ordan burdan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ordan burdan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2012 Perşembe

Keçe Kuşlarım ve Huzur Veren Yalova Sahili


Önce Keçe kuşlarım çünkü uzun zamandır ilk defa oturup keçelerle oynadım :) Kendimide bi iyi hissettim sormayın. Sevgili Sesiberin kuşlarından esinlendiğimi sanırım söylememe gerek yok :) Teşekkürler Sesiber.
Kuşlarımı dış kapımın üzerine astım şuanda ordan mutlu mutlu bana bakıyolar :)

Sabah saatleri Yalovam çok güzelsin çook.

Ailem Yalova'da olduğu için sık sık gidiyorum Yalova'ya. Ve gittiğimde olmazsa olmazım sahilde dolaşıp deniz kokusunu içime çekmek. Bu sefer martılar da bize eşlik etti. Gezdim tozdum huzurla doldum döndüm yuvaya :)

Sevgiyle ve Aşkla...

İnstagram@bybucanni

1 Ağustos 2010 Pazar

Maalesef Pasaj Hesabımı kapattım :(

Uzun zamandır blogları takip edemediğim için bu gün şöyle bir gezmek istedim.
Sevgili Stildirektörü sayesinde öğrendim ki maalesef Pasaj da yapacağımız satışlar (vergi sorunu yüzünden ) ileride başımıza dert açabilir.
Sonradan sıkıntı yaşamamak adına üzülerek pasaj satışlarımı kapattım, tabii sanal dükkanımıda.

Sevgili Eda'nın bu konuda ki yazısı için buraya bakabilirsiniz.
Stilim Direktörüm bizleri bilgilendirdiğin için çoook teşekkürler.

Sevgiler...

29 Haziran 2010 Salı

Bu Günlerde Ben...


"Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü,

Değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti,

Ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver..."


Sözde şu anda film izliyorum. Film de dikkatimi çeken tek şey yukarıdaki söz oldu :)
Unutmadan bir yerlere yazmak istedim. Eee en kalıcı yer bloğum olduğuna göre buraya yazmak uygun düştü.

Yazmaya başlayınca da devamı geliyor işte :)
Sanırım hiç bu kadar uzun süre evde kapalı kalmamıştım.
Bu gün aynaya baktığım da gördüm ki yüzüm güneş görmemekten resmen beyazlamış.
İyi haber güneş lekelerim azalmış ( güneş lekeleri olanlara tavsiyemdir ) Kötü haber çok tembelleştim.
Normal şartlarda ben bu rapor sürecini çok güzel değerlendirirdim de işin ucunda sınav olunca ders dışında ne yapsam suçluluk duyuyorum. Blogları bile gezmiyorum canım kalır bişeyde yapmak isterim diye :) Bütün günlerim yemek, içmek ve dersle geçiyo.
Ev aldı başını gidiyooooo, kırık parmak bahanesine herşeyi saldım gitti. Ama az kaldı sabır.
Raporum bu hafta bitiyor. Kısmetse pazartesi işe başlayacağım. İşte o andan itibaren rutin hayatıma dönerim. Bakalım parmak ne durumda, herşey yolundaysa kimse beni eve sokamaz artık :)


Bu arada sevgili Hayatsu puzzle nasıl yaptığımı ve yapıştırdığımı sormuş.
Canım benim önce bütün parçaları renklerine göre ayırıyorum. Sonra bir karton üzerinde yapıp bitiriyorum. Tabi biraz sabır istiyor. Puzzle bittikten sonra kutudan yapıştırıcısı çıkarsa onunla yapıştırıyorum. Yapıştırıcı toz halinde geliyor, suda açıp puzzle ın üstüne spatulayla sürüyorum ve kurumasını bekliyorum.
Yapıştırıcı yoksa puzzle ı iki karton arasına koyup ters çeviriyorum ve arkasından koli bandıyla yapıştırıyorum.
Biraz meşakkatli bir iş ama benim ruhumu inanılmaz dinlendiriyor. Yaparken uygun parçayı bulmak dışında hiçbir şey düşünmüyorsun. Eğer yapmak istersen tavsiyem 500 parçalı olanlarla başla daha çabuk biter.

