inandıklarımız yarını inşaa ediyor.

-Sevmek dokunmaktır.

-Ürettiğini tüketmek...

-İyi bir gün geçirmemize dair sunduğumuz sebeplerin ne kadarı dış koşullara bağlıysa istediğimiz istikrarlı mutluluğa ulaşmamız o kadar zor olur. Eğer huzurlu bir zihnimiz varsa insanlar ve koşullardan bağımsız olarak mutlu olabiliriz.

-Kitap okumak belkide bu alemde en çok zevk aldığım eylemdi . FB.
-Bütün gece ördüm ördüm ördüm. Sanırım benim meditasyonum da örgü örmek. FB

-Bütün günü yiyeceksiz, geceyi de düşünerek, gözüme uyku girmeden geçirdim; Hiç bir yararı olmadı.
En iyisi, insan bir şeyler öğrenmeli. Konfüçyüs/ seçme konuşmalar

-Bir gün kalkacaksınız ve hep hayal ettiğiniz şeyleri yapmaya vakit kalmamış olacak. Şimdi tam zamanı, harekete geçin! Paulo Coelho

-İçimizdeki savaşı bitirmedem dışımızdaki huzura eremeyiz.

- İncelikli düşünebilmek için ilk ve tek şart; düşünebiliyor olmak.

-Hiç bir şeyin fazlasını taşımak istemiyordu artık. Yalnızca yolculuklarda değil, hayatta da. Murathan Mungan

-Sıkıntı yok efendiler. Dert daima insana yol gösterir. Mevlana

-Her sabaha bir niyetle başla. Güne huzur niyetiyle başlamış bir insanın huzursuz olması mümkün değil.


08/12/2017 notlarım diye kaydetmişim bu notu, güzel notlar almışım taslaklarda kalmasın ;  )

Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

26 Şubat 2020 Çarşamba

Benim Ağacım




- İstersen benim ağacım olabilirsin, dedim.

- İsterim, dedi.

  -Her gün  önümden onlarca insan geçiyor ama kimse farkıma varmıyor.
 İnsanlar sadece önümden geçip gidiyor.
Hep aceleleri var.
Hep koşturmaca halindeler.
Dikkatlerini çekmek için dallarımı sallıyorum, yapraklarımı oynatıyorum, rüzgardan yardım dileyip
hışırtılar çıkartıyorum.
Ama yinede farkıma varmıyorlar. Sahi nereye yetişiyor bu insanlar?

-Boşver, dedim.
İstersen benim ağacım olabilirsin.

-İsterim, dedi.

Sevgiyle...

onikieylülikibinonyedi/ F.B.Ö.

İnstagram@bybucanni

19 Şubat 2020 Çarşamba

FIRAT SUYU KAN AKIYOR BAKSANA Bir Ada Hikayesi1 / Yaşar Kemal


Epey biz zamandır yabancı yazarların kitaplarını okuduğum için bu gidişatı Yaşar Kemal'le bölmüş olmak beni pek memnun etti. 
Özellikle yabancı yazarlara ilgi duyduğumdan değil öyle tesadüf ettiğinden, yanlış anlaşılmasın. 
Kendi kültürümü, kendi yaralarımı, kendi insanımı, kendi geçmişimi Yaşar Kemal'in güzel anlatımıyla okumak bambaşkaydı. 
Kitap bir an olsun sıkmadan aktı gitti.
Güzel yurdumda tarih boyunca yaşanan acılar yüreğimi dağlarken, o adaya gidip yangınımı o güzellikte söndürmek istedim.  
Dili, dini, ırkı her ne olursa olsun, yurdumun bütün güzel insanlarını 
bir bir kucaklamak istedim. 

"... insan insan olmalı. "Syf:43


"Benim bildiğim ki; insanoğlu sürgün, muhacir bir yaratıktır.

