30 Aralık 2017 Cumartesi

A Dog's Purpose



Baily der ki;
"Tüm köpek hayatlarımdan şunu öğrendim.
Eğlenin.
Elinize geçen ilk fırsatta birini bulup kurtarın. "

Sımsıcak bir film. 

Sevgiyle... 

29 Aralık 2017 Cuma

Çöp Kamyonu Kanunu


Bazı insanlar çöp kamyonu gibidir.
Böyle içlerinde çöpleri biriktirirler, hayal kırıklıklarını biriktirirler, bazı kızgınlıkları ve öfkeyi biriktirirler.
Ancak bunlar dolunca, çöpleri bırakacak bir yer ararlar.
Bu bazen ben olabilirim, bazen siz olabilirsiniz. 
Kişisel algılamayın.
Onların çöpünü alarak iş yerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara götürmeyin.
Başarılı insanlar çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine 
ve onları ele geçirmesine izin vermezler. 
Hayat,
Sabahları pişmanlıklarla uyanmak için kısa.
Dolayısıyla size iyi davranan insanları sevin. 
İyi davranmayanlar içinde iyi temennilerde bulunun.
Hayatın %10'u onunla ne yaptığınız 
%90'ı ise onu nasıl alıp karşıladığınızla ilgilidir.
Sevgiyle
(alıntı)

27 Aralık 2017 Çarşamba

Yerli Yersiz Cümleler / Nazan Bekiroğlu



Yerli cümleleri seviyordum, yersiz cümleler beni benden aldı.
Bütün  cümleleri tek tek yazma isteğimi yerli yersiz cümlelerin zaten tamamı bende duygusuyla savuşturdum.
Buyrun...

"Her ben dediğimde "affola," diyesim geliyor. syf:15
"Öyle yanlış kapılar çaldım, dünyalar bir araya gelse anlamayacaklara öyle güzel hikayeler anlattım ki. Helal ü hoş edelim mi şimdi?" syf:17

"Bildiklerim bir yana, kim bilir bilmeden nelerin yanından geçip gitmişim." syf:19

"Yazı kaderdir.Yazdığınız gelip sizi bulur, sizde gidip yazdığınızı bulursunuz."syf:40

"Seni kimsecikler duymadı, duyacak olana sen söylemedin." syf:89

"Seninle karşılaşmamız bir dostluktan fazlası içindi. Tanışmamız kaçınılmazdı, çünkü araya muhabbet ezelden girmişti." syf:137

"Bir anda garip bir huzur, bir sarmaşık gibi sarışan taşkın, arsız bir mutluluk duydu. Sanki kırk yıldır tanışıyorlardı, sanki onun yanında insanın canı hiç sıkılmazdı ve sanki onun yanında insana bir şey olmazdı." syf:137

"Aşk, bu dünyada ezel tanışıyla karşılaşmaktır. Ama hesapta ezeldeki o aşinaya hiç rastlamamak var, karşılaşıp tanımamak, yanından geçip gitmek var. Bulup da onun tarafından hatırlanmamak var. Onun tarafından tanınıp onu yalanlamak var. Buldum zannedip yanılmak var." syf:138

"İki bulut arasından aydınlanınca gökyüzü neler gördüğümü anlattığımda beni anlayan kalbe Bismillah!" syf:145

"En fazla sizinle ilgili olanın en az sizi ilgilendiriyor olması nedendir, bana bunu anlatın." Syf:151

"Aşkın yolları kazalıydı ve her kazanın bir belası vardı. Üstelik bela, kalubela'da yazılmıştı." Syf:178

"Aynı bulutlara bakıp birbirimizi anlamıyorsak. Yaz bitmiş güze girmişizdir." Syf:181

"Kalbin fikri ikna edemediği yerin adı nifak." Syf:187

"İki üşüme arasındaki ateşsiniz, geçti zannedersiniz. Geçmez." Syf:200

"El ver, geçmişimdeki bütün hakları sahiplerine helal edeyim. Her şeyle barışıp her şeyi affedeyim. Kendimden de helallik dileyeyim." Syf:216

"İnsanı insan yapan, kötü olmaya gücü olduğu halde iyi olmayı seçebilmesi." Syf:221

"Seç seçebildiğini. Ne olmak istersen, o sensin." Syf:221

"Sen kendini affedebiliyor musun, bana onu söyle. Başkaları seni affetmiş, affetmemiş, ama şuranda, kalbinde, bir cehennem kaynıyorsa, çok anlamsız bir şey bu." Syf:247

"Tüten bir baca kadar hayatı haber veren ne olabilir ki?" Syf:302

"Ruh huzur bulmak için asliyetine dönmek ister.İnsanın tabiat güzellikleri karşısında hissettiği sebepsiz mutluluk kendi doğasıyla karşılaşmasından kaynaklanır." Syf:353

"Bir bahçeniz varsa, sizin için mevsim, cep telefonlarının ekranındaki bir tarihten ibaret değildir sadece." Syf:356

"Sakarya'nın suyundan her kurbanlığın alnına bir damla sürüldüğünü ol sebep bu ölüm kalım savaşına bir ırmağın isminden daha fazla hiçbir ismin yakışmadığını biliyordum." Syf:368