Gelelim Sevgili Pınar Erdinç'in sorusuna;
Canım aslında bloğuna cevap yazacaktım ama sanırım ziyaretcilere kapalı. Kıvırma ayağıyla ilgili bir püf nokta varmı diye sormuşsun ya, valla ben deneme yanılma yoluyla yaptım bişeyler. Özellikle söyleyebileceğim bir şey yok ama bir daha ki dikişte fotolamaya çalışırım. Bak şimdi dikiş dikesim geldi :)


Film deki bir sözle başladım yazdım da yazdım. Bu arada iyi dilekleriniz için hepinize çoook teşekkür ederim.

24 Haziran 2010 Perşembe

Mim ve Puzzle


Canlar az önce hastaneden geldim. Bir 10 gün daha raporluyum. Bu da demek oluyor ki 10 gün daha evde kapalıyım. Neyse ayağım bir an önce iyileşsinde başka bir şey istemiyorum. Şansıma havada kapalı eğer güneş olsa, dışarısı cıvıl cıvıl olsa daha bir zor gelecekti evde oturmak.
Neyse kendimi bu duruma iyi tarafından bakıp ders çalışmak için fırsat olarak görmeye odaklıyorum.
Bu Puzzle a parmağımı kırmadan bir gün önce başlamıştım. Tabi sonra evde olmadığım için devam edemedim. Evime gelir gelmez ilk işim bitirmek oldu. Gayet de güzel oldu.
Puzzle yapmak kesinlikle bana iyi geliyor. Hem zevkli hemde beni rahatlatıyor.



Gelelim Mime, sevgili Belgin beni mimlemiş. İşte cevaplarım;
Felsefem..... İyi insan olabilmek
Hayat........... Yaşamaya değer
Çocukluk...... Masumiyet
Güneş........... Neşe Kaynağım
Gözler........... Boşuna dememişler Kalbin aynası diye
Yıldızlar........ Dilek
Güzellik........ Geçici
Sevgi............. Olmazsa olmaz
Aşk................ Coşku
Erkekler....... Stres kaynağı :)))
Savaş............. Anlamsız
Ağlamak........ Rahatlamak
Deniz.............. Huzur
Ayna.............. Belginciğim sana katılıyorum -Gerçek
Hayal.............. Çevremdekilere göre benim yaşadığım alem :)
Teşekkürler Belginciğim bende ceavplamak isteyen bütün arkadaşlarıma yolluyorum.
Sevgiyle...

12 Şubat 2010 Cuma

Benden Haberler- Yeni Ciciler


İlk önce uyku gözlüklerimle tanıştırayım sizi. Çok keyif alarak yaptım bunları. Ben aydınlıkta uyuyamayanlardanım. 2 sene önce deli gibi uyku gözlüğü arayıp nihayetinde zara da bulmuştum.
Tabi o zaman dikişle falan uğraşmıyodum. Sanırım ben genelde kendi ihtiyaçlarıma göre bişiler üretiyorum.

Bunlar da yeni çanta düzenleyicilerim. Üstteki 6 cepli, alttaki 5 cepli. İhtiyaca ve çantaların boyutuna göre büyük yada küçük tercih edilebilir.


Ay ben iyice satıcı ağzıyla konuşmaya başladım galiba. Eee bunun da bir sebebi var. Şekerlerim yukarda gördüğünüz bütün ürünlerim ayrıca bu yazımda ki makyaj çantası ve bu yazımdaki lila yelek de satılık. İlgilenen ilgilenmeyen bütün canlar haydin pasaj'a :)
Eksiklerim varsa uyarın beni...
Bu arada o kadar yorulmuşum ki, saatlerdir pasajı fotoğrafları düzenlicem diye helak olmuşum. Üstüne bide lodos çıktı tam oldu.
Artık biraz dinlenme zamanı. Canlar yarında Yalova'ya yolcuyum ziyaretlerimi dönünce yapıcam inşallah.
Hepinize mutlu, keyifli bir hafta sonu diliyorum.
Sevgiyle...