Bir kuşlar böyle muhacirdirler. Bir bu gariban insanlar." Syf: 78

"Bir insan doğup büyüdüğü, bir parçası olduğu toprağını, denizini, evini, bahçesini, eliyle diktiği zeytin ağaçlarını, şeftalileri, kirazları nasıl bırakırda giderdi? Hiç direnmeden, sesini bile çıkarmadan, kuzu kuzu, yüreğindeki acıyı hiç dışa vurmadan..." Syf:90

"İnsanlar mı dünyayı çirkinleştiriyor, kirletiyorlardı acaba?" Syf:100

"Her neyse, geldin ya, ne için gelirsen gel, başım üstünde yerin var." Syf:110

"Sen hiç Sarıkamışı gördün mü kedi? 
Sarıkamış içinde Aynalı Çarşı. Aynalı Çarşı cehennem. Sen Aynalı Çarşıda uçup da denize gömülen gemileri hiç gördün mü? 
İyi ki görmedin. 
Sen hiç parça parça olmuş, üst üste tepelerce yığılmış, siperleri, koyakları, çukurları ağzına kadar doldurmuş ölüleri gördün mü? 
Ovalar dolusu çürümüş, kokmuş, kokusu insanı boğan ölülerin üstünden hiç yürüyerek geçtin mi? 
Sarıkamış savaşını görmemiş, yaşamamış insan dünyada hiçbir şeyi görmemiş, yaşamamış, demektir. 
Erzurum içinde Aynalı Çarşı. Sen kedi, sen hiç, uykucu, rahat, gerinen kedi, sen hiç Allahuekber dağında olup bitenleri gördün mü?
İnsan boyu, iki insan boyu karın içinde yalınayak, başı kabak, pantolonu yırtılmış, kaputsuz, ceketsiz, koyunları bit dolu, donmuş elleriyle kaşınamayanları, Rus topçusunun karlı dağları ateşe, zindana çeviren güllelerini, karla birlikte uçuşan kolları, bacakları, kollarla bacaklarla, gövdelerle birlikte gökten yağan kanları, Allahuekber dağlarının doruklarında fırtınaya, boraya tutulup donan, taş kesilen, donmuş kirpikleri, kaşları, donmuş gözleriyle bakan on binlerce askeri gördün mü hiç? 
Sen bunları görmediysen hiçbir şey görmedin demektir. Sen bunları görmediysen kedi, 
niçin bir tekneye binip de karşı kıyıda karaya çıkmıyorsun? 
Sen bunları görmediysen, 
insanların yüzüne bakmaktan niçin utanasın?" Syf:117

"Yalnız çocuklar böyle ağız dolusu, böyle mutlu gülerler." Syf:120

"Ölümüm mü yaklaşıyor, insan ölürken dünya İnsanın gözüne cennetten de daha güzel gözükürmüş."Syf:148

"Allahuekber dağlarındaki on binlerce ayakta donmuş, kazık kesilmiş, kardan adam olmuş askerler de bunun gibiydi. Gözleri de böyle ardına kadar açılmış, dünyaya hasret kalmış bakıyorlardı." Syf:182

"Biz aynı ateşin küllerinden doğduk." Syf:189 

"Ne demiş ermiş Tanasi, yeter ki bir damla insan teri boşa gitmesin. İnsan soyunun güzelliği alın terindedir." Syf:247

""Fırat," diyordu. "Fırat, günlerce, aylarca insan ölüleriyle doldu da taştı. Fırat suyu kan akıyor baksana... Dicle," diyordu. "Dicle günlerce, aylarca insan ölüleriyle doldu da taştı. Dünyanın bütün kartalları, çöle indiler, çölde insan etine doydular."" Syf:255

“Savaş icat eden görmesin cennet,” dedi." Syf:286



Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana Bir ada hikayesi dörtlemesinin, ilk kitabıdır.

Dörtlemenin diğer kitapları; 
-Karıncanın Su İçtiği 
-Tanyeri Horozları 
-Çıplak Deniz Çıplak Ada dır.


Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

12 Şubat 2020 Çarşamba

Seni seviyorum Özür dilerim ...




Seni seviyorum
Özür dilerim 
Lütfen beni affet
Teşekkür ederim

Bu sözlerin Hoʻoponopono diye adlandırılan bir uygulamada kullanıldığını okumuştum. 
Hoʻoponopono, Hawaii'de uzlaşma ve affetme için kullanılan bir uygulamaymış. 

