Nazan Bekiroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nazan Bekiroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2017 Çarşamba

Yerli Yersiz Cümleler / Nazan Bekiroğlu



Yerli cümleleri seviyordum, yersiz cümleler beni benden aldı.
Bütün  cümleleri tek tek yazma isteğimi yerli yersiz cümlelerin zaten tamamı bende duygusuyla savuşturdum.
Buyrun...

"Her ben dediğimde "affola," diyesim geliyor. syf:15
"Öyle yanlış kapılar çaldım, dünyalar bir araya gelse anlamayacaklara öyle güzel hikayeler anlattım ki. Helal ü hoş edelim mi şimdi?" syf:17

"Bildiklerim bir yana, kim bilir bilmeden nelerin yanından geçip gitmişim." syf:19

"Yazı kaderdir.Yazdığınız gelip sizi bulur, sizde gidip yazdığınızı bulursunuz."syf:40

"Seni kimsecikler duymadı, duyacak olana sen söylemedin." syf:89

"Seninle karşılaşmamız bir dostluktan fazlası içindi. Tanışmamız kaçınılmazdı, çünkü araya muhabbet ezelden girmişti." syf:137

"Bir anda garip bir huzur, bir sarmaşık gibi sarışan taşkın, arsız bir mutluluk duydu. Sanki kırk yıldır tanışıyorlardı, sanki onun yanında insanın canı hiç sıkılmazdı ve sanki onun yanında insana bir şey olmazdı." syf:137

"Aşk, bu dünyada ezel tanışıyla karşılaşmaktır. Ama hesapta ezeldeki o aşinaya hiç rastlamamak var, karşılaşıp tanımamak, yanından geçip gitmek var. Bulup da onun tarafından hatırlanmamak var. Onun tarafından tanınıp onu yalanlamak var. Buldum zannedip yanılmak var." syf:138

"İki bulut arasından aydınlanınca gökyüzü neler gördüğümü anlattığımda beni anlayan kalbe Bismillah!" syf:145

"En fazla sizinle ilgili olanın en az sizi ilgilendiriyor olması nedendir, bana bunu anlatın." Syf:151

"Aşkın yolları kazalıydı ve her kazanın bir belası vardı. Üstelik bela, kalubela'da yazılmıştı." Syf:178

"Aynı bulutlara bakıp birbirimizi anlamıyorsak. Yaz bitmiş güze girmişizdir." Syf:181

"Kalbin fikri ikna edemediği yerin adı nifak." Syf:187

"İki üşüme arasındaki ateşsiniz, geçti zannedersiniz. Geçmez." Syf:200

"El ver, geçmişimdeki bütün hakları sahiplerine helal edeyim. Her şeyle barışıp her şeyi affedeyim. Kendimden de helallik dileyeyim." Syf:216

"İnsanı insan yapan, kötü olmaya gücü olduğu halde iyi olmayı seçebilmesi." Syf:221

"Seç seçebildiğini. Ne olmak istersen, o sensin." Syf:221

"Sen kendini affedebiliyor musun, bana onu söyle. Başkaları seni affetmiş, affetmemiş, ama şuranda, kalbinde, bir cehennem kaynıyorsa, çok anlamsız bir şey bu." Syf:247

"Tüten bir baca kadar hayatı haber veren ne olabilir ki?" Syf:302

"Ruh huzur bulmak için asliyetine dönmek ister.İnsanın tabiat güzellikleri karşısında hissettiği sebepsiz mutluluk kendi doğasıyla karşılaşmasından kaynaklanır." Syf:353

"Bir bahçeniz varsa, sizin için mevsim, cep telefonlarının ekranındaki bir tarihten ibaret değildir sadece." Syf:356

"Sakarya'nın suyundan her kurbanlığın alnına bir damla sürüldüğünü ol sebep bu ölüm kalım savaşına bir ırmağın isminden daha fazla hiçbir ismin yakışmadığını biliyordum." Syf:368

"Yolun sonunda aynı kişiysem o zaman kına beni. Eğer aynı kalırsam benim de kör et gözlerimi." Syf:375

"Hayvanların konuşacağı gün var ya! Veyl ki veyl! Syf:435

"Dünyadan, yerine koyduğundan daha fazlasını alma." Syf:441

"Bir zamanlar "İyi ki cennet var," derdim. Şimdilerde "İyi ki cehennem var," diyorum." Syf:443

"Yalnızdım ve insanları seviyordum ama yine de yalnızlığımı daha çok seviyordum." Syf:446


Yerli Yersiz Cümleler / Nazan Bekiroğlu

Sevgiyle...

