huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2018 Perşembe

Hayata bir kadın olarak bakmak ne güzel !



Düşündüm de ;

Hayata bir kadın olarak bakmak ne güzel !...

Belim artık bir çay bardağı inceliğinde değil belki ama incecik zevklerim oluştu dünden bugüne.

Güzel bir kitap, yemek, manzara ve müzik hayatımın en keyifli anlarını sunuyor bir süredir.

Eski kilomda değilim tamam ama tüm fazlalıkları da attım hayatımdan. Buna rağmen kendimi dolu dolu ve zengin hissediyorum. 

Okuma gözlüğümü henüz boynumda taşımamakta inat etsem de sürekli çantamda artık. Gözlerimin eskisi kadar iyi gördüğü söylenemez ama tüm yaşanmışlıkları arşiv gibi taşıyorum gözlerimde .

Öyle yüksek sesle müzik dinlemek , bağırtılı çağırtılı kalabalık yerler eskisi kadar ilgimi çekmiyor. Hafifi bir müziğin eşlik ettiği sakin bir ortamdaki sohbetlerin tadı hiçbir şeyde yok.

Deli gibi alışveriş yapmıyorum artık. 
Öyle çok güzel görünme çabam da azalmış. 
Elbette üstüme başıma dikkat ediyorum ama artık son moda kıyafetler, kozmetikler ve takılar ilgimi eskisi kadar çekmiyor artık. 
Bir mağaza ya da kuaförde geçirdiğim uzun zamanlar sıkıyor. Yakışanın da yakışmayanın da farkındayım. 
Başkalarının takdir etmesi güzel ama en çok da kendime güzel görünmeyi seviyorum. 

Öyle çok insan tanıma hevesim de kalmadı. Samimi birkaç dost yetiyor da artıyor bile.

Yolunda gitmeyen işlere ,açılmayan kapılara eskisi kadar direnç göstermiyorum. 
Çünkü artık biliyorum ki kendimi paralasam da hayatın kendine ait bir öğretme biçimi var. Evrensel sistem olması gerekeni benden iyi biliyor ve kendi zamanını bekletiyor. 

Ne mutsuzken mutlu olmaya ne de herşey kötü iken yolunda olduğuna inandırmaya çalışıyorum kendimi. 
Her ne yaşıyorsam o karanlığın içinden geçip oradaki öğretiyi anlamaya çalışıyorum ki; bir gün gün ışığına çıktığımda kıymetini bileyim ufak tefek şeyleri dert etmeyim. 

Her ne yaşıyorsam bir benzerini hemen herkesin yaşadığını biliyorum artık. 
Bu yüzden yaşadıklarımı dramatize edip çok abartmadan ve kendime acımadan kabule geçiyorum. 

Sabır…
Nasıl da güzel bir kelimedir. 

Böyle zamanlarımda önemli görüşmelerimi ya da işlerimi erteliyorum. 
Biliyorum ki düşük enerjiyle yola çıktığım hiçbir işten hayır gelmez.

Hayatımı rölantiye aldığım dönemler bunlar. Boş viteste araba kullanmak gibi. Ne gaza basıyorum ne frene…

Bu zamanlarımı kendi içime dönmek ve kendimi daha iyi tanımak için kullanıyorum.

Biliyorum ki kaybı ancak böyle kazanca çevirebilirim. 

Biliyorum ki geçecek…bundan öncekiler gibi…

Herşey geçer…

Şikayeti çoktan bıraktım. 
Sürekli çözüme odaklanıyorum ki enerjim doğru yere kanalize olsun. 

Huzurum ve mutluluğum haklı olmamdan çok daha önemli artık. 

Kin ve intikam duygularımı çoktan hayatımdan çıkardım. 
İster kader deyin ister ilahi adalet adı önemli değil ama sistem olması gerekeni bir şekilde yerine getiriyor nasıl olsa. 

Bana iyi gelen insanlarla görüşüyorum. Hayallerimi, umutlarımı desteklemeyen ve şikayet odaklı insanlara yer yok artık hayatımda. 

Listemin en tepesinde sağlık var artık. Kalanların hepsine çizik attım. 

Zamanın usul usul yaklaşan adımlarını seviyorum.

Çünkü onun ortaya çıkardığı bu kadını seviyor ve zamanla kime dönüşeceğini merak ediyorum.