Bu yönteme göre yaşadığınız herhangi olumsuz bir durumda "şu şu duruma sebep olan her ne ise seni seviyorum, özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim." sözlerini tekrar ederek bir nevi bilinçaltı temizliği yapıyormuşsunuz. 
(Detay merak edenler google amcaya sorabilir.)
Bu uygulamayı ilk duyduğumda aklıma teyzem geldi. Teyzem dizleri ağrıdığı zaman sürekli dizlerini severek onlara bunca yıldır onu ayakta tuttukları için teşekkür edermiş. 
Hemen akabinde aklıma suyun hafızası olduğu muhabbeti düştü. 
Hepiniz duymuşsunuzdur, Japon Bilim Adamı Dr.Masaru Emoto'nun su üzerine çalışmalarını. 
Yaptığı çalışmalara göre su kristalleri, ona söylenen sevgi ya da nefret sözleriyle iyi ya da kötü biçimde şekil değiştiriyormuş. 

Konu konuyu açar derler ya, oradan da aklıma kendi geleneğimizde var olan okunmuş su muhabbeti geldi. 
Bizde de okunmuş sudan medet umulmaz mı?

Bu durumda Dr.Masaru Emoto'nun çalışmasına dayanarak yıllarca yapılan okunmuş su uygulamasının boş olmadığı, 
şifalı sözlerle kodlanan bir suyun şifa getirdiği söylenebilir.

Bunları düşünürken bir yandan da konu beni  plasebo etkisine doğru çekiyor. 
Plaseboya göre ise, şifalı olduğu inanılan sudan şifa bulmak bilincin gücüne dayanıyor. 

Düşündükçe kafamdaki sorular çoğalıyor.

Vücudumuzun %70 i su olduğuna göre, doğduğumuz günden bu güne kadar acaba vücut suyumuz nelere maruz kaldı? 

Yanlış inançlarımız acaba bizi nasıl etkiledi?

İstemli istemsiz, sözlü sözsüz uğradığımız negatif etmenler vücudumuzda ne gibi durumlara sebebiyet verdi? 

Yıllarca bir sürü etkene maruz kaldık ve kalmaya devam ediyoruz. 

Biz kendimizi pozitif tutmaya calışsak bile, ki insanın zararı en çok kendi kendine, çevre faktörleri, haberler, çevremizde ki insanlar vb. gibi  negatif durumlar sürekli su kristallerimizi bozmaya devam ediyor. 

Elimizde olan yerlerden uzaklaşabilsek de 
mecburen bulunmamız gereken yerlerde bu negatif duygu durumuna sürekli maruz kalıyoruz.

Sonuç olarak kafamda yanan ampuller  bütün bu bilgi yumağını bir araya topladığımda şu fikre varıyor;
Mademki suyun hafızası var,  bende bu dört cümleyi bozulanları tamir etmek için kullanabilirim.

O gün bu gündür her aklıma geldiğinde bedenimden ve  ruhumdan, 
onları  maruz bıraktığım tüm negatif durumlar için özür diliyorum. 

Kendimi seviyorum, kendimden özür diliyorum ve kendimi affedip kendime teşekkür ediyorum. 

Bu sözler bedenimi bilmem ama ruhuma pek iyi geliyor. 

Artık illa birinin beni sevmesini, benden özür dilemesini beklemiyorum. 
Ben kendimi sevmezsem, affetmezsem, kendimi teşekküre layık hissetmezsem, 
kendime değer vermezsem, başkaları neden değer versin ki? 
Öyle değil mi?

Ben kıymetliyim. Ben değerliyim. 

Canım kendim seni çok seviyorum, özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim. 


Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

11 Ocak 2019 Cuma

Bakış Açısı


Günler ne çok çabuk geçiyor.  

Yirmiye gelene kadar zaman bu kadar hızlı akmıyordu.

Büyükler yaşlandıkça  zamanın yuvarlana yuvarlana  geçtiğini söylerlerdi.  

Haklıymışlar.

Bir bakıyorum pazartesi,  bir bakıyorum Cuma. 

Acaba işe gitmesek de günler böyle çabuk  geçer mi?

 Bizim büyükler kendilerini sürekli  meşgul tutarlar. 

 Acaba bomboş oturanlar içinde zaman bu kadar hızlı mı?

Bir çocuğun zaman algısıyla bir yetişkinin zaman algısı aynı mı?

Bence farklı.

 Hatta insanların aynı sesi duyuşu bile birbirinden farklı 

ve tabi ki bir görüntüyü görüşleri de.