5 Şubat 2010 Cuma

ARTWORKS 2010 PLASTİK SANATLAR SERGİSİ


* ARTWORKS 2010 PLASTİK SANATLAR SERGİSİ * ABRA SANAT GALERISI ORGANİZASYONU ,sergimizin açılışına tüm sanat severleri davet ediyoruz.
Tüm dostlar bir arada bulusalım. Yolumuza sanatla devam edelim. Sevgiyle ve dostlukla....Açılış Kokteylinde sizleri aramızda görmekten mutluluk duyarız.
AÇILIŞ KOKTEYL'İ O6 ŞUBAT C.TESİ 17.00 – 19.00arasındadır.
SERGİ ONLİNE OLARAK http://www.artzade.com/ ÜZERİNDEN İZLENİLEBİLİR
Sergi (06 Şubat 2010– 26 Şubat 2010) tarihleri arasında Pazar Günü Hariç hergün saat 10.00dan 18.00'e kadar Sanat severlerin ziyaretine açıktır. Adres: Basın Müzesi-divanyolu Cad. No:84Çemberlitaş/İstanbul (Sultan Ahmet) Tel.212 513 84 58mail:abrasanat@gmail.com
* * * * * * *
Canlar yukarıda ki davet Sevgili Mamilacığım'ın bloğundan alıntıdır. Kendisi de bu sergide yer alıyor.
Mamila'nın ben de yeri çok ayrı. Kendisi 2006 da blogcu.com da açtığım bloğuma ilk yorum yazan kişidir. Ne çok sevinmiştim o ilk yoruma. Mamilacığım çok sağol beni yüreklendirdiğin için.
Keşki İstanbul'da olsaydım da gelebilseydim. Bence artık bir sergi de Bursa'da açmalısınız :)
Sevgili İstanbul'lu blogcu arkadaşlarım bence bu kaçırılmayacak bir etkinlik. İnşallah bende online izlemeye çalışacağım.
Hepinize mutlu hafta sonları. Sevgiyle...

29 Ocak 2010 Cuma

Ya Kaninda var! Ya da BURSALISIN...

Photo Kaynak
Benim gibi Bursa sevdalısı iseniz bu maili burada paylaşmadan duramazdınız :) Kim anlatmışsa biraz eksik anlatmış ama güzel anlatmış.

Ya Kaninda var! Yada BURSALISIN..

-Altıparmak ve heykeli özlemek,uludag' da piknik yapıp inkaya'da meyve salatası,
Mudanya' da balık yemeye gitmek,
-Santral garajın kırolarına, zafer plaza'nın tikilerine, adliye arkasinın özenti ama eğlenceli gençliğine ,cacaron' una, hamamları na, lodosuna, aralıkta güneş açan haziranda kar yağan değişken havasına, bir o kadar değişken insanına, otobüs çilesine, meridyenine, iskender kebabına aşık olmak,

Bursa yı sevmektir Bursa'lı olmak...
-Şehreküstü semtinin anlamını bilmektir.
-Kağan'a gidip birşeyler alıcam deyince Kağan kim diye sormamaktır.
-Sadece Bursa'da doğmak değildir, Bursa'ya öyle yada böyle bir şekilde yolu düşenlerinde hissettiği duygudur. Garip bir çekim büyüsü vardır Bursa'nın, gelen bir daha kopamaz bu şehirden.
-Çok göç alan şehirlerden olsa da, Bursa'ya yerleşenler kendilerini Bursalı hissederler.
-Denize, dağa, kara, yeşillige, kestane şekerine, şeftaliye, kozahana, pirinçhana ve bunun gibi birçok güzellige sahip olmak.
-Çanakkale Savaşı'nda en çok şehit vermiş memleketin evlatları olmaktır.
-Bu yönüyle her ne kadar dalga geçilse de "Bursalı olmak" bu ülkedeki diğer herhangi bir memleketli olmaktan çok daha gurur verici bir hadisedir.
-İskender döneri doyasıya yiyebilmek, uludag da keyif çıkarabilme ayrıcalığına sahip olmak, tarihle iç içe olmaktır.
-Yepyeni değil, yepisyeni demektir.
-Cantık, pideli köfte gibi sadece Bursa'ya özgü yemek yemektir.
-Misket, bilye değil, cilli demektir.
-Dolmuş şöförüne" müsait bir yer de kalıcam " demektir.
-Simite gevrek yerine simit demek......
-Çay koymak değil, çay dökmek demektir.
-Kışları uludağ'a, yazları mudanya veya kumla'ya gitmektir.
-Gemlik'e doğru denizi görmektir.
-Sokaklarda, caddelerde buz gibi suları olan çeşmelerden su içmektir.
-Emir sultan'a, yeşil türbeye, somuncu babaya, tezverene gidip dua etmektir.
-Mutlaka Heykel'e çıkmaktır.( Şehir dışından gelenler hiç anlamasa da)"Heykel'deki heykelin hangi ayağı havada" diye sormaktır.
- Mahfel de oturmaktır.
-Akmerkez dendiğinde asmerkez'in çağrışmasıdır.
-Bukart sahibi olmaktır.
-Tekstil ve otomotiv cennetinde yaşamaktır.
-Özdilek'te su böreği yemektir.
-Kültürpark'a gitmektir.
-Başka şehirlere giderken kestane şekeri götürmektir.
-Kozahan, pirinç han, yeşil, hünkar, tophane'de çay ve nargile içmektir.
-Trafik sıkışmaya başladığında Bursa'ya yaklaştığını anlamaktır.
-Sütaş'ın günlük sütlerinden içmektir.
-Gerçek iskender kebap yemektir.
-Hayatında en az bir kez Bursa'nın ufak tefek taşları eşliğinde folklör oynamış olmaktır.
-Kaliteli bıçakların nerede bulunduğunu bilmektir.
-Bursa'nın büyülü bir şehir olduğunu bilip vazgeçememektir.
-Uludağ yolunda bira veya çay içmektir.
-Arap şükrü'de rakı balıktır.
-Teleferikten korkmamaktır.
-Teksas deyince Amerika'yı değil Bursaspor'u hatırlamaktır.
-Bursalı olmakla gurur duymaktır.
-Bursalı olmak kışın 20 km . gidip kayak yapmaktır. Sonra inip denize girmektir, deniz soğuk mu geldi? O zaman dön Ankara tarafına inegöl de oylat ı sor. Şöyle gerine gerine bir hamam sefası çek kendine. Hala rahatlayamadın mı? bir de masaj isteyiver ordan. Dönüş yolunda istersen inegöl den çıkma, köfte ye, istersen de Bursa da iskender..
-İstanbul dan kopamam diyenler mi var? Zaten İstanbul feribotla 75 dk.

