31 Temmuz 2014 Perşembe

Düğümlere Üfleyen Kadınlar/ Ece Temelkuran

Öylesine aldığım ama altını çizecek çok cümle bulduğum, 
kesinlikle yavaş yavaş hazmede hazmede okunması gereken bir kitap. 
Ortadoğulu dört kadının Tunus'tan Libya'ya, Mısır'dan Beyrut'a uzanan, geziyor gibi görünseler de kendilerini  bulmaya çalıştıkları bir yolculuk konu edilmiş.
Ece Temelkuran duygularımızı, zaaflarımızı değişik açılardan öyle güzel anlatmış ki. 
Muhammed'in deyimiyle tam bir kadınları anlama kılavuzu.
Bir çok kişi beğenmemiş kitabı ama benim tavsiye edebileceğim kitaplar arasında yerini buldu. 
Biraz derin bir kitap, yavaş gidiyor. Belki ondan  çok eleştirildi. 
Bütün kadınlara ve kadınları anlamaya istekli erkeklere tavsiye ediyorum.
Ayrıca kitapta bahsedilen Kartaca kraliçesi Dido'nun hikayeside çok etkileyici. Ve Muhammed'in uyanışı, müslüman erkeklerin gözüyle kadınlara bakışı.Ve tabi Arap Baharı...

Benim sevdiklerim;

*Keşke bir öğle uykusu olsa. Denize girsem, yıkansam uzun uzun, yatsam uyusam, 
uyandığımda şampuan kokusundan bir bulutun içinde bulsam kendimi. Türkiye'deki meseleler bitmiş olsa.

*Anlayacaksınız ki, hayat sizin nefesinizde. Başka hiçbir yerde değil. Hayatı siz kuracaksınız. Nefesinizi üfleyeceksiniz... Hayat... Nefesinizin yettiği kadar. 

*Sen bana öyle bakıyorsun ki; hemen kalkıp dönmek istiyorum. 
Eteklerinin dönüşünü gösteren, hayal kırıklıklarından habersiz bir kız çocuğu gibi. 

*Bu yolun kendi tercihiniz olduğunu kabul etmediğiniz için kahraman gibi değil, kurban gibi yürüyorsunuz.

*İslami kurallar tatlıcık, kimilerimiz için şapşallığı ve sersemliği düzene koymak için bir yasaklar silsilesi. 
Senin gibi nadide tipler için ise kalpteki iyi olma arzusuna çeki düzen veren bir dizginleme müessesesidir.

*Çünkü biz bahçemize inanıyoruz. kimseye göstermek için değil kendimiz için. 

*Besmele evreni sana destek olmaya çağırmaktır.

*İnsan ancak sevilince öğreniyor kendini sevmeyi. 

*Şimdi iki seçeneğin var. Ya düşersin ya yürür gidersin.

*Biz vurmayı dokunmak, kırmayı sevmek, öfkelenmeyi inanmak sanan çocuklardık.-Muhammed- 

*Amira, bize kadınları nasıl seveceğimizi anlatan bir kitap lazım. 
Yoksa hep böyle şapşal ve kavruk kalacağız. 
Bize kadınların nefesini genişletecek, o nefesin rüzgarına yelken açmamızı öğretecek bir kitap lazım. 
Yoksa biz ne kadar sevilsek tamir olmayız.

Sevgiyle...


(Arap Baharı: 21.yüzyılın en büyük olaylarındandır. Arap Dünyasında yaşanan en büyük harekettir. 2010 yılında başlayan ve günümüzde de süren, Arapcoğrafyasında yaşanan halk hareketlerine verilen ortak addır.)

24 Nisan 2014 Perşembe

Şükür Listem

Ah benim emektar blogum. 
Facebook, twitter, instagram yokken bi sen vardın içimizi döktüğümüz, hayatımızı paylaştığımız. Her şey gibi bir çoğumuz senide tükkettik. Oysa ki ben severdim burada vakit geçirmeyi.
İstikrarlı arkadaşlarımı bir bir kutluyorum. Vallahi helal olsun. Bense bir dargın bir barışık arada ses verip kaçıyorum. Aslında hayat aynen devam ediyorda bloga geçirmeye üşeniyorum. 
Sanırım  bu dönem benim için içe yolculuk vakti. 
Elimdekilerin farkına varma ve bütün bunlar için bol bol şükretme vakti.
Olur ya, siz unutmazsınız hayatınızın güzelliklerine şükretmeyi ama gene de bir anımsama olsun istedim. 
Belki aranızda birilerine iyi gelir okumak. 
Yada belkide sizde kendi listelerinizi yaparsınız. Kim bilir ; )