 Evet herkes karşıdan gelen bir çocuğun çocuk olduğunu görebilir ama,

 detaylı görüşleri birbirlerinden kesinlikle  farklıdır.

 Biri çocuğu telaşlı olarak yorumlarken, diğeri  şımarık  olduğunu düşünebilir.  

Sanırım zevkler ve renkler muhabbeti de buradan gelir.

O yüzden bir grup Zeki Müren’i beğenirken bir Grup Bülent Ersoy’u beğenir.

 Aslında teknik olarak ikisinin de sesi mükemmeldir ama kişisel duyuş farklı olduğu için

 beğeni  oranı değişir.  

Hatta insanın aynada gördüğü kendisi ile başkasının gördüğü kendisi  bile değişiktir.
  
O sebepten insanların geneli kendilerine aynada baktıklarında kendilerini  beğenir. 

Ama dışarıdan bakan gözlerin hepside beğeni dolu değildir.  

Adriana Lima gibi  istisnalar tabi ki vardır, fakat sorsan belki o da kendi kendini beğenmez. 

Bütün bunlardan hasıl olan manaya gelirsek;

 Her bireyin görüşü,  duyuşu,  hissedişi  hatta beş duyusunu  da algılayışı birbirlerinden 

farklıdır.  

Malzeme aynıdır fakat bakış,  görüş,  hissediş farklı.  

Bu da insanların zevk ve beğenilerine yansır…


Peki benim bütün bunları niye yazdığıma gelirsek : )  
5 haftadır Sanatçının Yolu Adlı kitapta önerilen sabah sayfaları egzersizini yapıyorum.  Uyanır uyanmaz daha gözümün biri açılmamışken 3 sayfa zihin akışıyla yazı yazıyorum.
 Bu sabah zihnimden akanlara bakar mısınız? 
Beyin sen acayip bir şeysin. :))

Tavsiye ederim.

Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

15 Şubat 2018 Perşembe

İyi İnsan Olmak...

Bozcaada-Kale


İyi insan olmak...

Bence hayatımızdaki en büyük amacımız bu olmalı. 

İyi insan olmak ve diğerlerinin hayatında güzel bir iz bırakmak.

Bugün bir soy ağacıdır etkiledi günümü. 

Meşhur e- devlet uygulaması olay oldu Türkiye'nin gündeminde. 

Evet atalarımızın farkındaydık ama kanlı canlı isimleriyle karşımıza çıktıklarında tescillenmiş oldu varlıkları. 

Osmanlar, mustafalar, fatmalar, zübeydeler... 

İsimlerini, doğum tarihlerini, yasadıkları yerleri görünce daha bir gerçeklik kazandılar. 

Evet onlarda geçti bu dünyadan. Onlarında hırsları, umutları, beklentileri vardı.

Vadelerini doldurdular ve göçüp gittiler. 

Ne yazık ki unutuldular. 

Bizlerinde 100 sene sonra unutulacağı gibi. 

Bizlerde göçüp gideceğiz. 

Bütün amaçlarımız hırslarımız yaşadığımız anda kalıp yok olacak. 

O zaman dert etmek niye.
Bırakalım herkes keyfine baksın.Yaşayalım doyasıya. Anın tadını çıkaralım. 

Sevgiyle, huzurla bir hoş seda bırakalım bu aleme. 

Nasılsa unutulmayacak mıyız? 

Bu mücadele niye? 

Dokuzşubatikibinonsekiz/FBÖ


Sonra bir film izledim.

Tam da bu mevzunun üstüne iyi denk geldi.


Yılda bir gün atalarımız dünyamıza geri döner, aile ve dostlarını ziyaret ederler...

İzlediğim en güzel animasyonlardan biriydi.

Mesajlarla dolu harika bir film bulmanın huzuruyla kapattım günümü. 

Tavsiyemdir.

Sevgiyle...