-EN ÖNEMLİSİ GURBETTE İSEN VE;
16 plakayi gördüğünde gözlerin yasariyorsa ; Ya Kaninda vardır! Yada; BURSALISINDIR.

26 Ocak 2010 Salı

Bir Mim Daha

Bu sefer Sevgili ojeliparmaklar ve sevgili Noyumberry beni mimlemiş. Sağolun canlarım.
Bu mime göre 7 maddede kendimi anlatmam ve 7 kişiyi mimlemem gerekiyor.
Aslında buna benzer bir mimi yıllar önce blogcuda da yapmışız. Aşağı yukarı aynı şeyleri yazmışım yani pek değişmemişim :) İnsanın kendini anlatması biraz zor. Aslında bir bilene sormak lazım ama hadi ben anlatayım bari.

Yandaki cadı ben oluyorum :) Şaka değil damarıma basılırsa gerçekten tam bir cadı olabiliyorum. İşte bence ben;

1* Uzaktan tanıyan insanların soğuk bulduğu, ancak tanıdıktan sonra sıcak ve samimi buldukları bir insancığım :)
Buradan anlaşılacağı üzere duygularımı pek belli edemem.
2* İnsanlar beni çok güçlü ve katı bulsada ota b... ağlayan sulu zırtlak bir insanım.
3* Asla kimseden nefret etmem, merhametliyim. Merhamet duygum öyle gelişmiş ki bazı bazı sömürülmeye meyilliyim :)
4* Şayet kafaya takarsam elimden hiç bir iş kurtulmaz. Şu hayatta istediğim herşeye ulaşabileceğime inanacak kadar kendime güvenirim. Ama önce şiddetle istemem lazım.
5* En büyük zevkim yanlızlığım. Bir arkadaşımın bana yolladığı msj buraya çok yakışacak. "insanın insana verebileceği en değerli şey yalnızlığıdır..." Söz tam benlik.
6*İyi bir dert ortağıyım, hatta çoğu arkadaşıma benimle konuşmak terapi etkisi yapar :) Çünkü iyi bir dinleyiciyim.
7*Haksızlığa tahammülü olmayan bir insanım. Hatta çoğunlukla başkalarını savunacağım derken kabak benim başıma patlar :)) Bu yüzden bazen kendime kızarım doğrucu davut olmak banamı kaldı diye.

Fotoğrafta sanırım 4 yaşında falanım. Niye öyle yan durmuşsun derseniz bu toplu çekilmiş bir düğün fotoğrafından sıyrılmış bir resim. Etraftaki kol ve bacakları temizleyince geriye bu kalmış :) Acaba elbisem gerçekten tek askılımıymış yoksa arka da sallanıyomuymuş? Kimbilir.

Neyse canlar benden bu kadar. Baktım zaten herkes mimlenmiş. Hepinizi öptüm çok.