Daha yaşlı belki ama daha farkında ve duyarlı.

O yüzden çok daha güzel…

Serpil Ciritci

Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

22 Şubat 2018 Perşembe

Mutluluğun Reçetesi


Günümüz şartlarında herkes bir arayış içinde.

Herkesin amacı mutlu olmak...

Kimi bu isteğine manevi değerlerle kavuşacağına inanıyorken, 

kimide maddi değerlerin peşinde koşuyor.

Mutluluk üzerine yazılmış bir sürü öneri var. 

Bunlardan bir tanesi de Zelinski'nin reçetesi. 

Kısa ve öz...

İşte buyrun  size mutluluğun reçetesi; 

Doyum sağlayacak kadar bir amaç,

Geçinebilecek kadar bir ,

Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik,

İş ve eğlenceyi dengeleyecek kadar sağlıklı bir akıl,

Birçok insanı beğenecek, bunlardan birazını da sevecek kadar şefkat,

Kendini sevecek kadar öz saygı,

Muhtaç olanlara verecek kadar iyilik duygusu,

Zorluklarla yüz yüze gelecek kadar cesaret,

Sorunları çözecek kadar yaratıcılık,

Her an gülecek kadar mizah duygusu,

İyi bir yarını bekleyecek kadar umut,

Hayatı bütün değerleriyle yaşayacak kadar bir sağlık,

Sahip oldukların için şükran duygusu.

Sevgiyle...

15 Şubat 2018 Perşembe

İyi İnsan Olmak...

Bozcaada-Kale


İyi insan olmak...

Bence hayatımızdaki en büyük amacımız bu olmalı. 

İyi insan olmak ve diğerlerinin hayatında güzel bir iz bırakmak.

Bugün bir soy ağacıdır etkiledi günümü. 

Meşhur e- devlet uygulaması olay oldu Türkiye'nin gündeminde. 

Evet atalarımızın farkındaydık ama kanlı canlı isimleriyle karşımıza çıktıklarında tescillenmiş oldu varlıkları. 

Osmanlar, mustafalar, fatmalar, zübeydeler... 

İsimlerini, doğum tarihlerini, yasadıkları yerleri görünce daha bir gerçeklik kazandılar. 

Evet onlarda geçti bu dünyadan. Onlarında hırsları, umutları, beklentileri vardı.

Vadelerini doldurdular ve göçüp gittiler. 

Ne yazık ki unutuldular. 

Bizlerinde 100 sene sonra unutulacağı gibi. 

Bizlerde göçüp gideceğiz. 

Bütün amaçlarımız hırslarımız yaşadığımız anda kalıp yok olacak. 

O zaman dert etmek niye.
Bırakalım herkes keyfine baksın.Yaşayalım doyasıya. Anın tadını çıkaralım. 

Sevgiyle, huzurla bir hoş seda bırakalım bu aleme. 

Nasılsa unutulmayacak mıyız? 

Bu mücadele niye? 

Dokuzşubatikibinonsekiz/FBÖ


Sonra bir film izledim.

Tam da bu mevzunun üstüne iyi denk geldi.


Yılda bir gün atalarımız dünyamıza geri döner, aile ve dostlarını ziyaret ederler...

İzlediğim en güzel animasyonlardan biriydi.

Mesajlarla dolu harika bir film bulmanın huzuruyla kapattım günümü. 

Tavsiyemdir.

Sevgiyle...

7 Şubat 2018 Çarşamba

Benim de Bir Hikayem Var


Sevgililer günü yaklaşıyor.
Dilerim herkes gönlünün sultanını bulsun. Bulamayanlar dert etmesin.
Kader eninde sonunda ağlarını örüyor.
Belki birbirinize kavuşmadan önce,
 birbirinize tam gelmeniz için pişmeniz gerekiyor.
Tıpkı bizim hikayemizde olduğu gibi...

İnstagram, facebook vs nin olmadığı dönemlerde blog sayfalarımız çok meşhurdu bizim.
Birbirimizi tanımadan uzaktan uzağa sever, destek olur,
hayranlıkla takip ederdik birbirimizi. 
Dertleşirdik, paylaşırdık, dökerdik içimizi buralarda.   
Sonra diğerleri çıktı ve yavaş yavaş ilgimiz azaldı blog sayfalarına.
Son zamanlarda fark ettim ki bloglardan aldığım keyfi almıyorum diğer yerlerde. 
Buralarda okuduklarım hep daha samimi geldi bana. 
Beynimde sabitlenen bir sürü hikaye var blog yazılarından kalma.
Bugün o yazılardan birisi düştü aklıma. 
Üşenmedim gittim blog yazarımın arşivini didik didik ettim ve buldum o yazıyı.
Çünkü o yazının beni etkileyen bir yönü vardı.