29 Ocak 2018 Pazartesi

Yazmak İyileştirir /firiyazar


Hep sevdim kalemleri, kağıtları, defterleri.
Hep bir masa başım vardı benim kestiğim, boyadığım, yapıştırdığım. 
Kendi jenerasyonuma göre belkide en çok mektubu ben yazdım. 
Ve ne mutlu ki bana bir o kadar da karşılık aldım yazdıklarıma. 
İlk okulda hayatımı yazmaya kalktım. 
10 yılda ne hayat yaşadımsa : )
Sonra başka sevdalara kapılıp günlük yazmaya yöneldim.
Her istediğimi özgürce yazma sıkıntısı hasıl olunca,
oturdum kendime yeni bir alfabe yaptım.
Sol anahtarı S, yıldız işareti Y idi galiba.
Özgürlüğümü ilan ettikten sonra ne yazık ki unuttum o alfabeyi.
Yıllar sonra dönüp defterlere baktığımda 
kendim de anlamadım ne yazdığımı.
Alfabeyi bulamayınca defterleri yok ettim.
Alfabem elime geçti, bu seferde defterlerim yoktu artık.
Ama olsundu nasılsa özgürce yazabilirdim artık
ve ben yine hep yazdım.
Sonra baktım blog diye bir şey var bir süre de blog sevdasına kapıldım. 
Sonra facebook, sonra instagram vs. vs. vs.
Ama 
Hiç bir şey kağıdın kalemin yerini tutamadı.
Hepsinden vazgeçtim de kağıdımdan, kalemimden geçemedim.
Ben yine hep yazdım.
Bazen yapılacaklar listemi, bazen duyduğum bir şeyi, bazense duygularımı.
Yazacak hiç bir şeyim yoksa altını çizdiğim cümleleri yazdım.
Ama ben yine hep yazdım.
 Yazmaktan hiç vazgeçmedim. 
Bazı insanlar konuşarak rahatlar. 
Ben hep yazdım, yazdıkça rahatladım.


Yazmak iyileştirir ; )

Sevgiyle...
yirmibeşağustosikibinonyedi/ F.B.Ö.

15 Ocak 2018 Pazartesi

Seçimlerinizi Değiştirin.


Taşlarım, yünlerim, inciğim, boncuğum, 

bilhassa kitaplarım, 

boya kalemlerim, tüm renklilerim, spor ayakkabılarım, 

bir de hepimizin ortaklık ettiği gökyüzüm, yeryüzüm, denizim, bulutum, dağım, bayırım, ağacım, çiçeğim 

en önemlisi sağlığım, tabiki de vefakar yalnızlığım. 


Hepi topu budur sermayem. 

Mutlu muyum? Şükür.

Eksiklerim var mı? Evet.

Çoğunuza sesleniyorum;

Saydıklarıma ilave daha bir çok, bir çok şeye sahipken nasıl bu kadar mutsuz olabilmeyi başarıyorsunuz? 

Gerçekten anlamıyorum. 

Her şeyin bir seçim meselesi olduğunu düşünüyorum. 

Mutlu olmayı seçersen mutlu olursun, mutsuz olmayı seçersen mutsuz. 

Bu kadar net. 

Demek ki mutsuz olmayı kendiniz arzu ediyorsunuz.

Bırakın artık sorunlarla beslenmeyi, akışa bırakın hayatı. 

Etrafınıza stres değil huzur vermeye çalışın. Nasılsa su akar yolunu bulur.

Seçimlerinizi değiştirin. 

Her şeyde bir olumsuzluk aramak yerine iyi bir şey bulmayı deneyin. 

En azından şu karmaşık hayatta kendince huzuru bulanlara gölge etmeyin. 

onbirkasımikibinonbeş/F.B.Ö.