14 Ocak 2010 Perşembe

Tuğbişim Aramıza Hoşgeldin


Eveeet kuzenden sonra yeğende aramızda. Ben kendilerinin halası oluyorum :) . Onu da bulaştırdık bloggera. Hehee biz ailecek blogger olmaya karar verdik (Blogger olmak ne demekse neyse anladınız siz onu)
Almanya, İstanbul ve Bursa'dan, yani 3 koldan yayınımız devam edecek. Çook eğleneceğiz çoook.
Tuğba'cığım tekrar aramıza hoş geldin.
Şekerler bizi izlemeye devam edin :)
Öptüm hepinizi. Sevgiler...

10 Ocak 2010 Pazar

Güneş Işığı Ödüllerim :)

Ah ah ne şanslıyım ben. Haftasonu yoktum. Eve gelince birde ne göreyim, arkadaşlarım beni ödüle boğmuş :)
1. Ödülüm sevgili ...tatlıcadı... dan.


2. Ödülüm sevgili cingifilli den



3. Ödülüm sevgili smyrnotedesing dan.


4. Ödülüm ise sevgili noyumberry den.




5. Ödülümüde sevgili Bahar Yorgun dan almışım :)


Sevgili arkadaşlarım ödülleriniz beni çok memnun etti. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum, beğenip takip ettiğiniz ve ödüle layık gördüğünüz için.

Bende bu ödülleri bütün takipcilerimle paylaşıyorum.

Beni izlemeye devam edin, sevgiler...

6 Ocak 2010 Çarşamba

Mimmm

Dostluk Bildirimi

Sevgili Yeşim beni dostu olarak mimlemiş. Yeşimciğim çok teşekkür ederim. Beni dostun olarak görüyorsan ne mutlu bana :)
Bu bildirimin bir takım kurallarıda varmış:
Dostluğumuzu ilan etmek için bir yazı yaz ve on arkadaş seç. Onların bloglarını ziyaret et ve bilgi ver.

Canım sanırım ben bu kuralları ihlal edeceğim elimde olmadan.
Blog aleminde öyle çok arkadaş edindim ki , içlerinden sadece 10 kişiyi dostum diye seçersem diğer arkadaşlarıma çok ayıp olur.
O yüzden ben sadece dostluk üzerine çok beğendiğim bir şiiri paylaşmak istiyorum.

Dostları Olmalı İnsanın
Aynen gemilerin limanlari gibi
Zaman zaman uğradığın
Yükünü boşalttığın
Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda

Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
Geri döneceğin günü bekleme umuduyla
Bazen rüzgara o açmalı yelkenini
Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla
Halatlarını çözmeli
Seni çok ama çok özlemeli

Dostları olmalı insanın,
Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen
Düşünmediklerini düşündüren
Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen
Gerektiginde senin için ateşi yutabilen
Yolunu ısıtan ustan olmalı,
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini
Sana verebilmeli soğuk bir kış gününde
Üzerindeki tek gömleğini.

Oğuzkan Bölükbaşı

Tüm dostlarıma sevgiyle....

22 Aralık 2009 Salı

Çifte Mim

İlk olarak Sevgili Cherryblossomgirl'ün mimini cevaplayayım.

2010'dan beklentilerim;
2009 benim için güzel bir yıldı umarım 2010 2009'a 10 basar :)

*Öncelikle tabiki herkes gibi bütün sevdiklerime ve kendime
sağlık ve huzur dolu bir yıl diliyorum.
*Hepimiz için bereketli bir yıl olmasını diliyorum.
*Bol sevgi istiyorum.
*Bütün dünya için barış diliyorum.
*2010'da gönlümdeki evin benim olmasını diliyorum.
*Yeni yerler gezmek ruhumu zenginleştirmek istiyorum.
*Her günün diğerinden daha güzel geçeceğini biliyorum ve istiyorum.

Kısaca herkese güllük gülistanlık, gönüllerince bir yıl diliyorum.
-------------------------------------------------------------------------------------------
Gelelim sevgili cingifilli'nin mimine

1.Kullandığınız parfüm markası?
Dior Pure Poison ve sevgili Gülşah'ın armağanı olan Bruno Banani. Hatta Bruno Banani favorim diyebilirim ama çok araştırdım malesef Türkiye'de satışı yok ilgililere duyurulur :)

2.En son okuduğunuz ya da okumakta olduğunuz kitap?
Şu anda Kayıp Gül-Serdar Özkan ve Limon Ağacı-Sandy Tolan okuyorum
Kayıp gül Limon ağacıyla aramıza girdi. İyikide girdi :)

3.En son izlediğim film?
Eternal Sunshine of the Spotless Mind yazmıştım ya süper filmdi.