"Yolun sonunda aynı kişiysem o zaman kına beni. Eğer aynı kalırsam benim de kör et gözlerimi." Syf:375

"Hayvanların konuşacağı gün var ya! Veyl ki veyl! Syf:435

"Dünyadan, yerine koyduğundan daha fazlasını alma." Syf:441

"Bir zamanlar "İyi ki cennet var," derdim. Şimdilerde "İyi ki cehennem var," diyorum." Syf:443

"Yalnızdım ve insanları seviyordum ama yine de yalnızlığımı daha çok seviyordum." Syf:446


Yerli Yersiz Cümleler / Nazan Bekiroğlu

Sevgiyle...

25 Aralık 2017 Pazartesi

Sizi Sevenleri Önemseyin

Bir düşünün bakalım...
En çok ihtiyaç duyduğunuzda kimler vardı yanınızda?
Şimdi bir de en az sabır gösterdiğiniz insanları sıralayın desem?
Aynı isimler değil mi?
Şöyle bakıyorum etrafima
 Görüyorum ki,
Her ihtiyacımız olduğunda yanımızda olan insanlara daha sabırsız ve daha acımasız davranıyoruz.
O nasılsa her türlü nazımızı çekiyor diye düşünmeden tartmadan 
beğendiğimiz gibi konuşabiliyoruz.
Öte yandan bakıyorum
bize desteği olmayan, hiçbir zaman yardım istiyemeyeceğimiz insanlara karşı 
daha nazik ve sabırlıyız.
Ne tezat!
Madem benim nazımı Ayşe, Fatma vs. çekiyor, en çok onları önemsemem gerekmez mi?
En çok onlara saygı gösterip onları incitmemek için emek etmem gerekmez mi?
Nasılsa çekiyorlar diye sabrı bu kadar zorlamak...
Bence haksızlık.
Arayacaksak nazımızı çekenleri arıyalım.Paylaşacaksak önce onlarla paylaşalım.
En çok onları sayalım, en çok onları sevelim.
Çünkü bunu en çok onlar hak ediyor.
Bizim yanımızda iseler bizi sevdiklerinden, bize sabır gösteriyorlarsa kıyamadıklarından.
Asla zorunda değiller.
Ve bizde asla vazgeçilmez değiliz.

Demem o ki;
Sevdiklerimizi kendimizden uzaklaştırmayalım.
Bizi düşünenleri küstürmeyelim. 

Sevgiyle...
onsekizağustosikibinonyedi/F.B.Ö.

22 Aralık 2017 Cuma

2018'e Az Kala...

 
Bilge Yaşamın 12 Kuralı
Kural 1: Asla kendinden şüphe etme… Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek yavrusu hikayesini hatırla… Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ördek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme…. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden ayni durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.
Kural 5: İnsanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşünmüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana değer vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini yada sana zamanla önem vereceğini düşünme.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakarlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarına bakarak bul. İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karşındaki insanın sözlerine inan…
Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konuşmayı öğren. Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı söyleyebilir yada duymak istemediklerini söyleyebilir… Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…

Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran.
Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme... Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kırıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster. 
Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu asla unutma ve bedel ödemek istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örneğin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmedine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.
Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dost mu yoksa düşman mı olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen….
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır.
Hakan Mengüç

17 Mart 2017 Cuma

Genç Ruhlu Tontonlar




Zaman zaman 75 yaş üstü genç yakınlarımla whatsapp, facebook vs. 
gibi sosyal ağlar üzerinden yazışıyorum.
Mesela birbirimizin cumasını mübarekliyoruz, 
bazen birbirimize fotoğraflar yolluyoruz, 
yazışmaların arasında emojiler kullanıyoruz.
Ben gözünden kalpler çıkan surat yollarken onların bana kalp ve çiçek yollamalarından hoşlanıyorum.
Aramızda mesafeler olmasına rağmen sanalda olsa 
beni hala 1 fincan kahve ve 1 dilim kek ile beslemeye çalışmalarına bayılıyorum. 
✔Onlar benim rol modellerim.
Hedefim onların yaşına geldiğimde onlar gibi aklı başında, zamana, teknolojiye ve gençliğe ayak uydurabilen, benden geçti artık demeden hayatı her anıyla doya doya yaşayabilen 
tonton bir genç hanım olabilmek 😉

Bunu yapabilmek içinde bir köşeye sinmek yerine hayata sıkı sıkı yapışmam gerektiğini, 
üretmekten ve güncellenmekten asla vazgeçmemem gerektiğini biliyorum. 
Tek bir hayatım var ve ben onu doya doya, 
neşe içinde, farkında olarak ve her aşamasında 
hayata katkı sağlayarak yaşamayı seçiyorum. 
Hayatı seviyoruuummm 😍


Sevgiyle...

