6 Eylül 2009 Pazar

Kokoşum Ben Kokoşum :)

Bilen bilir kıvırcık saç yıkandığı ilk gün süperdir ama ertesi gün maalesef tülerip uçuşmaya başlar. Ve bende kıvırcıklardan olduğum için bu sorunu çok yaşarım. Aslında bu sorunu ben kendi açımdan çözmüştüm ama hayin wella benim kullandığım köpüğü artık yollamıyor Bursa'ya. Ay ben ne anlatcaktım konu nerelere gitti neyse fırsat bu fırsat Wella'ya sesleniyorum olurya bir duyan olur sesimi. Wella lütfen köpüğümü Bursa'ya yolla :)


Resminide koyayımki yanlış olmasın. Diğer çeşitlerinden var ama bana, ablama, ailemdeki ve çevremdeki bilimum kıvırcıklara resimdeki köpük lazım.
WELLA KÖPÜĞÜMÜ BURSA'YA YOLLA
Buda sloganımız olsun bari :)))


Neyse asıl konuya gelelim. İftar için dışarıya çıkacaktım. Köpük sorunu yüzünden saçlarımı toplamaya karar verdim. Bu yazımda bahsetttiğim elbisemi giydim. Ne hikmetse saçımada bişeyler takasım geldi. Hemen elbisemden artan saten kumaştan üç tane gül kıvırıverdim.
Güllerin yapımını Lacheen'de görmüştüm. Merak edenler video için tıklayabilirsiniz
İşte benim güllerim. Bu gün saçıma taktım. Başka bir gün duruma göre boynuma yada bileğime takabilirim. Ben bu gülleri çok sevdim.


Yapması çok kolay deneyin derim. Sevgiyle...

5 Eylül 2009 Cumartesi

Kurt Seyt-Shura ve Kurt Seyt-Murka - Nermin Bezmen


Günlerden 04/11/2008 (eski bloğumdan alıntıdır)

Günlerdir Kurt Seyt ve Shura ile yatıp onlarla kalkıyorum. Onlarla bütün yaşananları sanki bende yaşadım . Bir kitap ancak bu kadar içine alır okuyucuyu. Mutlaka okuyun inanın pişman olmayacaksınız.Şimdi Kurt Seyt & Murka ya başladım umarım aynı tadı bu kitapta da alırım. Nermin Bezmen'e bolca teşekkürler cesur paylaşımı ve mükemmel anlatımı için.

Edebiyat dünyasına "Uyandıran Aşk" isimli şiir kitabı ile adım atmış olan Nermin Bezmen, bu kez Çarlık Rusyasının debdebeli yaşantısından Bolşevik ihtilali ile İstanbul'a sürüklenen hayatları anlatıyor. 1892'nin Yalta'sından St. Petersburg'un saltanat günlerine, Karpatlar cephesinden ihtilalin cehennemine ve nihayet işgal altındaki İstanbul'a, 1920'lerin Pera'sına, macera dolu bir yolculuk yapacaksınız. Onlarla beraber polkaların, troykaların sihirli alemini, ihtilalin acımasızlığını, parçalanmış Osmanlı İmparatorluğunun son günlerini yaşayacaksınız. Kurt Seyt: Mirza Eminof'un oğlu olarak servet ve ünvanla doğmuştu. Yakışıklıydı, hırslıydı, cesurdu. Çar Nikola'nın Muhafız Alayında genç bir Üsteğmen oluşu onu Bolşeviklerin ölüm listesine dahil etmişti. Kaçarken getirdiği bir taka dolusu silahı Mustafa Kemal'in Kuva-yi Milliyesine teslim ettiğinde, karşılık istemeyecek kadar gururluydu. Hayatına sıfırdan başlarken elinde kalan serveti sadece gururu ve aşkıydı. Shura: Tchaikovsky nağmelerinin romantizmi ile sarılmış karlı bir Moskova gecesinde, henüz onaltısındayken saf güzelliği, beklentisiz aşkı ile Seyit'in dünyasına girdi. Ailesinin ünvanı, serveti onun da ülkesinde kalmasına yardımcı olamadı. Sevdiği erkekle atıldığı bu macerada bir daha hiç göremeyecekleri vatanlarının, ailelerinin, artık yaşamayacakları geçmişlerinin hasretlerini birbirlerinin aşklarında dindirmeye çalıtılar. Büyük bir aşkın, harbin, ihtilalin, hasret ve hüzünlerin hikayesi ile okuyucuyu baştan sona kendine has bir tat, merak ve heyecanla sürükleyen, uzun süren araştırmaların gerçeklikle aktarıldığı bir roman, "Kurt Seyt ve Shura." (Arka Kapak)