12 Aralık 2014 Cuma

Yazmak...




Yazmak...
Hepiniz yazar olmayabilirsiniz ama yazmak hayatınızın içinde dursun. Çok okumak, çok yazmak. Ne yazmak? İlle şiir yazmak değil, ille hikaye yazmak değil, ille roman yazmak değil. Ama unutmayın yazılı kültür sözlü kültürden bir adım daha öndedir, ilerdedir. Yani konuşmakla kalmayın, konuşmak kolay yazmaya geçin. Ne yazacaksınız, okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz cümleleri, sevdiğiniz filmlerin mesela özetlerini, sevdiğiniz sözleri, sevdiğiniz şiirlerden mısralar, beyitler. Bunları bir deftere geçirin. Günlük tutun. Günlüğünüzden öte ben size bir şey daha önereceğim. Rüya defteri tutun. Rüyalarınızı kaydedin, hayallerinizi kaydedin. Yani şu el şu kalemle birlikteliği, onu kağıt üzerine düşürmeyi alışkanlık hale getirsin. O defterler yıllar sonra açıp baksanız da bakmasanız da, sizin için en büyük hazine olacaktır. Diyor Nazan Bekiroğlu.

26 Ocak 2014 Pazar

Bu aralar her yer her yerde : )

Sevgili Günlük
Niyeyse böyle başlamak istedim bu sefer. 
2014 beraberinde yenilikler getirmeye başladı.
Evime taşındığımdan beri emektar buzdolabım teklemeye başlamışdı. Yazmışmıydım bilemedim, habire bozulup bozulup başıma bir sürü işler açtı. E gene bozulunca artık bir çare düşünmenin zamanı geldiğine kanat getirdim. 
Niye değiştirmiyorsun diyenlere cevaben, kendisi 60 cm ve mutfakta buzdolabı için ayrılan alan da 64 cm kadar.İstediğim dolap 70 cm. Yani yeni buzdolabı demek yeni mutfak demek. Yeni mutfak demek bir sürü maliyet demek. Tabi gidip küçük bir buzdolabı da alabilirdim ama istemediğim bir şey almak istemedim. 
Vallahi kararttım gözümü girdim mutfak işine.
Bu arada ablam olmasa hayatta cesaret edemezdim. Kendisi biraz daha esnek iş saatleri olduğu için ustaların başında durmaya gönüllü oldu.
Ben işde o evde aşama aşama telefonla bilgi alıyorum ve bana göre çok pislik olmadan tıkır tıkır gidiyor işler. 
Taki bu fotoğrafı görene kadar. Allah'ım resmen gözlerim yuvalarından çıktı. Evimin içinde inşaat var ve diğer odalar eşya dolu. 


Aman o kirlenmesin bu kirlenmesin derken baktım olacak gibi değil, koyverdim artık. Ne olursa olacak. Bu kadar pisliği görünce dedim battı balık yan gider banyoyu da aradan çıkarayım. 
4 gündür göçebeyim, daha da 10-15 gün sürer bu iş. Allah yardımcım olsun. 
Bittikten sonra iyi olacak ama bitene kadar işimiz zor.
İyi ki ablam var o olmasa hayatta halledemezdim. Şu anda da onun evinde yayıldım yazıyorum bu satırları.

Sanırım bu işlerde en zor olan malzeme seçmek. Diğerlerini zaten ustalar hallediyor. O kadar çok seçenek var ki. Sadece dolaplar için 1 hafta da üç kere fikir değiştirdim. Daha mutfak fayansı beğenemedim. 
Anlayacağınız bu aralar çok işim var çoook. Bütün işlerimin kolaylıkla, zahmetsizce hallolmasını diliyorum.(Amin)
Sonra bakarsınız güzel güzel fotoğraflarını paylaşırım mutfağımın. Tabi bu üşenik üşenmezse : )

Sevgiyle...