1 Ocak 2018 Pazartesi

Tek Bir Hayatımız Var




Her sene planlar planlar planlar yapan ben bu sene kendi kendime;
Planların canı cehenneme! 
Biraz dur, biraz dinle, biraz hayal et, biraz mutlu ol, biraz şarkı söyle , biraz gülümse, çokça sev... 
Hayat kısa doya doya yaşa... Ama basit yaşa. 
Üzerinde ki yüklerden sana ayak bağı olan her şeyden kurtul. 
Eşyalara bağlanma. 
O ne der bu ne derleri takmayalı çok oldu. Gönlün nasıl istiyorsa öyle yaşa. 
Ama insanca kimsenin horozuna kışt demeden yaşa. 
Kendi kümesine de laf ettirtme. 
İmkanlarını iki gün sonra bıkacağın şeylere kullanmak yerine yeni deneyimler için kullan. 
Artık biliyorum ki 2 sene önce ayağıma dünya para vererek aldığım ayakkabıyı hatırlamıyorum ama 20 yıl önce gittiğim tatilimi hala keyifle anıyorum. 
İnişler çıkışlar tabi ki olacak. İsyan etme. 
Elbette seni yaradan senden daha iyi biliyor. 
Yavaşla!
Derin nefes al!
Anı anda yaşa!
Daha çok sev!
Daha çok gez!
Sevdiklerine daha çok zaman ayır!
Keyif aldığın şeyler yap!
Daha çok paylaş!
Doğada daha çok zaman geçir' Ayağın toprağa değsin.
Seni aşağı çekenlerden uzak dur! Arkana bile bakma kaç ; )
Daha çok üret!
Daha az tüket!
Teslim ol!
Akışa bırak! 
Şükret!
Hayat kısa... Her anı dolu dolu hakkıyla yaşa. Dedim.

Ve 2017' yi aşağı yukarı tamda fotoğrafta gördüğünüz gibi yaya yaya tamamen akışa bırakarak bitirdim.

Her ne yaptıysam plansız programsız keyifle yaptım. 
İyi ki de öyle yaptım.
Kesinlikle sizlere de tavsiye ediyorum.

Son olarak 
2018 'in güzelliklerle gelmesini temenni ediyorum.
Ve her anının hakkını vereceğime SÖZ veriyorum ; )

Herkese mutlu, sağlıklı ,huzurlu bir yıl olsun dileklerimle.

Sevgiyle...

birocakikibinonsekiz/F.B.Ö.







25 Aralık 2017 Pazartesi

Sizi Sevenleri Önemseyin

Bir düşünün bakalım...
En çok ihtiyaç duyduğunuzda kimler vardı yanınızda?
Şimdi bir de en az sabır gösterdiğiniz insanları sıralayın desem?
Aynı isimler değil mi?
Şöyle bakıyorum etrafima
 Görüyorum ki,
Her ihtiyacımız olduğunda yanımızda olan insanlara daha sabırsız ve daha acımasız davranıyoruz.
O nasılsa her türlü nazımızı çekiyor diye düşünmeden tartmadan 
beğendiğimiz gibi konuşabiliyoruz.
Öte yandan bakıyorum
bize desteği olmayan, hiçbir zaman yardım istiyemeyeceğimiz insanlara karşı 
daha nazik ve sabırlıyız.
Ne tezat!
Madem benim nazımı Ayşe, Fatma vs. çekiyor, en çok onları önemsemem gerekmez mi?
En çok onlara saygı gösterip onları incitmemek için emek etmem gerekmez mi?
Nasılsa çekiyorlar diye sabrı bu kadar zorlamak...
Bence haksızlık.
Arayacaksak nazımızı çekenleri arıyalım.Paylaşacaksak önce onlarla paylaşalım.
En çok onları sayalım, en çok onları sevelim.
Çünkü bunu en çok onlar hak ediyor.
Bizim yanımızda iseler bizi sevdiklerinden, bize sabır gösteriyorlarsa kıyamadıklarından.
Asla zorunda değiller.
Ve bizde asla vazgeçilmez değiliz.

Demem o ki;
Sevdiklerimizi kendimizden uzaklaştırmayalım.
Bizi düşünenleri küstürmeyelim. 

Sevgiyle...
onsekizağustosikibinonyedi/F.B.Ö.

22 Aralık 2017 Cuma

2018'e Az Kala...

 
Bilge Yaşamın 12 Kuralı
Kural 1: Asla kendinden şüphe etme… Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek yavrusu hikayesini hatırla… Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ördek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme…. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden ayni durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.
Kural 5: İnsanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşünmüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana değer vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini yada sana zamanla önem vereceğini düşünme.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakarlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarına bakarak bul. İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karşındaki insanın sözlerine inan…
Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konuşmayı öğren. Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı söyleyebilir yada duymak istemediklerini söyleyebilir… Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…

Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran.
Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme... Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kırıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster. 
Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu asla unutma ve bedel ödemek istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örneğin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmedine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.
Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dost mu yoksa düşman mı olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen….
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır.
Hakan Mengüç

INSTAGRAM bybucanni

 

KAÇ KİŞİ ONLINE