Uyandıran Aşk" adlı şiir kitabı ile edebiyat dünyasına "Merhaba" diyen ve ilk romanı "Kurt Seyt & Shura" ile kısa zamanda okurlarının kalplerini fetheden Nermin Bezmen, bu defa Kurt Seyt'in hayatının bir başka perdesini açıyor sizlere.Kurt Seyt ve ailesi Eminof'larla beraber 1877'den itibaren Çarlık Rusyası'nda başlayan yolculukta, gerçek kahramanların, gerçek öykülerini onlarla beraber soluyarak yaşamıştınız. 1924'ün İstanbul'unda biten bu serüveni takiben, sizleri aynı yerden alıp 1945'lere taşıyarak bir başka zaman yolculuğu bekliyor "Kurt Seyt & Murka"'nın satırlarında. Seyit'in dinmeyen özlemle soluyuşunu, Pera'nın o masal günlerinden esintilerle okuyacaksınız. İnişli çıkışlı hayatını, kaderi ve kendisiyle olan kavgalarını, hayata küşüsünü izlerken KurtSeyt'i daha iyi anlayacak, onu daha çok seveceksiniz. Kurt Seyt'in çocuk yaştaki eşi Murka'nın, hem kocasını anlamak hem hayatı göğüslemekteki mücadelesini okurken, romanın kahramanlarına kah kızacak kah acıyacaksınız... Ve onlarla gülüp, onlarla ağlayacaksınız. Kapanan sınırların birleştirdiği iki insanı, aşklarına rağmen aşamadıkları yalnızlığı ve anlaşmazlığı, gururun sevgiyi yoran inadını ve kaderin ne kadar acımasız olabildiğini anlatmaya devam ediyor "KurtSeyt & Murka". Seneler süren araştırmaların ışığında,nakış gibi işlenen detaylar, tarihin sessiz kalmış gerçekleri, titizlikle aktarılan karakter tahlilleri ve gerçekçiliğin vuruculuğu ile KurtSeyt & Murka, yine düşlerinizde canlandıracağınız, yine satırlarında kendinizi bulacağınız bir yaşam ve ölüm hikayesi. Elinizden bırakmak istemeyeceksiniz. ( Arka kapak )

Yeni: Şimdi özetleri okuyunca bir kez daha okumak istedi canım. Kesinlikle tavsiyemdir. Sevgiyle...

3 Eylül 2009 Perşembe

Nalbantoğlunda İftar

Bursalılar Nalbantoğlu sokağını iyi bilir. Aslında sokağın gerçek adı bağdemlioğlu sokağıymış ama herkes burayı Nalbantoğlu diye bilir. . Kafelerin, mağazaların olduğu taşıta kapalı hoş ve hareketli bir sokaktır nalbantoğlu sokağı.


Bir kaç gün önce iftara yakın saatlerde oradan geçerken kulağıma çok hoş müzik sesleri ilişti.
Kafelerden biri sokağa masaları atmış fasıl eşliğinde iftar yemeği sunuyordu. O an acayip hoş göründü gözüme. Bir akşam iftar yapmak üzere telefon numarası almıştım. Bu güne kısmetmiş çok güzel bir iftar yemeği oldu. Müzik süperdi. Sonbahar kendini iyiden iyiye hissettirdiği için birazcık üşüdük ama yinede ablamla karşılıklı hoş bir gece geçirdik.


Bizi takip eden Buçaniler (onlar kendini anladı;) ) Maalesef iftar telaşı olduğu için ablamla beraber fotoğraf çekinemedik. Eh benle idare edin artık birdahaki iftara beraberde çekiniriz inşallah.
Sevgiyle...

2 Eylül 2009 Çarşamba

Benim Minik Gri Farem

İnternette dolaşırken görmüştüm bu fareyi. Hangi site olduğunu hatırlamıyorum. O site de çaydanlık altına nihale gibi yapmışlardı. Hemen oturup yarım saatte bende yaptım bitane. Sonra bitane daha ve bitane daha beyaz ve kahverengi farelerde iş arkadaşlarımda. Biz çok sevdik bunları.



Biz kalemliklerimizin altında kullandık. Sürahi altınada konulabilir hatta bir kaç tanede yavru yapıp bardak altlarına. Fare anne ve cücükleri olarak çoğaltabilirsiniz :)

1 Eylül 2009 Salı

Yeşil şilebezi elbise

Bu elbiseyi tatile çıkmadan bi kaç gün önce dikmiştim. Plaj elbisesi niyetine. O kadar hoşuma giden bişey oldu ki plajda, yürüyüşte hatta bisiklet tepesinde bile giydim :)


Dikimi çok kolay çok rahat bi elbise oldu. Şile bezi olmasıda cabası.

Bu arada baktımda ben son zamanlarda yeşile takmışım galiba.

Yeniden tatile çıkasım geldi yahu. Bir sene geçermi şimdi. Ramazandan sonra küçük bi kaçamak mı yapsak acaba bak şimdi aklıma neler nelerde geliyor :))

INSTAGRAM bybucanni

 

KAÇ KİŞİ ONLINE