4.Okumaktan zevk aldığınız kitap türü?
Ayrım yapamadım :) şu ara ne bulsam okurum modundayım. Ama sanırım yaşanmış hayat hikayelerinden daha çok etkileniyorum.

5.Vazgeçemediğiniz, beğendiğiniz giyim markanız?
Sürekli takıldığım bir marka yok. Beğenmem yeterli.

6.Saç renginiz?
Koyu Kahve

7.Göz renginiz?
Kahverengi

Ayol kendimi bir an ortaokulda gibi hissettim o dönemler bu tarz anketlerimiz vardı birbirimize doldurturduk. Benim ki duruyodu üşenmeyip arıcam valla :))

Öptüm hepinizi.....

7 Aralık 2009 Pazartesi

Guguk Kuşu


Güzel bir film izledim bu gün. Türkçe adıyla Guguk Kuşu.
Film akıl hastanesinde geçiyor. Akıl hastası taklidi yapan bir mahkumun akıl hastanesinde ki serüveni. Bazı yerleri çok komik bazı yerleri çok dramatik ve beklemediğim bir son. Müthiş bir film, anlatmayla olmaz izlemeniz gerekir.
Film Ken Kesey'in aynı adlı romanından uyarlanmış, 1975'te çekilmiş ve beş ana Akademi Ödülü'nü kazanmış. Jack Nicholson rolün hakkını gerçekten vermiş. Film böyleyse kitap müthiştir diyorum ve kesinlikle izlemenizi öneriyorum.
Sevgiyle...

24 Kasım 2009 Salı

Öğretmenler Günü


Öncelikle bütün öğretmenlerimin ve öğretmen arkadaşlarımın gününü kutluyorum. Öğretmek ne kadar güzel .

Ve benim hayatımdaki öğretmenlerime geçmek istiyorum. En önce canım Hadiye anneme (teyzeme) ve o sıcacık yuvanın bütün fertlerine teşekkür etmek istiyorum bana sevgiyi, konuşmayı, ilk adımlarımı atmayı öğrettikleri için.
Metin Ağbime teşekkür etmek istiyorum ben küçücük bir kızken söylediği sözler hala kulağımda "firdevs yapar" gazıyla kendime güvenmeyi öğrettiği için :)
Anneme ve babama teşekkür etmek istiyorum bana bütün öğrettikleri için.
Canım kardeşlerime teşekkür etmek istiyorum sırdaşlığı, bağlılığı, paylaşmayı öğrettikleri için.

Sevgili öğretmenim Zafer Viran'a teşekkür etmek istiyorum (nur içinde yatsın) yaban ellerden gelmiş bu kıza inanırsa başarılı olabileceğini öğrettiği için.

Bir dönem hayatımın idolü olan öğretmenim sevgili Fatma Akbulut'a teşekkür etmek istiyorum. Gerek mesleki gerek insani bütün öğretileri için.

Bigiciğim seni unuttum sanma sakın sana da çok teşekkür oralardan bana yetişip bilgilerini paylaştığın için.

Benim ben olmama katkı sağlayan herkese milyonlarca kez teşekkür bütün öğrettikleri için.

HEPİNİZİN ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ TEKRAR KUTLUYORUM. Sevgiyle...

18 Kasım 2009 Çarşamba

Ben geldim - Mim 3

Bu sabah annemi ve babamı uğurladık. Çok duygu doluydu uğurlama, herzaman ki gibi açıldı bizim çeşmeler :) Onların yerinde olmak istedim, çok heyecanlıydılar. Müthiş bir duygu olsa gerek, inşallah bize de bir gün kısmet olur.
Az önce de haber aldım uçaktan inmişler, otellerine doğru gidiyorlarmış rahatladım.
Bu arada yokluğumda bıraktığınız yorumlar için ve iyi dilekleriniz için de ayrıca teşekkürler.

Öyle yoğun ve telaşlı geçti ki son günler buralara uğrayamadım.
Sevgili biyasimadahagirdim beni mimlemiş en azından onu cevaplayayım dedim.