Not: Bu gün bunu okudum çok sevdim. Nacizane tavsiyemdir.


14 Eylül 2013 Cumartesi

Fikirler Fikirler Fikirleeerrr ; )

Gene kayboldum değil mi?
Oysa ki yazacak ne çok şeyim vardı. Çok güzel bir tatil geçirdim. İnanılmaz huzur bulduğum bir karadeniz gezisi oldu . Bi dünya fotoğrafla geri döndüm. Ama gelin görün ki, gelir gelmez bir sürü sıkıntı üst üste geldi. Benim tatil hiç oldu. Tabi uzun uzadıya anlatma hevesi de hiç oldu. Çok şükür ki şu an her şey yolunda. Rabbim baş edemeyeceğimiz sıkıntı yaşatmasın.

Neyse canlar niyetim ojelerle yalapşap boyadığım ama geliştirilirse çok güzel şeyler çıkabilecek bir fikir paylaşmaktı. İşte öylesine iki lafın arasında ojeyle boyadığım mumlarım. Eminim ki sizler çok daha güzel şeyler çıkarırsınız.



Tatilime de haksızlık olmasın. Seneler sonra baktığımda bileyim ki, doğa harikası yerlerde gerçekten huzurlu bir tatil geçirmişim. Ben hep derim ya' Beni Doğaya Salın'. Karadeniz bunun için biçilmiş kaftan.

Belki ilgisini çeken olur. Benden size bir fikir daha. 
Ben gittiğim yerlerden alabileceğim en güzel şeyi alırım. 


" TAŞ "
Yolculuklarımdan zamanın tanıklarıyla dönmeye gayret ederim.

Değil mi ki "Taş,zamanın tek tanığı" demişti Nazan Bekiroğlu Nar Ağacı'nda. Ondandır kendisine hayranlığım.

Sevgiyle...





13 Temmuz 2013 Cumartesi

Baran; Fıtratın dili/ Nazan Bekiroğlu yorumuyla...



Sen geldin. Benim eziyetim dokundu sana. Ama bağışla, senin sen olduğunu bilmiyordum.

Önce izleyin, sonra yorumu görün. İçim tir tir, Allah'ım nasıl bir bakış, nasıl bir görüş.
Nazan Bekiroğlu, ya ben seni hiç fark edemeseydim. Bilemeseydim seni. 
Ya o kadar telaşımın arasında kurulmuş çadırlar ilgimi çekmeseydi. Ya BKM standında ki çocuk Yusuf ile Züleyha'yı sorduğum da, abla bir kitap daha var istersen deyip "La" yı bana uzatmasaydı. 
Kayıp, kayıp ki ne kayıp. 
Kelimelerin sultanı, sanırım ömrüm boyunca daha iyi bir kalem bulamayacağım. Sen yaz, hep yaz ki gönlüm şenlensin, ruhum beslensin.