Hikaye şöyle; 
Bundan yaklaşık 4-5 sene önce canımın pekte sıkkın olduğu bir gün,
sevgiyle ve özenerek izlediğim bloglardan birinde bir aşk hikayesi okudum.
Zaten yaşam tarzına, cesaretine ve yaşadığı yere hayranlıktan ölürken ben 
bir de yaşadığı aşk çıkmıştı başıma sevgili blogger arkadaşımın  :)) 
Yazısında eşiyle tanışmalarının hikayesini anlatıyordu ve o gün evliliklerinin 5. tanışmalarının ise 33. yılı idi.
(maşallah milyonlarca kez)
Tesadüfe bakın ki eşiyle benim çocukluğumun geçtiği ve hala ailemin yaşadığı Yalova'da tanışmışlardı.
Yaşadığı şeyi öyle güzel anlatmıştı ki sevgili sahildekiev , 
özene özene okumuştum hikayesini. 
Ve aradan seneler geçti.
Siz bende ki özenmeye bakın. :)))
 Artık nasıl bir içselleştirmekse, nasıl bir özenmekse benimkisi, 
sen tut aradan üç yıl sonra git benzerini yaşa :)))

Bir gün ablamla dışarıdayız işlerimizi hallettik ve bir arkadaşımıza uğrayacağız.
Telefonlar uzvumuz olmuş, her sesine kulak verdiğimiz zamanlar : )
Facebooktan bir mesaj geldi.
Baktım bir arkadaşlık isteği :))) 
Kimmiş dersiniz? 
Yalova'dan ilk okul arkadaşım.
İsmi hafızamda kalmasa asla tanıyamazdım.
Dile kolay aradan 32 sene geçmiş. 
Dur dedim, ben şimdi cevap yazmayayım, sohbet başlarsa bitmez şimdi 
arkadaşımıza ayıp olur. 
Aynen de dediğim gibi oldu.
Bir merhabayla başlayan sohbet nikah masasına taşınan bir maceraya dönüştü. :))
Sen 30 sene birbirini görme sonra tut evlen.
Üstelik bizim aramızda o zaman duygusal bir yakınlıkta yok.
Malum ilk okuldayız.
Henüz aklımız o işlere çalışmıyor.
Ya da ben henüz o kafada değilim.

Düşünebiliyor musunuz?

Aynı okulun bahçesinde koşuştururken, aynı sıralarda dirsek çürütürken,
 30 sene sonra evleneceğimiz kaderimizde yazılı.
Ve biz bundan bi haberiz.
Biliniyor da biz bilmiyoruz...

İnanabiliyor musunuz?

Bunu düşünmek bile inanılmaz etkiliyor beni.

Beni etkileyen bir diğer olay ise eşimin anı defteri.
Deprem görmüş, taşınma görmüş ama bir o defter nereye gitse hep yanında gezmiş.
Benim sevgili kocam o kadar kızın içinde anı defterini bir bana yazdırmış.
Görünce ikimizde çok şaşırdık.
Ne ben o deftere yazdığımı hatırlıyorum,
 ne eşim defteri bana verdiğini.


Demek ki diyorum, her şeyin bir zamanı var.
Birbirimize kavuşmadan önce farklı farklı hayatlardan geçerek birbirimize hazır olmamız gerekiyormuş.
Demek ki arada geçen yıllarla hayat bizi  birbirimize tam gelmemiz için eğitiyormuş.

Kader diyorum. Kader er geç örüyor ağlarını.
Bizlerde düşlerimizle kaderimize yol veriyoruz.

Ve şu cümleye çok takılıyorum.

"Düşlerin gerçeğin olur." 

Her zaman çok inandığım bir cümledir
 ama yinede hayata yansımasını görmek bir garip hissediyor insana. 

Hep güzel düşler içinde olmayı öğütlüyor bana.