BLOĞUNA NEDEN BU İSMİ VERDİN ?
Önceki bloğumun adı Bucan dı çünkü soyadım Bucan. Buna da aynı adı verip karışıklık çıkarmayayım dedim. Bizim sülalemiz Buçaniler olarak anılır oradan esinlenip Bucanni de karar kıldım. E baktım kulağa hoş geliyor, e havalı da oldu. Daha ne olsun :)

BLOĞU YAZARKEN ATTIĞIM STAR TİRİBİM ?
Valla pek trip yapmak tarzım değil. Mütevazi olmayı severim, hatta övülmekten bile sıkılırım ki birde star tribi atıcam :)

EN SON ALDIĞIN GARİP ŞEY ?
Şimdi bu soruyu ablama sorsam bir sürü şey sayardı ama maalesef şu anda yanımda değil. E bende garip bulsam alırmıyım aldıklarımı :) Bana göre aldığım her şey çok normalll.

ŞEKER GİBİ OLDUĞUN ANLAR ?
Düşüneyim bakayım
Mesela alışverişten dönerken şeker gibi olurum ve bağımsız davranabildiğim her an.

ARKADAŞIM SORMAYIN DEDİĞİNİZ ŞEY ?
Evlenmiyormusun artık?
Sanki ben evlenince diğerlerine ne olacaksa. Gerçi ne olacağını da biliyorum ikinci soru hakları doğacak. İkinci soru çocuk yapmıyormusun :)

AYNAYA BAKINCA GÖRDÜĞÜM ?
Çok şanslı bir insan görüyorum.
Aynaya bakabildiğime göre görüyorum, duyuyorum, yürüyorum, sağlığım yerinde, bir işim var, sevdiklerim ve beni sevenler var. Evet kabul ediyorum bir iki eksiğim var ama zamanla onlarda benim olacak biliyorum :)

KENDİNİ OKUTAN BLOGLAR
Özellikle üretebilen blogları çok seviyorum.

BU BLOG SAHİBESİ NERELERDE GÖRÜNÜR ?
En çok görüleceği yer iş ve evdir.
Eğer dışarda ise ya kütüphanede
ya alışverişte
ya hayvanat bahçesinde
ya da botanik parktadır. Genelde sakin yerlerde takıldığı için çokta görülmez :)
Bu blog sahibi biraz kendiyle başbaşa kalmayı sever.

Bigiciğim sana havale ediyorum bu mimi :)
Herkese sonsuz sevgiler...

8 Kasım 2009 Pazar

Yaşamdan Dakikalar

Haftalardır bu konu ile ilgili yazmak istiyorum nihayet bu güne kısmetmiş. Son yıllarda televizyonda keyifle izlenebilecek o kadar az program varki, bu programı es geçmek çok haksızlık diye düşündüm.
Yaşamdan Dakikalar Hıncal Uluç, Nebil Özgentürk, Haşmet Babaoğlu ve Sunay Akın'ın paylaştığı keyifle izleyebileceğiniz bir kültür-sanat programı. Ya bir film, ya bir konser ya da bir kitap bazen de anılar sohbetin içine giriyor ve de şiirler, geçmişte kalan değerler. Gerçekten adı gibi yaşamdan dakikaları bize sunuyorlar. İzlemeye değer ender programlardan pazar günleri saat 10:00 da başlıyor. Mutlaka bir çok kişi izliyordur ama genede dikkat çekmek istedim kaçıran olmuştur diye. Ben öyle keyifle takip ediyorum ki bu keyfi sizlerde yaşayın istedim.

Şimdi bu yazıyı yazarken bir yandanda Şeffaf Odayı izliyorum. Nefes filmi oyuncuları konuk. Fragman ve filmin kamera arkası görüntülerini yayınlıyorlar. İnsan gene gene duygulanıyor. Gerçekten çok emek edilmiş bir film. Daha öncede bu yazımda bahsettiğim gibi bence mutlaka izlenmeli.

Sevgiyle...

1 Kasım 2009 Pazar

Mim -2


Sevgili pembe fiyonk beni mimlemiş. Teşekkürler canım.
Mimin konusu sevdiğiniz kokular...
Bütün güzel kokuları tabiki seviyorum ama pempe fiyonkun da yazdığı gibi deniz kokusu, toprak kokusu bir başka. Aslında ben doğaya ait bütün kokuları seviyorum çam kokusu, ıhlamur kokusu, hanımeli kokusu hatta tezek kokusu desem bana çok güleceksiniz ama gerçekten doğru. Bana doğada olduğumu hissettiren bütün kokuları seviyorum.
Hatta çok bunaldığım da söylediğim bir şey var " lütfen beni doğaya salın" :)
Benden bu kadar ben kimi mimlesem diye düşünüyorum Bigiciğim kurbanım sensin seni mimliyorum :)
Herkese sevgiler.