1- Vücudumdaki tüm organlar birbirleriyle uyum içinde çalışıyor, bu nedenle sağlıklı olduğum için şükürler olsun.
2- Yüzümle, bedenimle, düşüncelerimle, duygularımla, davranışlarımla, hayatla ve insanlarla barışık olduğum için şükürler olsun.
3- Bedenimdeki tüm hücreleri, kemikleri, kasları, damarları, sinirleri ve cildimi seviyorum ve tüm hastalıklardan özgür oldukları için şükürler olsun.
4- Sahip olduğum zekam ve yeteneklerim için şükürler olsun.
5- Sağlıklı bir vücut, sağlıklı bir zihin ve sağlıklı bir ruhsal yapıya sahip olabildiğim için şükürler olsun.
6- Bolluk ve bereket içinde yaşadığımız için şükürler olsun.
7- Çalışacak bir işim olduğu için şükürler olsun.
8- İhtiyacım olan tüm eşyalara sahip olduğum için şükürler olsun.
9- İhtiyaçlarıma ve isteklerime yetecek kadar gelirim olduğu için şükürler olsun.
10- Kuvvetli bir belleğe sahip olduğum için şükürler olsun.
11- Sıhhatle nefes alabildiğim, görebildiğim, duyabildiğim, koklayabildiğim, tat alabildiğim, dokunabildiğim, haz alabildiğim için şükürler olsun.
12- Öğrendiğim ve hayatıma uygulayabildiğim tüm standartlarım için şükürler olsun.
13- Her sabah erken saatlerde uyanabildiğim ve uyanınca güne güvenle ve neşeyle başlayabildiğim için şükürler olsun.
14- Her sabah sevdiklerime ve ayrıca geçmişte beni üzen, yaralayan, inciten herkese dua edebildiğim için şükürler olsun.
15- Geçmişimde beni üzen, yaralayan ve inciten kişileri affedebildiğim için ve geçmişimden özgürleşebildiğim için şükürler olsun.
16- İnsanların iyi yanlarını görüp, onları oldukları gibi kabullenebildiğim için şükürler olsun.
17- Sevdiğim ve sevildiğim için şükürler olsun.
18- Genç , sağlıklı ve dinamik göründüğüm için şükürler olsun.
19- Beni seven, birbirine bağlı annem – babam ve kardeşlerim olduğu için şükürler olsun.
20- Güven duyabildiğim ve sevdiğim çalışma arkadaşlarına sahip olabildiğim için şükürler olsun.
21- İyi komşulara ve arkadaşlara sahip olduğum için şükürler olsun.
22- Bilinç seviyem ve sezgilerim her geçen gün arttığı için şükürler olsun.
23- Sevdiklerimle iyi koşullarda tatil yapma imkanına sahip olabildiğim için şükürler olsun.
24- Sevgi dolu bir yüreğim ve iç huzurum olduğu için şükürler olsun.
25- Her zaman şükretmeyi alışkanlık haline getirebildiğim için şükürler olsun.
26-Müslüman doğduğum için ve bütün güvenim , ümidim , geleceğim makamın Allah’tan olduğunu bildiğim için şükürler olsun. (AMİN)

S
evgiyle...

2 Nisan 2014 Çarşamba

Günaydııın, Gün Aydıın



Güzel ülkemin güzel insanları günaydııın.
Mutlu Yalova'mın güzel haberleri ile başladım güne.
Haldur huldur hazırlanıp döküldüm sokakalara. Metroyu kaçırma riskine inat topladım kır çiçeklerimi. 
Turuncuyu kimsenin bahçesinden yürütmedim. Kendi kendini bahçenin dışına atmış. Demek ki benimle gelmek istemiş : )
Ellerimde çiçekler, metro kaçtı kaçacak benim aklım 1500-2000 yıl gerisinde.
Düşündümde 2000 yıl önce bugün, benim şu geçtiğim yerlerde gene doğa uyanmıştı. 
Ama o zaman beton yerine ortalık yemyeşil, taptaze, renk renk çiçeklerle bezeliydi..
Avucumda ki çiçeklere baktım, doğaya hayret ettim. Bir avuçta olsa onları hala görebildiğim için şükrettim.

Sonra.. Sonra ne mi oldu...
Kafamı kaldırdım, masamdaki minnoşun 
'sabah sabah bu gevezelik de ne?' diyen bakışlarıyla karşılaştım. 
Bakma öyle bakmaa, bútün suç sende, bütün bu kaus senden òtürü...

Doğaya hayretiniz bol olsun, sevgiyle...