Güzel duygular içinde güzel hayaller kur...
Çünkü bugünkü düşlerimiz yarın ki hayatlarımız...

Hatırlamadığımız bir geçmişte
 gönlümüzden, zihnimizden geçen bir düşünce
gün geliyor karşımıza dikiliyor.


Tabi bütün bu olanlardan Sevgili sahildekiev'in hiç haberi yok. Bu yazım sayesinde olur belki.

Bazen bilmeden, habersizce dokunuyoruz birbirimizin hayatlarına,
anlam katıyoruz farkında olmadan.

Şimdilerde sahildeki evi instagramdan takip ediyorum ve gözümü Datça'ya diktim : ).

Biliyorum istersem olur, düşlersem olur, yazarsam olur.

Sizde Sahildeki ev'in yazısını okumak isterseniz burada.
Okumanızı çok isterim.

Bütün düşlerinizin gerçek olması dileğiyle.

Sevgiyle...


1 Şubat 2018 Perşembe

Kelebeğin Hayat Sırları



Son yüzyılın en etkili kadınlarından Oprah Winfrey’e sormuşlar: Doğruluğuna emin olduğun şeyler neler?

O da oturup, emin olduğu 20 şeyi yazmış. 

Liste öyle güzeldi ki, oturup kendi dilimle bir daha yazmak, unutmamak istedim.

İşte ‘eminim top 20’:

 1. Ektiğin kadarını biçersin. Emeğin sana mutlaka aynı oranda geri döner.

2. Kendi hikayeni kendin yaz. Kimse senin senaryonu yazmasın.

3. Geçmişte birinin sana yaptığı bir kötülüğün, bugün hiçbir gücü yoktur. Ancak sen o gücü verirsen olur.

4. İnsanlar sana kendilerini nasıl tanıtıyorlarsa, önce öyle kabul et.

5. Endişelenmek vakit kaybıdır. Öyle yapacağına, endişelendiğin şeyle ilgili bir şey yapmaya harca o zamanını.

6. Neye inandığın, hayallerinden, isteklerinden ve beklentilerinden çok daha güçlüdür. Sonunda her zaman, inandığın şey oluyorsun.

7. Sadece tek bir dua edeceksen, o ‘çok şükür’ olsun.

8. Mutluluğun verdiğin sevgi kadardır.

9. Hata, seni başka yöne yönlendiren bir yol işaretidir.

10. Herkesin dediğinin aksine davranırsan, dünya yıkılmaz.

11. İçgüdülerine güven, onlar yalan söylemez.

12. Önce kendini sev. Sonra da, o sevgini her fırsatta etrafına yaymayı öğren.

13. İşini tutku yönetsin.

14. Sevdiğin şeyi yaparak para kazanmanın bir yolunu bul. O zaman her maaş, sana bonus olur.

15. Aşk acıtmaz. Çok da iyi hissettirir.

16. Her gün, yeniden başlamak için bir fırsattır.

17. Dünyadaki en zor iş, anneliktir. Ve bütün kadınlar bunu ilan etmelidir.

18. Şüphe, ‘-ma’ ekidir. Kıpırda-ma, cevapla-ma, acele et-me.

19. Ne yapacağını bilemediğinde, sakinleş. Cevap gelir.

20. Hiçbir dert sonsuza kadar sürmez.

Dilerim bu 20 fener, şimdi yanar. Ve bundan böyle yol boyu hep bizimle olur.

Nil Karaibrahimgil / Kelebeğin Hayat Sırları


Sevgiyle...

19 Ocak 2018 Cuma

Yalnızlık...



Canım Günlük,
Dün geçmişten kalan bir kolye ve çifti kaybolmuş tek bir küpe ile kısacık bir an çocukluğumu seyrettim.
Hüzünlerimin yanı sıra sevmeyi ve sevilmeyi dibine kadar yaşadığım günlerimi sevgiyle kucakladım. 
Yine yeniden şükrettim hüzünlerimin arasından çekip çıkardığım mutluluklarım için. 
Onları da sardım sarmaladım koydum
 bir kolye ve çifti kaybolmuş tek bir küpenin yanına.

Sonra bir film açtık kış gecelerinin güzelliğine layık. 
Sıcacık çay ısıttı ellerimizi.