Erkek (Her sahnede/Her haliyle)
Sen geldin. Benim eziyetim dokundu sana. Ama bağışla, senin sen olduğunu bilmiyordum. Ne zaman ki öfkemin üzerine indi yağmur. O zaman duruldum.
Sen saçlarını tararsın. Ben seni, puslu aynanın içinde bir resim, ağır ağır uçuşan perdenin üzerinde bir gölge olarak fark ederim. Masal keser dört bir yan. Seni yeşiller içinde bir cennet çiçeği velvelesinde ilk kez gördüğümde, sen o musun, diye sormam bile. Bilirim ki rengini gizlesen kokunu saklayamazsın, perdeni çeksen ışığını boğamazsın. Benim gördüğüm benim rüyamda kalır. Senden şüphelenmek yerine çimento yanığı göz bebeklerimden şüphelenmeyi yeğlerim. Fark ederim aynanın sırtındaki sırrı. Eksiğim gibi durduğunu. Güvercinlerin kanat sesleri inşaat işçilerinin yanık türkülerine karışırken fıtratın dilinde işlemeye başlarım. Bir yanımdan sakinleşir ama bambaşka bir yanımdan taşarım.
Bir başka aynada tanırım kendimi. Bundan böyle hoş-halim. Latifim. Gördüm ya seni görülmek de isterim. Yağmurun rengini ateşte seçerken ne yana gitsen sana dönerim. Çıkarırım alnımdaki kara bağı. Bahtımı ekmeğine bağlarım. Anlamsız varlığım anlam bulur. Başkalaşırım. Mademki elinin dokunduğu her şey, bir bardak çay, iki parça şeker olsa bile. Harikulâde bir şey.
Çamura saplanmış kara lastik pabucun bütün masallardaki kristallerden daha varlıklıdır. Ama yokuşun dik senin, yükün ne kadar ağır. Senin taşıdığın benim belimi büküyor. Sen ezilme, bel verme diye her şeyden vazgeçebilirim. Sarı bir sayfanın resmiyeti üzerinden kazınan vesikalık bir fotoğraf gibi bir anda kimliksiz kalabilir, ismim gibi cismimden de geçebilirim.
Kadın (Sadece Bir Sahnede/Peçesini indirmesiyle)
Daha düne kadar yüzüm açıktı sana. Aramızda masumiyet ihlaline dair bir hece yoktu. Çünkü senin farkında olmadığım gibi benim farkımda olduğunun da farkında değildim. Ama şimdi bir bilmek halindeyim ki yüzüm, keskin inen bir satırın gürültüsünde, her şeyi karanlığa boğan bir perdenin düşüşü kadar ani ve kesin, senin yüzüne kapalı bundan böyle.
Çünkü beni fark ettiğin anda ve bunu benim de bildiğim anda ne senin senliğin ne de benim benliğim kalır. Geriye sadece içimizde taşıdığımız Âdem ve Havva ve aramızdaki ezel olasılığı kalır. Bu yüzden şimdi sadece yüzümü değil kalbimi de her an izleyen bir çift göze dair terbiyeyle, aramıza bir uçurum koyuyorum. Senden kaçıyor, kendimi senden gizliyorum.
Ama. Aşkın koşulanda değil kaçılanda, açılanda değil kapananda olduğunun da bilgisindeyim. Peçemi örterek açıyorum sana kapılarımı. Dahası ezeli bir bilginin ürpertisi yüzüme sinerken aramıza bir senlik ve benlik davası sokuyorum. Seni ben karşısında tanımlıyorum yani. Sana yer veriyor, baha biçiyorum. O dairede kendimi tamamlıyorum. Senden gizlenerek seni sen, beni ben yapıyorum. Böylece benim için taşıyabileceğin bütün anlamların farkında olduğumu da beyan ederek benim kadın senin erkek olduğumuzu yüzüme indirdiğim şu peçede aşikâr ediyorum. Bu halimle seni bir mümkün olarak gördüğümü itiraf ediyor, senle ben arasındaki bütün ihtimallere evet diyorum. 
                                                                                                                            Nazan Bekiroğlu

Sevgiyle....

16 Şubat 2013 Cumartesi

Nazan Bekiroğlu/ Nar Ağacı ve benim hikayem




Aslında bu postu çok önceden yazmalıydım da bir türlü nasip olmadı. Bilen bilir benim sıkı bir Nazan Bekiroğlu hayranı olduğumu. Daha öncede kitaplarından bahsetmiştim.