22 Şubat 2017 Çarşamba

Rüya

Rüyamda ailecek bir sınava hazırlanıyoruz. Soru-cevap, soru-cevap …
Aklımda bir soruyla uyanıyorum.
“Tarihte iktidar için çocuğunun canına kıyan ilk padişah kimdir?”
Hayırdır inşallah.
Hemen eşime yöneltiyorum soruyu.
Kanuni Sultan Süleyman olabilir diyor.
 Sonra başlıyor Kanuni ile ilgili bilgiler aktarmaya. 

En ilgimi çeken kısım  Kanuni’nin şahsına ait özel küçük bir sandığın kendisi defnedilirken mezarda yanına konmasına  dair vasiyette bulunması ile ilgili kısım oluyor.

Bende kısaca size aktarıyorum;
“Kanuni Sultan Süleyman Hanın, vefat ettiğinde yerine getirilmesini istediği bir vasiyeti vardır. Bu vasiyet, şahsına ait özel küçük bir sandığın kendisi defnedilirken mezarda yanına konmasıdır.

Hayatı seferlerde geçen Sultan Süleyman yine bir seferde iken vefat eder. Cenazesi İstanbul'a getirilince derhal defin işlemlerine başlanır. Bu vasiyeti üzerine sandık meydana çıkarılır ve hazır tutulur.

Büyük hükümdarın cenaze töreninde şüphesiz bütün devlet erkanı hazırdır. Şeyhülislam Ebussuud efendiye, Sultan Süleyman’ın böyle bir vasiyeti bulunduğu söylenir. Ebussuud efendi "Zinhar böyle bir vasiyeti yerine getirmeyesiz, dini mübine yani İslam'a uymaz” der.

Nihayet vasiyetin yerine getirilmemesi kararlaştırılır. Küçük sandık mezara konulmaz ama içinde ne var, dünyanın en büyük hükümdarının mezarına konmasını istediği şey nedir? Herkes tarafından merak edilir. Bu vasiyet yerine getirilmediğine göre sandıkta pekala açılabilir ve nitekim de sandık açılır. Sandığın içi, Kanuni'nin yapacağı işlerin, vereceği kararların dine uygun olup olmadığı hakkında Şeyhülislamdan aldığı fetvalarla doludur. Bunun üzerine Ebussuud efendi, "Hey büyük sultan, sen Allah katında kendini temize çıkardın, mesuliyeti bize yıktın, biz nasıl bunun altından kalkacağız bakalım" der ve ağlar.”


Öyle etkisinde kalmışım ki bu mevzunun gün boyu kafamı kurcaladı durdu.
Hesabını sormak tabi ki bize düşmez ama insan düşünmeden edemiyor.
Bir kul bu kadar hassas bu kadar adaletli iken evladına nasıl kıyıyor.
Belki biz göremiyoruz da Allah biliyor.
Devletin bekası için? Ama peki bütün dönemlerde devletin bekası mı düşünülüyor?
Peki tüm sultanlar Kanuni kadar hassas mı?
Kişisel hırslar evlat ve kardeş sevgisinin önüne geçebilir mi?
Gel de  kafaya takma işte.
Sonra işin boyutu başka bir tarafa kayıyor.
Peki ben neden böyle bir rüya gördüm?
Benim bu rüyadan çıkarmam gereken paye ne?
Tabi ki doğal bir iç güdüyle iyimser bakıp 
hayırdır hayır diyorum.

Her şer görünende bir hayır, her hayır görünende bir şer vardır deyip konuyu kendimce noktalıyorum.

Bu arada sorunun cevabını eşim de tam bilmiyor.
Doğru cevap:
Osmanlı İmparatorluğun da  ilk oğlunu öldürten Padişah  1. Murad Hüdavendigar’dır.

Oğlu Savcı bey’i kendisine karşı ayaklandığı gerekçesi ile öldürtmüştür.




20 Şubat 2017 Pazartesi

Çok olmuş uğramayalı...


Elimde dallar, hava güzel...
Yürüyorum aheste aheste.
Sonra gözüm elimdeki dallara ilişiyor.
İyi hoş aldım da bunları sahi ne yapacağım?
Kendi kendime gülümsüyorum.
Huylu huyundan vazgeçer mi?
Bir yandan hayatı sadeleştirmeye çalışırken bir yandan toplamaya devam ediyorum.
Ama eskiye nazaran daha iyi.
Yakında blogumu açalı 11 yıl olacak.
İlk yıllar bir üretim sevdası ki sormayın.
Evim hala o zaman aldığım malzemelerle dolu.
Her şeyle vedalaşabildim de kumaşlarımla, keçelerimle, boncuklarımla bir türlü vedalaşamadım.
Blogumla da  durum pek farklı değil.
Bir küskün bir barışık devirdik 11 seneyi.
Baktım da 1,5 yıl olmuş yazmayalı.
1,5 yılda neler değişmiş. Kayıplarım olduğu gibi, kazançlarım da olmuş.
En önemlisi diğer yarımı bulmuşum. 
Sağĺığım yerindeymiş. Keyfimde tıkırmış galiba ; )
Buralara da gelememişim.
Acaba bundan sonra  gelir miymişim?

Zaman :)

Hep bir geri dönerim duygusu.

Sevgiyle...

 

KAÇ KİŞİ ONLINE