Küçük bir kız çocuğunun günlüğü geçti evsiz adamın eline,


"Sevgili Günlük

İkinci sınıfa gidiyorum.
Annem cennete gitmeden önce, noelde seni bana verdi.
Bana her günü yazmamı söyledi.
Çünkü hayatımın her günü özelmiş.
Ona nedenini sordum.Bana beni hayattan bile daha çok sevdiğini söyledi.
Ve biri seni bu kadar seviyorsa otomatikman özel olursun.
Bende cennete gittiğimde ona geçen bütün günleri anlatabilmek istiyorum.
ve hiçbir şeyi atlamak istemiyorum. 
Hatta ona yaramaz olduğum günleri bile, hiçbir şey yapmadığım günleri bile anlatacağım.
O yüzden bugün günlüğüme başladım tabi ki...
Ve şimdi uyuyacağım. "

Küçük bir kız çocuğunun farkında bile olmadan
 sokaklarda yaşayan, evsiz bir adamın yalnızlığına ışık olmasını
gözyaşlarımız süzülerek izledik 

"-Bütün anılarını süzgeçten geçireceksin, en iyisini seçeceksin.
   Onlara sıkıca sarılacaksın. Geri kalanların hepsini sil gitsin.
 Ya sen!
Kulak misafiri, sen ne yapmak istiyorsun?
-Ne?
-Çocukken hayal kurduğun olmuyor muydu?
-Evet eskiden gece rüya görürdüm.
-Eeehh öyle değil. 
Dünyada istediğin her şeyi alabilecek olsaydın diyorum, ne isterdin?

-Öldüğümde yalnız olmamayı isterdim." 
dedi evsiz adam.

Gerçekten yalnız olanları ve kalabalıklar içinde yalnız kalanları düşündüm.
Hangisi daha kötü?

Evet, yalnız ölmemeli insan...

Son sahneyi de gözyaşları içinde izleyip ertesi gün işe gitme telaşıyla sessizce yatağımıza uzandık.
Biliyordum ikimizde aynı şeyi düşünüyorduk.
 Birbirimiz ve sevdiklerimiz için şükrederek 
el ele
yeni gün için uykuya daldık. 

Sevgiyle...

ondokuzocakikibinonsekiz/ F.B.Ö.

Film: Cardboard Boxer
Yönetmen: Knate Lee
Oyuncular: Thomas Haden Churc, Terrence Howard, Boyd Holdbrook

15 Ocak 2018 Pazartesi

Seçimlerinizi Değiştirin.


Taşlarım, yünlerim, inciğim, boncuğum, 

bilhassa kitaplarım, 

boya kalemlerim, tüm renklilerim, spor ayakkabılarım, 

bir de hepimizin ortaklık ettiği gökyüzüm, yeryüzüm, denizim, bulutum, dağım, bayırım, ağacım, çiçeğim 

en önemlisi sağlığım, tabiki de vefakar yalnızlığım. 


Hepi topu budur sermayem. 

Mutlu muyum? Şükür.

Eksiklerim var mı? Evet.

Çoğunuza sesleniyorum;

Saydıklarıma ilave daha bir çok, bir çok şeye sahipken nasıl bu kadar mutsuz olabilmeyi başarıyorsunuz? 

Gerçekten anlamıyorum. 

Her şeyin bir seçim meselesi olduğunu düşünüyorum. 

Mutlu olmayı seçersen mutlu olursun, mutsuz olmayı seçersen mutsuz. 

Bu kadar net. 

Demek ki mutsuz olmayı kendiniz arzu ediyorsunuz.

Bırakın artık sorunlarla beslenmeyi, akışa bırakın hayatı. 

Etrafınıza stres değil huzur vermeye çalışın. Nasılsa su akar yolunu bulur.

Seçimlerinizi değiştirin. 

Her şeyde bir olumsuzluk aramak yerine iyi bir şey bulmayı deneyin. 

En azından şu karmaşık hayatta kendince huzuru bulanlara gölge etmeyin. 

onbirkasımikibinonbeş/F.B.Ö.

12 Ocak 2018 Cuma

Huzur Mu Arıyorsunuz?



Ufak şeyleri dert etmeyin!

Erkenden kalkmaya alışın!

Eleştirme isteğinizi bastırın!

Hayatı olduğu gibi kabul edin!

Bırakın ara sıra canınız sıkılsın!

Rastgele iyilikler yapmaya çalışın!