20 Aralık 2011 tarihinde Yusuf İle Züleyha'yı okumamla başladı tek taraflı tanışıklığımız. Arkasından Lâ *sonsuzluk hecesi* geldi. Ve diğerleri ve diğerleri... 1 sene içinde bütün kitaplarını okudum. Her biri bittiğinde bir hüzün kapladı içimi, niye bitti ki bitmesindi. Sabırla yeni kitabın çıkmasını bekledim. Bu arada Nazan Bekiroğlu ile ilgili bulduğum bütün yazıları, köşe yazılarını, her türlü kaynağı okudum.
Bi kere aklıma düştü, beni benden alan bu insanın sesini duymam lazımdı. Bakın görmek demiyorum, sesini duysam yetecek.
Uzun bir süre sesini duymam lazım diye diye Rabbim en sonunda nasip etti. Meğersem S. ablamın eşinin üniversite arkadaşı değilmiş mi Nazan Bekiroğlu. O. eniştem vesile oldu ve ben Nazan hocamın sesini duydum. Aynı görüntüsü gibi naif, zarif bir ses. Canlar konuşurken öleceğim zannettim. Koskoca insan oldum beni bu kadar heyecanlandıracak bir durum olabileceğini söyleseler inanmazdım. Ve bu kadarla da kalmadı, yollarımız bir şekilde başka bir arkadaşım sayesinde, birbirimizi görmesekte tekrar kesişti. Bu arada beklenen roman Nar Ağacı'da bir solukta okundu.

Ve geldi çattı asıl gün : )
Nihayet gözüm gözüne, ellerim ellerine değdi.



Nazan Bekiroğlu'nun yolu Bursamdan geçti : ) sesini duymam lazım derken Rabbim görmeyi de nasip etti. İmza gününden bir gece önce bütün kitaplarımı topladım. Allah'ım hangisini götürsem, onu bıraksam olmaz, bunu bıraksam olmaz... Hepsini götürsem diğer okuyuculara ayıp. Çok zor olsada sectim 4 tane. Gece hiç uyuyamadım heyecandan : )



Kitaplarım elimde, heyecan tavan : ) Öyle güzel, öyle naif ki. Evet dedim, bu kelimeler, bu sözler tam da böyle birinin kaleminden çıkardı. Herkese küçücükte olsa zaman ayırdı. Herkesin gönlüne küçücük bir anlık da olsa değmeye çalıştı. Bizim de küçük bir sohbetimiz oldu. Zaten birbirimizi biliyorduk da, nihayet gözlerimiz de buluştu.



Benim için yazdıklarını tekrar tekrar okuyorum : ) Bu resimde inanın dizlerimin titremesi hala geçmemiş. Az ileride tabureler var hemen oraya çöktüm :)) Hayatımın en güzel günleri arasına yerleştirdim bu günü. He bi de bu duygumu benimle adım adım paylaşan üç kişi var onlar olmasa olmazdı. Onlar benim bu coşkumu paylaşmasa, duygularım bu kadar tavan yapmazdı. A., Y., M.,ve S. ablam ve O.eniştem ve tabiki Nazan hocam. Buradan hepsine sonsuuz teşekkürler .
Şimdi sırada nasipse Trabzon'a gitmek var. Nazan Hocamın dersine girmek var.

Ve gelelim Nar Ağacın'a, okumaya doyamadım, bitsin hiç istemedim.

Ben Bursa'dan, Nazan hocam Trabzon’dan döküldük yollara. Adım adım dolaştık Tebriz'i, Tiflis'i, Batum'u, Bakü'yü. Bazen güldüm, bazen ağladım.
Anuş’a hiç kıyamadım. Çemil Kaptanı hatırlamak sıkıntılarımı dağıttı.
Setterhan ve Zehra’nın karşılaşmaları gönlümde ayrı yer etti.

-Nasılsınız? İnşallah keyfiniz yerindedir.
-İyiyim hamdolsun, ya siz nasılsınız?

Büyük hanımla gurur duydum, İsmail’se yüreğimi acıttı.

Benim atalarımda Yunanistan'dan mübadele ile Türkiye'ye göçmek zorunda kaldığı için daha da bir etkilendim. Çünkü onlarda benzer şeyler yaşadı.
Dedem hep anneanneme dermiş ki; "hayatta tek istediğim ölmeden gidip köyümü görmek". Dedeme nasip olmadı. Belki Rabbim bana nasip ederde giderim dedemin köyüne. Bende bir avuç toprak alırım da götürürüm dedemin mezarına. Belki bir parça serinletirim ruhunu. (İnşallah, amin)

Canlar istedim ki sevdiğim yerlerden bir iki satır alıntı yapayım, okumayanlarla paylaşayım. Ama ne mümkün, seçemedim ki. Kitabın çoğu satırını çizmişim. Demem o ki okuyun, mutlaka okuyun. Eminim çok beğeneceksiniz.