24 Ekim 2009 Cumartesi

Wella köpüğümü Bursa'ya yollamadı ama...

Bu yazımda kıvırcık saçlarımın derdinden yani kullandığım köpüğü artık bulamadığımdan bahsetmiştim ya. Valla Wella değil ama çevrem seferber oldu. Benim köpüğe orda burda rastlayanlar sağolsunlar benim için satın aldılar. Tabi taşıma suyla değirmen dönmeyeceğinden wella nın başka köpüklerini denemeye başladım. Canımcım biricik BirSen'im de bana yurt dışından iki ürün yollamıştı. O gün bu gündür deniyorum ve nihayet doğru köpüğü buldum :) Yani bütün kıvırcıklara müjde. Piyasadan kalkan köpüğüme eşdeğer olan köpük wellanın aşağıdaki köpüğü.

Ben bide önceki köpüğüm piyasadan kalkmasın diye habire millete tavsiye edip duruyodum. Bu seferde ürün yetiştiremediler galiba :)

Neyse arkadaşlar beğendiğim ürün BirSen'in yolladıklarından biri. Türkiye'de de satışı var. Yukarıdaki resimdeki iki köpükte aynı, farklı ülkede üretildikleri için çok küçük ambalaj farkı var.


Kıvırcık kafalara kesinlikle tavsiye ediyorum. İki avuç sıkıyosunuz tülermeyen, 2 gün boyunca formunu koruyan saçlara kavuşuyorsunuz. Yanlız pembe ambalajlı köpüğün bi kaç çeşidi var ben 4 nolu formunu kullanıyorum. 2 yi de denedim ama saçım çok kısa sürede tülerdi. Eğer saçınıza uygun saç şekillendirici bulamadıysanız bi deneyin derim. Bi köpük için amma şey yazmışım yaw. Hadi size iyi günleeer.

22 Ekim 2009 Perşembe

Teneke deyip geçme-2

Teneke deyip geçme- 2 diye başlık koymamın sebebi
teneke deyip geçme-1 i BirSen kendi bloğunda yayınlamıştı. BirSen yaşadığı yerde başka siteden resim almanın sorun yaratabileceğini düşündüğü için linki bana yollamış. Aslında kaynak gösterirse sorun olmayacağını düşündüm ama sanırım riske etmek istemedi. Bu güzel teneke etkinliğinide heba etmek istemediğimiz için ben yayınladım. Bakın alem neler yapmış;


Bildiğimiz zeytin tenekesinden çocuklara ocak yapmışlar. Çok süslü :)


Eee lavabosuz mutfak olmaz dimi. Hepsi çok şirin. Kaynaklarıda verelim ki sorun yaşamayalım. burada ve burada daha bir sürü çeşit var.


Çalışmalar çok güzel ama gene benim dikkatimi çeken başka bişey var :)) Site yabancı bir site ama bakınız tenekelerin üzerinde bildiğiniz has be has türk markaları :) Bu konuya dikkat çekmesem çatlardım :)
Bigicim paylaşım için teşekkürler. Sevgiler...

Domuz Gribinden Korunma Yolları

DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler.

Aşağıda okuyacağınız önlemler Dr.Vinay Goyal tarafından herkesin yararlanabilmesi için yayınlanmıştır. Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM DNB. 20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır. Hinduja Hastanesi, Bombay hastanesi, Saife Hastanesi, Tata Memorial hastanesi gibi önemli kurumlarda görev yapmıştır. Şu anda Malad’da, Riddhiviayak Cardiac and Critical center’da Nükleer ilaç departmanı ve tiroit klinikleri şefi olarak görev yapmaktadır.
Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır. Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır. H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir. Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.
1. Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)
2. “Hands-off-the-face” “Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.
3. Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız).
H1N1 ‘in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.
4. Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.
5. Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.
6. Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz.
Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1 N1 virüsü mide’de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetını devam ettiremez.
Herkesin faydalanabilmesi için bu bilgiyi lütfen e-mail listenizde bulunan herkese iletiniz. Sağlıklı günler dileğiyle. Dr.Vinay Goyal

INSTAGRAM bybucanni

 

KAÇ KİŞİ ONLINE