Başkalarını suçlamayı bırakın!

Her şeye hakim olmaya çalışmayın!

Kusursuz olamayacağınızı kabullenin!

Her an bir şeyler öğrenmeye açık olun!

İnsanların gözlerine bakın ve gülümseyin!

Aynı anda bir kaç şey yapmaya kalkmayın!

Ölünce, yapılacaklar listesinin dolu olacağını unutmayın!

Bırakın çoğu zaman başkaları haklı olsun!

Beterin beteri vardır, her halinize şükredin!

Olağan şeylerdeki olağanüstülüğü arayın!

Bu gününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın!

Yaptığınız iyiliklerden bahsetmeyin!

Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın!

Öfkelenmeye başladığınızda derin bir nefes alıp 10'a kadar sayın!

Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün!

Başka fikirlerde biraz olsun doğruluk payı arayın!

Her gün vaktinizin birazını minnettarlık için ayırın!

Gördüğünüz her şeyde Yaradanın izini unutmayın!

Daha fazlası daha iyidir diye düşünmekten vazgeçin!

Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin!

Hayatınızı sevgi ile doldurun!

Unutmayın, 100 yıl sonra burada bambaşka insanlar olacak!

(alıntı)

Sevgiyle...

22 Aralık 2017 Cuma

2018'e Az Kala...

 
Bilge Yaşamın 12 Kuralı
Kural 1: Asla kendinden şüphe etme… Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek yavrusu hikayesini hatırla… Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ördek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme…. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden ayni durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.
Kural 5: İnsanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşünmüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana değer vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini yada sana zamanla önem vereceğini düşünme.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakarlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarına bakarak bul. İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karşındaki insanın sözlerine inan…
Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konuşmayı öğren. Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı söyleyebilir yada duymak istemediklerini söyleyebilir… Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…

Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran.
Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme... Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kırıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster. 
Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu asla unutma ve bedel ödemek istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örneğin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmedine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.
Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dost mu yoksa düşman mı olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen….
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır.
Hakan Mengüç

10 Aralık 2014 Çarşamba

Halloooooo : ) 2015 HOŞ GELSİN, HOŞ GİTSİN İNŞALLAH : )



Evet biliyorum hiç sesim çıkmıyor. Aslında çıkıyor da blogger da değil.Sosyal medya çıktı çıkalı bloga elim gitmiyor. 
Ben her yıl sonu oturur üşenmem yeni yıl için hedefler belirlerim kendime.
Şu kadar kitap okunacak.
Şu kadar film izlenecek.
Şu şu yerler gezilecek.
Şu kadar yürünecek.
Şunlar şunlar yapılacak vs. vs. vs.

Sonra yıl boyunca bir bir gerçekleştiririm hedeflerimi. 
Aşağı yukarı % 70-80 oranında da ulaşırım hedeflerime.
Az önce 2015 yılı hedeflerimi geçirdim aklımdan ve yeni sene için tek bir hedef belirlemeye karar verdim.

2015 YILI HEDEFİM
BÜTÜN BİR YILI
PLANSIZ PROGRAMSIZ
HİÇBİR ŞEY DÜŞÜNMEDEN
GÖNLÜM NASIL İSTİYORSA 
ÖYLE YAŞAMAK
kısaca hayatı akışına bırakmak : )

Sonra bir iyi hissettim kendimi. Yüksüz, sorumsuz vs gibi :)))
Belki seneye yine hedefler belirlerim kendime, çünkü ondan da zevk alıyorum ama bu sene böyle olmasını tercih ettim. 
Sonuçta hayat kısa. Ne zaman ne olacağı belli olmaz di mi?
O yüzden anın tadını çıkarıp, anda kalmak iyidir. : )))

Bu arada Hüsn-i Hat kursuna başladığımı söylemiş miydim? 
O da 2014 hedeflerim arasındaydı :))))))


2015 sürprizli olsun istiyorum. 
İnşallah hepimiz için sağlıklı, mutlu, huzurlu, sevmekten sevilmekten yorulduğumuz bir yıl olur.

Küçük bir not:
Buralara çok yazamasam da instagram da fena sayılmam :))) Nerelerdesin diyen blogdaşlarıma...
http://instagram.com/firdevsbucan

SEVGİYLE...

INSTAGRAM bybucanni

 

KAÇ KİŞİ ONLINE