Tek satır; "Sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim"

Sevgiyle ve Aşkla...





18 Ocak 2012 Çarşamba

Lâ *sonsuzluk hecesi* - Nazan Bekiroğlu


*Bu kadar katışığın karışığın arasında Adem eğri ile doğruyu birbirinden ayırabilsin diye, Yaratan aklı yarattı. Diri ve parlak bir varlıktı. Onu Adem'in başına koydu. Lakin bir manası da düğüm olan akıl, kendi kendisiyle sınırlıydı.Kavrayamadığını reddediyordu. Bunun üzerine Kalpleri Sağlam Tutucu, kalbi yarattı, Adem'in göğsünün sol yanına bıraktı. Kalp, aklın çıkmadığı yücelere çıkacaktı. Akıldan daha diri daha parlaktı. (syf:23)

*Cennete son kez baktı.....(syf:48) (şeytan)

*Kaybetmişim, dedi. O kadar kaybetmişim ki, kaybedecek hiçbir şeyi olmayanların günündeyim artık. (syf:49)

*Elini göğsünün üzerine koydu.Sanki, dedi, bak tam şuramda, sol yanımda, kalbimin altında bir yer eksik kalıyor. Sonra bu kadarla kalmıyor, o eksiklik bütün ruhuma doluyor. Ne yapsam eksilmiyor ne yapmasam dolmuyor. (syf:59)

*Ama işte! Melek değil ki bu, insandı. Ona has ona mahsus değildi yalnızlık. Onun doğasına yalnızlık ihtisası yazılmamıştı.

*Havva...
Kimin sol yanını boş bıraktığını bilmiyordu. Kimi tamamlayacaktı? Kimi eksiltmişti? Merak etti. Gelmişti, öyleyse bu geliş sebepsiz değildi.(syf:66)

*Havva....
Parmağının ucunu Adem'in sol göğsünün altında, kalbinin üzerinde gezdirdi. Ben senin eğe kemiğinim. Bak tam şuranda benimle dolar bir boşluk. Ben olmasam sende bir yokluk ki ne yokluk. (syf:70)

*Üç şey seçtiler cennetten çıkarmak için:
Bir: Kelimeler
İki: Aşk
Üç: Annelik duygusu

Kelimeleri Adem yanına aldı, annelik duygusunu taşımak Havva'ya kaldı.
Ama AŞK çok ağırdı. Yarısını Adem sırtlandı, aşkın yarısı Havva'ya kaldı. (syf:152)

*Neydim ne oldum, derken, insan olanın ne oldum değil ne olacğım, demesinin anlamını kavradı. (syf:167)

*Rabbim...
Bana bütün haberlerin yerini tutacak bir haber gönder. Üzerime bir iyilik ve güzellik kondur. Avunmalığım olsun, hiç ummadığım bir sevinç nasp et. Latifsin lütfen. (syf:202)

* Öyleyse: Rabbi ondan razı, o Rabbinden razı.

Ve dahası dahası dahası...

Şimdi sırada İsimle ateş arasında var. Ama bu yürek dahasını kaldırabilir mi bilemedim...
Nazan Bekiroğlu'na sonsuz teşekkürler.

Sevgiyle ve AŞKla.....