22 Şubat 2014 Cumartesi

Artık Yünlerim Battaniye Oldu : )


Elimde bir dolu artık yün ve onlardan kurtulmak isteyen ben.
Ne yapsam ne yapsam diye düşünürken harika fikir ablamdan geldi.
Sıra sıra ör battaniye olsun, hem iplerin değerlenir hemde ısınırsın dedi : )



Öyle keyifle örülüyor ki fikir yurt içi, yurt dışı bütün sülaleye yayıldı : ))) Herkes döktü artan yünleri ortaya bir gayret örüyor :)))
Benim açımdan işin bir keyifli tarafıda her yünün birini hatırlatması.
Mesela en dış kahverengiden babamın hırkası vardı. 
Kırmızıdan benim elbisem, maviden ablamın, yeşilden yeğenimin kazağı : )
Hani çok çok eskiden seccadeler yapılırdı ya, dede gömleğinden, teyze elbisesinden kalan kumaşlarla. 
İşte aynen o hesap : )
Ben bu fikri çok sevdim, bu kadar kargaşanın arasında ( malum 1 ay oldu tadilat daha bitmedi) keyifle ördüm. 
Sizlere de fikir olur umuduyla.
Sevgiyle...

İnstagram@bybucanni

11 Şubat 2014 Salı

Ustam ve Ben / Elif Şafak

" Allah'ın yarattığı, şeytanın şaşırttığı bunca insandan 
sadece bir avucu keşfedebilmiş Arzın Merkezini - iyi ile kötünün, geçmiş ile geleceğin, ben ve sen ayrımının kalmadığı; zamanın hep bu an olduğu, kavgasız savaşsız bir asude diyar. 
Buldukları yer öylesine güzelmiş ki dilleri tutulmuş.
  Melekler hallerine acıyıp iki seçenek sunmuşlar. 
Şayet konuşma kabiliyetlerini geri almak istiyorlarsa, gördüklerini unutmaları gerekiyormuş. 
Her şey silinecek ama kalplerinde bir boşluk kalacakmış. 
Eğer gördüklerini hatırlamayı tercih ediyorlarsa , o zamanda zihinleri bulanacakmış. 
Böylece, kimsenin bilmediği o beldeye varanların yarısı, yüreklerinde bir eksiklik duygusuyla dönmüş.Yarısı da akılları karışmış halde. 
Hasret çekenlere "aşıklar" denmiş; kafasında sorular olanlara da "şakirtler." 
Birinciler aşkı öğrenenlermiş, ikinciler ise öğrenmeye aşık."

**********

"Yaptığın işi gönlünde hissedersen, ırmaklar çağlar içinde."

********** 

"Diz çök, şükret Mevla'ya. Ne diye kurcalıyorsun?
Kucağına düşen nimeti öp başına koy, nereden geldin diye sorma."

**********

Hepimiz Aynı görünmez gök kubbenin altında yaşıyor, didiniyoruz. Zengin ve fakir, Müslüman ve vaftisli, kadın ve erkek, efendi ve köle, sultan ve filbaz, usta ve çırak...
Bütün ayrımların ortadan kalktığı bir hal var, tekmil sesler kubbede toplanıp som bir sessizliğe dönüştüğünde. Belki de kainatın merkezi yerin altında değil, üstünde: Kubbede.

Eif Şafak/Ustam ve Ben

Öğrenme aşkıyla geçti ömrümüz, aşkı öğrenemesek de…

Tarihimizin en önemli ve çalkantılı dönemlerinden biri olan 16. yüzyılda İstanbul… Hindistandan gelen beyaz bir fil ve onun sırlarla dolu bakıcısı: Çota ile Cihan. Filbaz aynı zamanda bir üstadın çırağı. Ustası ise Sinan. Bu toprakların yetiştirdiği en büyük mimar.
Elif Şafakın muazzam hayal gücü ve zengin diliyle Osmanlı tarihinin derinliklerine doğru şaşırtıcı bir yolculuğa çıkıyoruz. Karşılıksız bir aşk, iktidar kavgaları, yobazlığın ortasında yeşeren sanat ve beklenmedik bir ihanet…
Bir tarafta bilime ve öğrenmeye inananlar, bir tarafta gelişmeyi durduranlar...
Ustam ve Ben, tarihi kişiliklerin, camilerin, kütüphanelerin, türbelerin, köprülerin resmigeçit yaptığı, rengârenk, canlı, sürprizlerle dolu bir dönem hikâyesi…

Öyle bir hayal dünyası ki içindeki konular ve tartışmalar günümüze dair de çok şey söylüyor. Uzun süre hafızalardan silinmeyecek, çok konuşulacak bir roman.

"İstanbul dediğin unutkanlıklar şehri. Orada her şey suya yazılmış. Ustamın eserleri hariç, onunkiler taşa kazınmış. O taşlardan birine bir sır sakladık. Çok zaman geçti üzerinden, nice alametler birikti ama hâlâ orada olmalı, bıraktığımız noktada. Bilmem bulan çıkar mı? Bulsa bile anlar mı? Ustamdan geriye kalan yüzlerce eserden ve binlerce, binlerce taştan bir tanesi var ki, altında gizli Arzın Merkezi."


Sevgiyle ve Aşkla...

INSTAGRAM bybucanni

 

KAÇ KİŞİ ONLINE