Not:
Bir rivayette Hz. Havva'nın Hz. Ademin eğe kemiğinden yaratıldığı haber verilir.Eğe kemiği,erkeğin göğüs kafesinde yer alır;akciğeri çevreler,kalbi darbelerden korur.Bu konumuyla eğe kemiği ne kadarda kadına benzer...Kadın da tıpkı eğe kemikleri gibi erkeğine nefes alacak bir yuva sunar,onun hayatına genişlik,göğsüne ferahlık kazandırır.Eğe kemikleri akciğeri çevreleyerek kalbe giden hayat yollarını açık tuttuğu gibi,doğrudan kalbide korur.Bir kadını aşkı erkeğinin kalbine bu dünyada hayat suyu taşır,onu sancılı sevmelerden uzak tutar.Öyleki,eğe kemiği kırılmadıkca kalbe zarar gelmez.Kadında erkeğinin kalbini kırmamak adına kırılmayı,ezilmeyi göze alır.Eğe kemiğinin yapısıda kadına benzer.Güçlü fakat ince ve narindir.Kadında sabırlıdır,acıya,ayrılığa ve vefasızlığa sabreder.Bununla birlikte,kolayca kırılıverecekmiş gibi inceciktir,tatlı bir kavisle erkeği saran zarif bir biçimi vardır.Eğe kemiği erkeğin yan tarafında yer alır.Kadında varlığını ve koruduğunu hissettirmeden sessizce ve gizlice yanında durur erkeğinin...

8 Ocak 2012 Pazar

Yusuf ile Züleyha-Nazan Bekiroğlu


Heybemde senden öte söz,
Gözümde senden ala yaş yok.
Sen Yusuf'um ol,
Ben yanmaya razı Züleyha!

İşte Bu söz aklıma düşürdü Yusuf ile Züleyha'yı

Aslında bir çoğunuz gibi biliyorum Yusuf ile Züleyha'yı ama birde Nazan Bekiroğlu'ndan okumak istedim.
Ahh ki ne ahhh neden okumak için bu kadar bekledim.
Çok kıymetli bir kardeşim önermişti de bana Nazar Bekiroğlu'nu kaç kere önüme geldiyse de bi türlü elim gidipte almamıştım bu kitabı. Ta ki yukarda ki yazıyı okuyana kadar. Yusuf ile Züleyha bi kere düştü gönlüme bi kaç gün sonra da gene çıktı karşıma ve kavuştuk birbirimize. Demek ki herşeyin bir vakti zamanı varmış.

Yazar öyle güzel, öyle şiirsel, öyle etkileyici bir dille yazmış ki bende onlarla yaşadım AŞK'ı.
Uzun süredir beni bu kadar etkileyen bir kitap okumamıştım. Kesinlikle tavsiye ediyorum.

Ya Rabbim gönlümü aç. (amin)

Etkilendiğim bölümlerin tamamını yazmak isterdim ama bu durumda bütün kitabı buraya yazmam lazım.
Ama azıcıkta olsa bişeyler paylaşmassam ruhum rahat etmeyecek.

*Her Aşk O'na çıkar sonunda, O'ndan başkasını sevmek imkansız gibidir. Seven neyi sevdiğini bilse de bu böyledir, bilmese de bu böyledir. (syf:15)

*Gel sana gül bahçesi nedir göstereyim, göster gül bahçelerini göreyim.
Sonsuzluk ne demekmiş gel bende bil. Ne demekmiş sonsuzluk sende bileyim. (syf:105)

*Seni sevdiysem, seni her görmemde ikinci kez görmediğimden. Her görmemde seni yenidenmiş gibi değil, yeniden gördüğümden. Odama her girişinde ilk kez girdiğinden. Kendi kendine bile tekrarlanmadığından sen.(syf:124)

*Sadece, Rabbim sen en iyisini bilirsin, dedi. Sen en iyisini bilirsin ve böyle olduysa, böyle olması gerekiyor demektir. Sana teslimim.(syf:153)

*İki bulut arasından aydınlanınca gökyüzü neler gördüğümü anlattığımda beni anlayan kalbe Bismillah! Ey kalbin üzerinde titreyen hüzün! Acıya Bismillah! Ateşe Bismillah! Gözyaşına Bismillah! (syf:176)

*Dua ki her duayı melekler taşır huzura, şimdi Rabbim, aç göklerinin kapılarını, duamı al huzuruna ve bana servetimi geri ver. (syf:194)

Nazan Bekiroğlu

Gönlüm huzurlu, gönlüm rahat..
Sevgiyle ve Aşkla......

INSTAGRAM bybucanni

 

KAÇ KİŞİ ONLINE